A) BİR KARAR
SİSTEMİ OLARAK İŞLETME
Yönetim kademelerini dolduran
YöneticiLerin zamanlarının çok büyük bir kısmını karar almakla geçirdiklerini
hepimiz biliriz. İşte, bu kısımda yöneticiler tarafından alınan kararların
yapısını inceleyerek stratejinin yönetimdeki yerini belirlemeye çalışacağız.
Karar süreçlerinin karmaşıklığını
anlamak için önce izlenen yolları açıklamayı yararlı buluyoruz (75). İzlenecek
yollordan birincisi, insanların ve işletmenin yönetimi ile ilgilendiğimize göre
özellikle, işletme yöneticilerinin, gerek kişisel ve gerekse grup içinde karar almak
için ne yaptıklarını meydana çıkarmak gerekir. Bunun için karar alternatifleri ve
onların sonuçları karşısında ne gibi karşılıklı etkileşmelerle
karşılaşılacağını, ne gibi zihinsel faaliyetler ve hesaplar yapılacağını ve son
seçime varmak için hangi kurallara uyulacağını bilmek gerekir. Bir karar teorisinin
kurulması için filozofların, psikologların, iktisatçıların ve matematikçilerin
uzun zamandan beri yaptıkları kıymetli çalışmaları ve katkılarını övünerek
anmamız gerekir. Bu çalışmalar halen büyük bir başarı ile devam ettirilmektedir.
İzlenecek yollardan ikincisi; sorunu
betirlemek, alternatifleri ve onların sonuçlarını inceleyerek kararların bünyesini
(yapısını) anlamak; kontrol edilebilen ve kontrol edilemiyen değişkenleri belirlemek;
numaralamak; bu değişkenler arasındaki ilişkileri kurmak; kararları kendi içinde
önem sırasına koymak; ve karar alma yönünden bazı kurallar vücuda getirmektir. Bu
ikinci yol yukarıdakinin aksine, daha aktif bir yaklaşım şekli olmaktadır. Belki bu
yol, karar veren zihinde veya ruha ne olup bittiğine bakmayan daha objektif bir
yaklaşımdır. Ama sadece yöneticinin zihnini, ruhunu değil yönettiği işletmeyi de
dikkate almak yönünden daha mantıkî olmaktadır. Cyert ve March (76) adlı
düşünürler ilk defa işletmenin yapısıyla ilgilenerek objektif bir yöntemin
geliştirilmesinde önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu yöntemde hem mikro-ekonomik
teorinin ve hem de davranış bilimlerinin etkileri göz önünde bulundurulmuş ve bir
sentez yapılmıştır.
Buraya kadar olan açıklamalarımızda,
genel olarak karar şisteminin özelliklerinden söz etmiş bulunuyoruz. Halbuki
işletmeyi diğer kâr amacı olmayan, kamu ve sosyal kuruluşlardan ayıran
önemli nokta kazanç veya kâr amacına yönelik düşünce ve davranışlar ve
bunlarla ilgili olarak alınan kararlardır. Ekonomik bir kuruluş olan işletmenin
kararları; kâr amacını gerçekleştirmek ve bunun için mal ve hizmetler üreterek
müşterilerine sunmaktan ibarettir. İşletme elindeki kaynaklarını üretim ve satış
işlerine yönelteceği veya yatıracağı için alınacak kararlar da esasen bu konulara
dönüktür. Çünkü işletmenin üç tip kaynağı mevcuttur. Bunlar; Fiziksel veya
materyel değerler; tesisattar, stoklar v.b.g., Parasal değerler; para,
krediler; ve insanlardan ibarettir. Üç kaynak üretim süreci içerisinde zamanla
eskir ve yıpranır. Eskiyen tesisatı, harcanan parayı ve ihtiyarlayan insanları
yenileyemeyecek kadar kâr yapamayan bir firma yaşama gücünü yitirecektir. Şu halde,
tekrar edelim ki, işletmeyi amaçlarına ulaştırmak için alınan kararlar; onun
kaynaklarının şekli değiştirmesinde en iyi yönelimi vermekle yükümlüdürler.
B) İŞLETMEDE KARAR
GRUPLARI
Kararların işletme kaynaklarının
optimal bir dağılım ve verimliliğini gerçekleştirmeye hizmet ettiğini belirledikten
sonra, işletmede alınan belli başlı kararların analizine girişmekte yarar vardır.
Analizimizi yaparken birçok kriterlerden
yararlanmak mümkündür. Örneğin, bunlardan biri içe dönük kararlar ile dışa
dönük kararlar ayırımıdır (77). İşletmenin iç yapısı ve üretimi ile ilgili
olanlar içe dönük kararlardır. Halbuki pazarlar, rekabet durumu sendikalar v.b. gibi
kararlar ise dışa dönük kararlardır. Bizi esas ilgilendiren husus, kararların kapsamları
itibariyle incelenmesi olacaktır. Bu yönden kararları iki ana grupta incelemek
gerekir. Bunlardan birincisi işletmenin tümünü ilgilendiren kararlar, ikincisi
ise, belirli bir bölümü veya fonksiyonu ilgilendiren kısmi kararlardır.
İştetmenin bütününü ilgilendiren
kararlar ile kısmî kararların izahında tam bir açıklık mevcut değildir. Bazı
yazarlar (78) işletmenin bütününü ilgilendiren kararlara stratejik kararlar
adını vermekte, bu kararların içine işletmenin çevresiyle ilişkilerini ve
tüm orgarıizasyon yapısının belirlenmesini dahil etmektedirler. Eylemsel
(operasyonel) kararlar adı attındaki ikinci grubu ise, tamamen fonsiyonel bölümlere
(departmanlara) maletmektedirler. Bazı yazarlara (79) göre ise, stratejik adı verilen
kararlar sadece işletmenin çevresiyle olan ilişkilerini oluşturmakta,
halbuki eylemsel (operasyonel) kararlar, işletmenin organizasyon yapısının
şekillenmesini ve yapıyı meydana getiren bölümlerle ilgili kararlardan meydana
gelmektedir.
Ortaya çıkan önemli bir husus
işletmenin organizasyon yapısının oluşturulmasıyla ilgili kararların nereye
yerleştirileceğinin anlaşmazlık konusunu teşkil etmesidir. Buna en iyi cevabı konuyu
daha analitik açıdan inceleyen Ansoff vermiştir (80). Düşünüre göre, işletmedeki
kararların yapısını üç gruba ayırarak incelemek mümkündür. Bunlar 1) Stratejik
kararlar, 2) Yönetsel (Administrative) kararlar, 3) Eylemsel (operasyonel) kararlardır,
Şimdi bunları sırasıyla ve biraz daha ayrıntılı bir şekilde inceleyelim,
a) Stratejik Kararlar
Bu tip kararlar firma ile çevresi
arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi ile ilgilidir (61). Bu nedenle, genellikle; dışa
dönük bir niteliğe sahiptir. Konu kâr açısından düşünülürse hangi
ürünlerin üretileceği ve hangi pazarlarda satılacağına ilişkin kararlar almak
söz konusudur. Biz buna faaliyet sahasının seçimi de diyebiliriz.
Stratejik kararları ilgilendiren başka
bir husus da işletmenin amaçlarının belirlenmesidir. Amaçları kesin ve açık
bir biçimde belirledikten sonra onlara ulaşmak için faaliyet sahasının seçimi veya
dâha önce yapılan faaliyetlerin gerekiyorsa çeşitlendirilmesi, mevcut kaynakların
amaçları gerçekleştirmek uğruna optimal bir şekilde dağıtılması olacaktır. O
halde stratejik kararlar işletmenin rekabet ortamında gelecekte çevrede meydana
gelebilecek olayların derinliği ne bir incelemesini gerektirmektedir (82). Şu halde, bu
tür kararları etkileyen en önemli husus çevrede başgösterecek olan ekonomik, sosyal,
politik v.b.g. değişimlerdir.
Meyer'e göre (83), stratejik kararlar
işletmenin belli bir faaliyet konusuna yönelimi ile ilgilidir. Bu yönelim iki yönde
olmaktadır. Birincisi, işletmenin amaçlarına dönük (yani işletmeye dönük) yön;
ikincisi dışarıya, ürünlere ve pazarlara dönük yöndür.
Kısaca özetlersek, yaşayan bir canlı
olarak, işletmenin yaşamını devam ettirdiği ortama uyabilmesi için o ortamın
koşullarını devamı olarak tanıması gerekmektedir. Bundan sonrada elde ettiği veya
edeceği kaynaklarını nasıl değerlendireceğini kesinlikle saptaması, amaçlarını
gerçekleştireceği faaliyet alanlarını araması, yeni ürün - pazar kombinezonunu
(bileşimini) uygun bir biçimde seçmesi gerekecektir. Şu halde, stratejik kararlar, devamlı
çevresel incelemelerin ışığında;
1) İşletmenin genel amaçlarını
saptama,
2) Amaçlara ulaştıracak üretim veya
faaliyet konuları ile pazarları araştırma ve seçme, ile ilgili bulunmaktadır.
b) Yönetsel Kararlar
Bunlar iştetmenin yapısını ve
şeklini vücuda getirme ile ilgilidirler (84). İşletme kaynaklarından azami sonuç
elde etmek için en iyi organizasyon yapısının (85) kurulması ve işletme
kaynaklarının edinilmesi ve geliştirilmesi (86) ile ilgilidirler.
Organizasyon yapısını vücuda
getirirken karar verilmesi gereken hususlar; yapılacak işler için hangi mevkilere
(orun) ihtiyaç olduğu, bunların yetki ve sorumluluklarının ne olacağı mevkiler
arasındaki hiyerarşik paralel (veya yatay), çapraz ve fonksiyonel ilişkilerin nasıl
kurulacağı; işletmeye giren ve çıkan bilgilerin ve dökümanların hangi yolları
izleyeceği; haberleşme araç ve kanallarının nasıl olacağına ilişkindir.
Yönetsel kararların bir kısmı da
işletme kaynaklarının edinilmesi ve bunların nerelerden, nasıl ne gibi koşullarla
elde edileceğinin ve ne gibi varlıkların yatırılacağının saptanması ile
ilgilidirler. Kaynak planlaması adını alan bu fonksiyon, bazı düşünürlerce
stratejik kararlar içinde mütalâa edilmiştir. Bizce de bu kararlar, çevresel
değişimlerin büyük ölçüde etkisi altına girdiği ve işletmenin yaşamını ve
gelişimini tehlikeye soktuğu hallerde stratejik nitelik kazanırlar.
Meyer (87) herhalde işin sosyal yönüne
çok fazla önem vermiş olmalı ki, yönetsel kararları ''socio - administrative'' adı
altında toplamakta ve ekonomik deyimiyle bu kararları kaynakları elde etme ve
aktiflere yatırma, yapıyı vücuda getirme, ve bunları koruma geliştirme
ile ilgili kararlar olarak nitelemektedir. Meyer ayrıca, bu kararlara diğer
işletmelerce yapılan anlaşmalar, birleşmeler ve yeniden gruplaşmaları da
katmaktadır. Bizce yeniden gruplaşma ve kaynaşmalar; gelişme amacı ve yeni ürün ve
pazar kararları ile ilgili olduğundan, daha ziyade, stratejik bir niteliğe haiz
bulunmaktadır.
c) Eylemsel
(Operasyonel) Kararlar
Eylemsel (operasyonel) kararlar işletme
yöneticilerinin dikkat ve enerjisinin büyük bir kısmını alan ve yöneticileri en
çok meşgul eden faaliyetlerdendir (88). Amaç mümkün olan en etkili şekilde
kaynakların değişim sürecini sağlamaktır. Bütçe kaynakları bu amacı sağlamak
üzere insangücü ve para olarak, fonksiyonel departmanlar arasında verimlilik
kıstasları (performans) şeklinde dağıtılırlar. Örneğin, alış ve satış
fiyatlarının saptanması, satış artırmasını sağlayacak hazırlıklar, üretim
programı ve stok seviyelerinin gözden geçirilmesi gibi kısa süreli faaliyetler bu
gruba dahildirler. Bu nedenle, sözü geçen faaliyetler bir organizasyon bölümü veya
servisinin eldeki araçlardan en iyi sonuçlara ulaşmak için vereceği kararlarla ilgili
olduğundan, sorun bu araçları en iyi biçimde düzenlemeyi ve çalıştırmayı
gerektirmektedir.
Bu kararların önemli özelliklerinden
birisi bazı standart uygulama ve yöntemleri gerekli kılmasında görülür (89). Bu
yüzden, Taylor'un eylemsel kararlara yapmış olduğu katkılar büyüktür. Verilen bir
karar standart olarak birçok benzer olaylara uygulanabilir.
Modern yönetim teorisinin öncülerinden
March ve Cyert, eylemsel kararların yönetimdeki önemini müşterek eserlerinde çok
güzel bir şekilde ortaya koymakta ve hatta daha da ileri giderek bütçelerden ana
plânların araçları olarak bahsetmektedirter (90). Halbuki, buraya kadar yaptığımız
açıklamalardan anlaşılmatıdır ki bütçeleme ve iş programları yapmanın ona
kaynağı stratejik ve yönetsel kararlardır. Şu halde, stratejik ve yönetsel
kararları bütçelemeye ve iç programlarına yön verici bir niteliktedir.
C) ÜÇ KARAR GRUBU
ARASINDAKİ İLİŞKİLER
Stratejik, yönetsel ve eylemsel
kararlarla ilgili yaptığımız açıklamalarla bu kararların birbirlerinden oldukça farklı
yapı ve özellikte oldukları ve fakat birbirlerini tamamlayan bir nitelik
taşıdıkları ortaya çıkmaktadır.
Stratejik kararlar, işletmeye
üretilecek ürün ve pazar seçimlerini sağlar. Bu seçim sonucunda pazar
kapasiteleri belirlenir ve kapasiteye uygun biçimde üretim kapsitesi meydana
çıkar. Faaliyetleri yürütebilmek için kaynak ihtiyacının saptanması, edinilmesi va
faaliyetlere uygun biçimde geliştirilmesi mantıkî olarak bu seçimleri izler.
Üretimde ve satışta gerekli olan bilgiler ve bunların akım yönü bu seçimlerden
sonra meydana çıkar. Şu halde stratejik kararlarla yönetsel kararlar hiyerarşi
yönünden birbirleriyle çok sıkı bir şekilde ilişkilidirler. Stratejik kararlar
ürün ve pazar olanaklarını ve dolayısıyla hacimlerini, elde edilecek fırsatları
veya tehlikeleri önceden bilidirerek işletmenin yapısının (organizasyonunun)
gelişmesinde önemli rol oynarlar. Örneğin, Chandler (91) isimli düşünür, strateji
ile yapı arasındaki bu ilişkiyi güzel bir şekitde ortaya kaymaktadır. Düşünür,
eserinde incelediği işletmelerin çevresel gelişmeleri (bilhassa ekonomik ve sosyal)
düzenli bir şekilde takip ettikleri ölçüde başarıya ulaştıklarını ve böylece
bazı gelişme fırsatlarını sezebildiklerini ortaya çıkarmıştır. Yerel gelişme ve
değişme fırsatları; işletmeye yeni organizasyan şekillerini getirmekte ve böylece
organizasyonda lüzumlu değişiklikler ve gelişmeler yapma zorunluluğu doğmaktadır.
Doğal olarak organizâsyonda yapılan bu değişme ve gelişmeler, temel görev ve
sorumluluklarda, gerekli olan bilgilerin niteliklerinde, haberleşme kanal ve
araçlarında da yeniden düzenlemelere neden teşkil etmektedir.
Madalyonun öteki yüzüne geçersek, iyi
organize edilmiş araştırma ve geliştirme servisleri yeni ürünler ve yeni müşteri
kazanma olanaklarını artırarak işletme stratejisine yön verirler, ayrıca işletmede
organizasyon bölümlerinin etkin biçimde çalıştırılması, elde edilen ve
geliştirilen kaynakların işbirliği ve ahenk içinde faaliyet görmesi, amaçların
saptanması ve gerçekleştirilmesini olumlu yönde etkileyeceklerdir. Şu halde, verilen
stratejik kararları yönetsel kararların etkisinden ayıramayız.
Chandler'in ortaya koyduğu önemli bir
sonuçta, yönetsel kararlarla, eylemsel kararlar arasındaki ilişkiyle ilgilidir. Yani
stratejiye uygun yapı içinde yürütülen faaliyetler, eylemsel kararların etkin
biçimde alınmasını sağlamaktadır. Hatta yöneticilerin kesin ve açık hedefler,
görev ve sorumluluklar yardımıyla birtakım eylemsel kararları ast kademelere kolayca
devredebilme olanaklarına kavuşturduklarını görüyoruz. Böylece yöneticiler
tasarruf etmiş oldukları zamanı daha etkin stratejik ve yönetsel kararlar almaya
harcamaktadırlar (92).
Stratejik kararlara vermek için eylemsel
kararlarla ilgili ölçümler de gerekmektedir. Örneğin, maliyet fiyatlarından
hareketle satış fiyatlarını saptayarak buradan mustakbel müşteri kitlesini
öngörmek olanak içersine girmekte ve üretim plânı da buna göre ayarlanmaktadır
(93). Ayrıca, alt kademelerde kararların icrası sırasında görülebilecek talep
dalgalanmaları ve müşteri gereksinmelerindeki değişmeler araştırma ve geliştirme
üretim ve pazarlama departmanlarının sıkı biçimde işbirliği etmeleri
gerektirmektedir. Bu işbirliği kurulduğu ölçüde eylemsel kararlar daha etkili
olmakta ve sağlam uygulama ve raporlamaya dayanan yönetsel kararların kalitesini de
artırmaktadır.
Bu açıklamalrdan görüleceği gibi
stratejik kararlar işletmede alınan yüksek seviyeli kararlardır. Yönetsel kararlar
stratejik kararlara uygun biçimde şekillenir. Eylemsel kararlar ise, yönetsel
kararların ışığında işlerin icra edilmesi, yani ürünlerin üretilmesi ve
depolanması, nakli ve gerekli yerlere dağıtım ve satışı ile ilgilidirler. Ancak
aşağıdan yukarıya doğru gönderilen raporlar ve bilgileri gerek yönetsel seviye ile
eylemsel seviyede ve gerekse eylemsel seviye ile stratejik seviyede olsun alınacak
kararı etkilemektedir. Örneğin, işletme içinde yönetsel seviyede satışları
artırmak için girişilen reklam kampanyasının iyi sonuçlar verilmesi reklam
kampanyasında kullanılan eylemsel kararlarla ilgili yöntemlerin yeniden gözden
geçirilmesine neden olabilir. Ayrıca maliyetleri azaltrmak için yapılan çabaların
boşa gitmesi artan rekabetin de maliyetleri artırıcı, satış fiyatlarını
azaltıcı, etkiler yapması maliyetleri düşüremeyen eylemsel uygulamaların üst
kademeleri üretimden vazgeçme veya üretimi devam ettirme hususunda önemli bir
stratejik karar almaya itebilir.
Buraya kadar olan açıklamalarımız
sadece işletmenin iç işleri ve faaliyetleri ile ilgili bulunmaktadır. Halbuki, onun
faaliyette bulunduğu ekonomik ortam veya daha genelleştirirsek çevrede görülen
gelişme ve değişmeler bazı güçlükler doğurabilir. Örneğin, karların devamlı
azaldığı ve pazar doyumu olayları başgösterdiği zamanlar stratejinin yeniden
gözden geçirilmesi zorunluluğu ortaya çıkar. Halbuki, çoğu hallerde, bu gibi
durumların eylemsel kararlardan ve bu kararları icra eden yöneticilerin hatalarından
meydana geldiği sanılır. İşletmede sorunları, iç bünyede arama eğilimi; dışa
dönük ve çevresel sorunlarda arama eğiliminden daha fazladır. Bu nedenle, yönetim
kadrolarında değişiklikler organizasyon yapılarının yeniden gözden geçirilmesi,
maliyeti düşürücü tedbirlerle satış miktarları çoğaltma çabaları artırılır.
Ancak, bu tedbirlerin değişen dış dünyada faaliyetleri iyileştirmeye fazla bir
katkısı olmayacaktır.
TABLO 2
Tablo 2'yi dikkatlice gözden
geçirdiğimiz zaman görüyoruz ki, stratejik sorunlar diğer yönetsel ve yürütsel
sorunlar gibi kolayca yöneticilerin dikkatini çekmeyen yani kolayca yeniden
canlandırılamayan (rejeneratif niteliği bulunmayan) özelliğe sahiptirler. Bu yüzden,
özellikle, eylemsel kararlar tarafından kolaylıkla gölgede bırakılırlar.
Yöneticilerin dikkati ne kadar işletmenin işlerine dönükse (yani alt kademelere yetki
devri ne kadar az ise) işletme çevresiyle ilgilenmek o ölçüde az olacak ve stratejiyi
değiştirmek veya yenileştirmek için elverişli fırsatlar elden kaçırılacaktır.
Ansoff bu duruma çare olarak iki
ölçünün öneminden bahsetmektedir (95). İlgi çekici bulduğumuz için burada söz
konusu ölçüleri açıklamayı yararlı buluyoruz. Bu ölçülerden birincisi; işletme
organizasyonunda stratejik görevlerle yükümlü yöneticilerle, eylemsel
kararları meydana getiren yöneticiler arasında tam bir dengeyi gerektiren bir
yönetsel kadro vücuda getirme gerekliliğidir. Aynı tema Chandler'in kitabında da yer
almaktadır. İkincisi ise stratejik görevlerle yükümlendirilen yöneticilerin
stratejik ihtiyaçları ve faaliyet şanslarını araştırmaya yöneltecek bir analiz
yöntemine alıştırmaktır.
Tabloda dikkatimizi çeken bir başka
husus da stratejik ve yönetsel kararların programlanmayan bir yapıya sahip oldukları
buna karşın daha rutin ve tekrarlı olan işlemsel nitelikteki kararların programlanma
özelliğine sahip olduklarını görüyoruz. Bu açıklamalarımızla Simon'ın (96)
programlanabilen ve programlanamayan karar ayırımına işaret etmiş bulunuyoruz.
Programlanabilmeden kastımız, sorunları yazılmış bir bilgi sayar programı ile
inceleyerek kat'î çözüme ulaştırmadır. Halbuki, stratejik sorunların birçoğunu
matematik sembollerle ve rakkamlarla kesin olarak ifade edip çözme olanaklarına sahip
bulunuyoruz. |