A) STRATEJİNİN TANIMI
Literatürde, stratejinin kelime kökeni
bakımından iki kaynağa dayandığı ifade edilmektedir. Bunlardan biri: Latince yol,
çizgi veya yatak anlamına gelen strateji kavramıyla(1), ikincisi ise, eski Yunann
General Strategos'un adıyla ilgilidir. Bu generalin san'atını ve bilgisini belirtmek
için kulanılmıştır(2). Türkçede strateji sürme, gönderme, götürme ve gütme
anlamlarında kullanılmaktadır (3). Strateji bilimsel bir disiplin olarak gelişmesini
askeri alanda taşıdığı öneme borçludur. Savunma ve hücum yönünden askeri
amaçları etkin ve verimli bir biçimde gerçekleştirebilme tarih boyunca orduların
stratejik gücünün göstergesi olmuştur.
Son yıllarda işletmecilik
literatüründe ve özellikle yönetim ve karar teorilerinde strateji kavramı, oldukça
önemli bir yere sahip olmaya başlamıştır. Aşağıdaki açıklamalarımızda bu
kavramı çeşitli yönlerden incelemeye ve sonunda işletme yönetimi açısından
taşıdığı önemi ayrıntılı bir biçimde belirtmeye çalışacağız. Önce, askeri
bakımdan stratejinin taşıdığı anlamlar üzerinde duralım.
a) Askeri Bir Kavram
Olarak Strateji
Askeri anlamda strateji bir savaşta
orduların girişecekleri hareketlerin ve operasyonların tasarlanması ve yönetilmesi
san'atıdır (4). Böylece strateji genel bir harp plânından başka birşey değildir.
Gerçekten strateji bilfiil harekete geçirmek, savaşmak aksine bir düzen veya plan
yaparak açıkcası düşünsel işlemlerde bulunarak orduyu savaş nizamına sokmaktır.
Askeri stratejide amaç genellikle zaferdir.
Zafer ulaşmak için önce birliğin durumunu değerlemek (içe bakış) yani kuvvetli
ve zayıf yönleri belirlemek sonra da düşman kuvvetlerinin durumunu, eldeki
olanaklar ölçüsünde değerlemeye çalışmak (dışa bakış) gerekir. Askeri
stratejinin tayininde elde bulundurulan harp araçlarının miktarı ve kalitesi ile
savaşın cereyan edeceği arazının durumu ve arazi hakkındaki bilgi derecesi de
önemli rol oynar.
Bütün bu unsurları dikkate alınarak
kuvvetleri düşman karşısında üstün bir duruma geçirmek için gerekli araç gereç
dağılımının yapmalı kuvvetleri önemli noktalara yerleştirilmiş ve mümkünse
düşmanın zayıf olarak bilinen yönlerinden manevraları yürütmelidir.
Şu halde, strateji zafere ulaşma
amacıyla tasarlanan ve yürütülen çarpışma usulüdür(5) . Bu çarpışımın
usulünde en önemli ilişki General Beaufre'un da dediği gibi askeri kuvvetlerin
ekonomik bir biçimde kullanılmasıdır (6). Yani kuvvetlerin düşman karşısında
manevra kaabiliyetini yüksek tutarak en az kayıp verecek biçimde harp düzenine
sokmaktır (7).
Askeri stratejinin en önemli
özelliklerinden biri de yapılacak hareketlerin ve manevraların zaman içinde
hiyerarşisini (düzenini) yapmaktadır. Askeri harekatlarda zaman bazı hallerde
en önemli yeri tutar. Hangi hareketin hangisini takip edeceği bazı hareketlerde ne
kadar süreceği ve ne zaman sona ereceği iyi bir askeri stratejinin temelini oluşturur.
Askerlikte zaman kaybetmek veya bir tarafın diğer tarafa zaman kaybettirmesi çoğu
hallerde savaşın kaderini değiştiren önemli unsurlardan biri olmuştur.
Askeri strateji ile ilgili
açıklamalarımıza son verirken, buraya kadar olan açıklamalarımızı genel bir
tanım içinde özetlemeyi yararlı buluyoruz. Strateji, düşman kuvvetlerinin niyetleri
ve araçlarının bir kısmının bilindiği farzedilerek, savaşın cereyan edeceği
arazinin durumunu dikkate alıp, askeri birliklerin ve amaçların genel kullanım ve
görev planını belirlemek, yapılarak hareketleri ve manevraları zaman içinde
düzenlemekten ibaret savaş san'atıdır (8).
b) Genel Kabul
Görmüş Askeri Strateji İlkeleri
Günümüze kadar yapılan savaşlardan
kazanılan tecrübeler birtakım askeri stratejik ilkelerin benimsenmesine yol
açmıştır. Bu ilkeleri genel amacı işletme yönetimine hizmet etmek olan bu
çalışmamızda ele almamızın nedeni bunların devamlı rekabet ortamı içinde
hayatını sürdürmek ve geliştirmek isteyen işletmelerin yönetimin de de yardımcı
olabileceği kanısından ileri gelmektedir. Bu iİkeler aşağıgaki şekilde
açıklanabilir :
1) Güçlü olma ilkesi ; düşman
karşısında bir ordu askeri güç araç ve gereç bakımından en güçlü olmalıdır
(9). Bu ilke bize, işletmenin kaynaklar arasından zengin olması ve ürettiği
ürünlerin pazarlarda üstün teknik özelliklere sahip olması gereğini hatırlatır.
2) Güçleri, kuvvetli olunan nokta
etrafında birleştirerek düşmanı zayıf olduğu yerlerden çökertmek ilkesi (10);
bu ilke ekonomide mukayeseli üstünlük olarak tanınır ve her devlet gibi bir işletmeninde
mümkün olduğu kadar üstünlüğü elinde bulundurduğu alanlarda uzmanlaşması
gerektiğini belirler.
3) Amaç-Araç uygunluğu ilkesi;
bu ilkede elde bulundurulan, araçların savaşı kazanmak üzere en iyi bir şekilde
kullanılmasını veya amaçları, elde bulunan araçların miktar ve kalite yönünden
özelliklerini göz önünde bulundurarak saptamak gerektiğini ifade eder (11). Bu ilke
bize, işletmecilerin serüvenci girişimci olmak yerine, gerçekleri daima gözönünde
bulundurmak zorunda olduğunu hatırlatır.
4) Esneklik; uysallık ve sakıntı
(ihtiyat) ilkesi : hal, koşul ve olanaklarda zaman içinde meydana gelebilecek
değişiklikleri dikkate alarak yeni duruma kolayca uyabilme ve üstün durumu koruyucu
tedbirler alabilme gereğidir (12). Bu ilke bize işletme yönetiminde alternatif
seçimin önemini ve asgari ölçüde de olsa değişen koşullara uyabilmek için elastik
ve sakıntılı olarak gerektiğini hatırlatır.
5) Güçlerin ekonomisi veya etkin bir
şekilde kullanılması ilkesi (13); elde bulundurulan askeri güçleri en etkili
olacakları bölgelere dağıtarak onlardan azami yarar sağlama; kayıplarını da asgari
ölçüde tutabilme zorunluluğunu belirtir. Bu durum bize işletmelerde üretim
faktörlerinin verimli biçimde kullanılacakları yerlere dağıtılmasını ve kıt,
pahalı ve telafisi güç olan zamanın iyi değerlendirilmesi gereğini ifade eder. (14).
6) Ateş ile hareketi kombine etmek
(birleştirmek) ilkesi; askerlikte karşı tarafın askeri harekatını frenleyecek
şekilde hareket dengeyi sağladıktan sonra hücumu geçmeli veya karşı harekatta
bulunmalıdır. Bu ilkenin iş hayatındaki anlamı; rakiplerin güçlü ataklarını
önleyici tedbirler almak denge sağlama ve onların zayıf ve yetersiz odukları
noktalardan gelişme hareketlerini düzenleme biçiminde belirtilmektedir.(15)
7) ''Kayıp ve vermeksizin geri
çekilmeyi bilme'' ; önemli bir askerî strateji ilkesi dir. Askerlikte iyi bir
generalin en üstün, yeteneği geri çekilme plânını uygulayabilmesinde görülür.
İşletme yönetimine uygulanabilecek en önemli ilkelerden biri de budur.
Yani ürün eğrisi analizlerine
girişerek verimsiz hale gelen ürünlerin üretiminden vazgeçmek (desinvestissement) ve
bir yenilik projesi hazırlayarak yeni ürün - pazar alternatiflerinden yararlanmak
gereğini ifade eder (16)
c) Ekonomik ve
Yönetsel Bir Kavram Olarak Strateji
Strateji iş dünyası sözlüğünde 20.
yüzyılın ilk yarısına doğru yer almaya başlamıştır. Bu tarihe kadar bazı
eserlerde strateji deyimine rastlanmışsa da asıl ekonomik anlamıyla ilk defa açık
şekilde izahı, iki iktisatçı ve aynı zamanda matematikçi olan Neumonn ve Morgenstern
tarafından yapılmıştır (17). Düşünürler burada stratejıyi kişi ekonomisi
açısından ele almakta; kişisel faydasını maksimum kılmâya çalışan iki oyuncunun
rasyonel davranışlarını şekli ve sistematik bir şekilde açıklamaktadırlar.
O halde burada strateji, mikro ekonomi
açısından ele alınıp faydalarını maksimuma çıkarmak isteyen iki oyuncunun
rakiplerinin davranışlarını olasılık hesaplarına dayanarak matematiksel açıdan
değerleyip bir seri kararlar almaları anlamında kullanılmıştır (18). Oyun tam
belirlilik koşulları altında oynanmaktadır. Yani her oyuncu rakibinin mümkün olan
bütün davranışlarının kendi fayda fonksiyonu üzerindeki etkilerini bilerek
kendisini ona göre hazırlayabilmektedir (19). Ekonomik ve sosyal olaylarda bu varsayım
geçerli olmadığından sarfedilen birçok çabalara rağmen oyun teorisi direkt olarak
pratik uygulamalarda kullanılamamıştır (20). Fakat ekonomik düşünce ve uygulamalar
ve bilhassa ekonomik programlamalar üzerindeki endirek etkileri küçümsenmeyecek
ölçüde bulunmuştur.
O halde ekonomi biliminde strateji,
sonuçlandırılacak bir sorunun verileri tarafından belirlenmiş rasyonel bir
davranışla sınırlanmaktadır. Yönetsel anlamda ve işletmenin kâr maksimizasyonu
yönünden strateji matematik ve istatistik yöntemlerle programlanabilen ve optimal
seçimleri sağlayan bir araç olarak tanınmıştır (21).
Ancak her de de kullanılışı son
yıllarda programlanamayan bir kavram olduğu yönündeki görüşleri güçlendirmiştir.
Çünkü sosyal olaylarda tam bir belirlilik hali mevcut değildir.
Günümüzde strateji seçimi işletmenin
çevresiyle olan karşılıklı ilişkilerinin, çevreye karşı gösterdiği tepkilerinin
(22), iç organizasyonunun ve personelinin davranışlarıyla ilgili değişkenlerin
etkisi dikkate alınarak yapılır. Bu çok değişkenli ortamda değişkenlerin hepsini
kontrol altında tutabilmek ve herbirinin davranışlarını ve olasılıklarını sezerek
programlamaya gitmek veyahutta birtakım varsayımlardan hareket ederek kantitatif; kesin
bir programlama, yapmak sosyal bilim sosyal bilimde olduğu gibi stratejinin ekonomi ve
işletme yönetimini olan yönetimin ruhuna aykırı düşmektedir. Kantitatif araçlarla
optimal seçiş hesapları, ancak sınırlı değişkenli durumlarda; strateji seçimine
yardımcı bir araç olarak kullanılabilir.
O halde bu çevre içinde işletme
yönetiminde strateji, İşletmenin çeşitli fonksiyonları arasında meydana gelen
karışıklıkların açıklığa kavuşturan ve genel amaçları belirleyen özellikleri
düzenleyen ekonomik bir ortamda işletmenin optimuma geçmesi ile ilgili seçimsel
kararlar bütünüdür. Bu seçimler bir canlı gibi onu yaşamasını ve gelişmesini
garanti altına olacaktır (23). Böylece stratejinin, tıpkı askerlikte olduğu gibi,
amaçlara ulaşmak içın eldeki kaynaktarı (veya olanakları) en iyi şekilde kullanarak
uzun dönemli açık genel bir işletme planı yapmak olduğu meydana çıkmaktadır.
Bu anlamda strateji diyalektik
(eytişimsel) bir özelliğe sahiptir. Diğer bir deyimle; önceden, saptanmış
amaçlarla, onlara erimeye yardımcı olacak araçların karşılıklı etki ve
tepkilerini içermektedir. Araçlar amaçlara hizmet etmekle beraber, onların tayin
edilmesine yardımcı olmaktadırlar. Araçlar yanında stratejinin işletme projelerine
veya amaçlarına zıt gelen düşmanca bir çevreye de, karşı çıkmak zorunda
olduğunu ifade edebiliriz.
Bu yönleri ile strateji, işletmeyi
sıkan güçlük ve karışıklıkları ortadan kaldırarak; ona faaliyet serbestisi
sağlayan ve amaçlarının seçimine sıkıca bağlı olan düşünsel bir değer
sistemidir. Bazı düşünürler stratejiyi ''bir işletmenin uzun dönemli temel
amaçlarının saptanması ve bu amaçlara ulaşabılmek için gerekli kaynakların
tahsis edilerek onların kullanımında kabul edilen yollar'' olarak tanımlayarak,
amaçların belirlenmesini de stratejinin içine dahil etmektedirler. Bu yüzden amansız
stratejiden bahsetmek anlamsız olmaktadır. Şu halde amaçlar acaçlar ve strateji
arasındaki eytişimsel (diyalektik) ilişkiler aşağıdaki biçimde ifade edilebilir
(26).
Buraya kadar olan açıklamalarımızı
özetlersek; rekabete dayanan ekonomik bir ortamda strafeji, herşeyden önce, yeniliği,
ilerlemeyi ve işletmenin devamlı olarak çevreye intibakını veya çevre ile
karşılıklı uyum içinde olmasını sağlayarak meydana gelen değişiklikleri kortrol
altına alan yönetsel bir araçtır (26). Stratejik faaliyet için, belirli miktarda
kaynakların el altında bulundurulması çevredeki değişiklikler karşısında bu
kaynaklara bakılarak kararlar verilmesi gerekir. Alınan bu kararlar ve seçimler
işletmenin bilgi ve iradeye dayanan dinamik ve ilerici bir yönelim içinde
çalışmasını sağlayacak; geleceğin uzun vadeli değişimlerini öngörerek
sistematik bir şekilde düzenlenmesini temin edecektir. Böylece işletme hayatında
kadere veya şahsa bırakılan hususta azaltılmış veya kontrol altına alınmış
olacaktır.
d) Yönetsel
Stratejinin Özellikleri
Yönetsel stratejinin genel
özelliklerini kısaca aşağıdaki biçimde sıralayabiliriz;
1) Strateji, bir analiz etme
sanatıdır;(28) bu sanat bir düşünme Yöntemi ve açık bir sistemde faktörler
arası mantık ilkeleri ve ilişkileri üzerine kurulmuş, karar verme ve kararlar
içindeki engellerin kaldırmasıyla ilgilidir.
2) Strateji amaçlara bağlı bir
unsurdur;(29) bir işletmenin stratejisi o işletmenin genel amaçlarına hizmet eder
ve güçlerin bu amaçlar etrafında toplanmasını sağlar.
3) Strateji işletmenin çevresiyle
eytişimsel ilişkilerini düzenler (30) ekonomik, teknolojik, politik ve sosyal
bakımdan çevresel değişimlerin kavranmasına, işletme üzerindeki olumsuz etkilerin
giderilmesine ve olumlu etkilerin de zamanında farkına varılarak onlardan yararlanma
fırsatına olanak verir. ,
4) Strateji devamlı olarak
tekrarlanan (rutin) işlerin aksine uzak geleceğe bağlı bir düzeni ilgilendirir. (31)
Stratejik seçimler, işletmenin uzun sürede izleyeceği politikalarla ilgili olduğu
için monoton (rutin) karar ve işlerden kesinlikle ayrılır.
5) Strateji işletmenin bütün
finansal ve beşeri kaynaklarını uyuşum içinde yöneten ve faaliyete geçiren bir
unsurdur.(32) Böylece strateji işletmenin günlük hayatı içinde cereyan eden
olayların ve alınan kararların yön vericisi veya pusulası da olmaktadır. Yönetmek
anlaşmazlıkları ortadan kaldırmaktır. Doğaldır ki, strateji yönetimin
gerekliliğini ortadan kaldırmamakta, aksine oyunun kurallarını belirlemekte,
belirsizliği azaltmakta ve izlenecek yolları ve kaideleri açıklığa
kavuşturmaktadır.
6) Strateji karmaşık ve dinamik bir
organizasyonda beşeri unsuru (çalışanları) cesaretlendirme ve harekete geçirme
aracıdır (34) Şu hale göre strateji güdüleyici bir faktördür. Kişiler
belirsizlik ortamında daha karamsar bir şekilde hareket ederler. Halbuki onlara gelecek
hakkında belirsizliği giderici (veya azaltıcı) bilgiler sunuldukça ve gidilecek
amaçları da kesin bir şekilde belirledikçe, çalışma hırsları ve cesaretleri de
artacaktır. Böylece çalışanlar ve özellikle yöneticiler taktik faaliyetlerinin
taslağını kolayca yapabilecekler ve kişisel faaliyetlerinin genel amaçlara
uygunluğunu kolayca belirlemiş olacaklardır.
7) Strateji karmaşık (kompleks) ve
dinamik bir çevrede (ortamda) işletmenin faaliyet sahalarını belirler (33). İşletmenin
mevcut kaynaklarından nasıl yararlanılacağını ve uzun süre içindeki
dağılımının kesin dökümünü ve takvimini içerir. Bu dağılım, bir pazarda, bir
sanayi kolunda veya bir ekonomik faaliyette rakip , güçleri ortadan kaldırmak için
olasılığa dayanan olayları lehte esaslar üzerine kurmak için
ayrıntılandırılmış bir öngörüdür.
Bu açıklamalarımızdan sonra,
başlangıçta soyut bir kavram olan strateji, somut bir kaide yönetime ve yönetim
etkisi şekline dönüşmektedir. O halde strateji, muhakeme yapmanın, geleceği
öngörmenin ve yönetimin iyileştirilmesinin bir araçtır. Kısaca büyüme ve dinamizm
sağlayan en iyi araçtır (35).
B) STRATEJİNİN,
BENZER KAVRAMLARLA İLİŞKİSİ
Stratejinin etraflıca bir tanımını
yaptıktan belli başlı özelliklerini ve önemini açıkladıktan sonra, onunla sık
sık anlam karışıklığı yapan bir takım kavramlardan ayrıldığı yönleri ile
benzer taraflarını belirtmeyi yararlı buluyoruz: Bu kavramlardan belli başlıcaları
yönetim literatüründe sık sık kullanılan politika, taktik, program, yöntem ve
plandır.
a) Strateji ve
Politika
İşletme literatüründe birbirleriyle
karıştırılan terimler strateji ile politika olmaktadır. Çünkü bu iki terimi
birbirinden kesinlikle ayırdetmeye olanak yoktur. Politika yol gösterme ve belirlenmiş
amaçlara ulaşmak için izlenen yol veya genel plandır.(36) Bu bakımdan uygulamalarla
ilgili ilkeler dizisini ve kurallar toplamını meydana getirir. İlke ve kurallar ise
yoruma imkân tanımadıkları için oldukça katı ve verilmiş durumlara uygulanabilecek
pratik çarelerdir. Bu açıdan politika ileride açıklayacağımız taktiğe daha çok
yaklaşır.
Strateji ilerde meydana gelebilecek
bütün durumların önceden tahmin edilemediği kısmî belirsizlik koşullarında
alınan karar türüdür.(37) Halbuki politika yeter ölçüde tanımlanmış ve gerekli
bilgilerle donatılmış belirlilik ortamında alınan ve devamlı kararlardan
oluşmaktadır. Ansoff, politikayı genelden özele indirgeyerek veri olarak açıkça
bilinen durumları veya sorunları çözmek için sunulan bir takım genel çözümler
toplamı haline getirmektedir (38). Politika, bir kere belirlendikten sonra sık sık
değişmez örneğin fazla mesaî veya hastalık hallerinde personele uygulanan ücret
politikası aşağıdan yukarıya herkese aynen uygulanır ve her ayrı olay için özel
bir kararı gerekli kılmaz. Halbuki strateji devamlı değişken olması nedeniyle
kontrol altında bulundurulması gereken, ne yönde değişeceği kesin olarak bilinmeyen
bir ortamda alınmaktadır. Dolayısıyla strateji özel olarak işletme ile çevresi
arasındaki ilişki ile ilgilidir. Her olay için genellikle özel bir görüşme ve
kararı gerekli kılar. Politika devamlı tekrar eden kurulmuş bir süreç (prosedür)
şeklinde olduğu için uygulaması icra edenlere kolayca devredilebilecektir.
Bazı düşünürlerin ama tayinini
stratejinin belirlenmesine dahil ettiklerini daha önce belirtmiştik. Bu
düşünürlerden Tilles' e göre strateji bir işletmenin amaçlarının
ve politik yönelmelerinin toplamını oluşturur politika ise saptanmış
amaçlara ulaşma yolları olarak belirlenir (39). Şu halde strateji politikayı da
içeren daha genel bir kavram olmaktadır.
Tabatoni de Ansoff' unkine yakın bir
ayırım yapmakta, politikayı bir stratejiyi meydancı getiren bileşenler ve bileşken
güçler şeklinde açıklamaktadır. Buradan hareketle, araştırma, üretim, dağıtım,
yatırım ve yatırımın sona erdirilmesi, personel, finans, ve bağdaşma gibi birtakım
politikaları saydıktan sonra bunların kendi içlerinde çok sıkı ilişkilerde
bulunduklarını hepsinin topyekün olarak stratejiyi oluşturduğunu öne sürmektedir
(40).
Her ne kadar bu açıklamalar sonucunda
kesin bir ayırımda birleşme olanağı bulunamamışsa da, strateji politikanın
üzerinde daha ziyade tasarlama ve ileriyi öngörme veya sezme ile ilgili bir kavramdır.
Halbuki politika daha özel durumlar için meydana getirilmiş, uygulamalara daha yakın
olan bir takım ilke, kural ve emirlerden meydana gelen kararlardan oluşur (41).
Politikanın stratejiye en benzer özelliklerinden biri her ikisinin de uzun süre için
saptanmış olmalarıdır. Fakat politikadaki esneklik stratejiye nazaran daha azdır,
çünkü stratejiyi belirten değişken çevre onun içerdiği temel kararların da
değiştirilmesine neden teşkil eder. Politika ve strateji amaca bağlılıkları
yönünden birbirlerine çok benzerler, ancak, strateji amaçla daha yakından ilgilidir.
Stratejik faaliyet eldeki bütün güçlerin amaca yöneltilmesi şeklindedir. Halbuki
politikada bu bağlılık daha gevşektir. Toplam politik uygulamalar amaca yönelmiş
olsa da, her politik uygulamayı işletmenin genel amaçlarını gerçekleştirme ile izah
etmek olanaklı değildir.
b) Strateji ve Taktik
Taktik, usul ve teknik
bakımdan stratejiden daha ayrıntılıdır. Stratejinin amaçlara ulaşmak için eldeki güçlerin
veya kaynakların dağıtım planı olduğunu biliyoruz. Taktik, bu yerleştirilen
güçlerin harekete geçirilmesi yani uygulanması ile ilgilidir(42). Olaylar yaşanırken
veya cereyan ederken meydana gelecek durumları önceden görerek uygulama alternatifleri
ve ayrıntıları hazırlanır.
Bu cümleden olarak, taktik daha özel
ve daha kısa fikirlerden ve uygulama, sanatından oluşur(43). Strateji bir
nizam, düzen ve tasarı ile ilgili düşünsel bir işlem taktik ise harekete
geçme ve uygulamanın ayrıntılı bir düzeni ile ilgilidir. Bazı hallerde taktik uygulamalar
esnasında saptanabilir. Bu yüzden taktik de aslında strateji gibi amaca hizmet eden bir
amaç olmasına rağmen özet, kısa fikir ve hareketlerden oluştuğuna göre bazen çok
kısa sürede genel strateji düşüncesine aykırı düşebilir. Örneğin savaşta
karşı orduyu ortadan kaldırmak stratejisi içinde düzene konulmuş bir ordunun taktik
gereği ani olarak geri çekilmesi veya kısmî bir yörede güçlerini artırıyormuş
gibi göstermesi aslında stratejinin uygulamasına ilişkin bir manevradır. Taktikler
aslında, stratejinin gerçekleşmesine yardımcı ayrıntılar ve hatta programlardır.
(44) Bu yüzden, taktik programa benzemektedir. Her stratejiyi uygulamaya koyarak mutlak
bir takım taktikler gereklidir. Bu yüzden taktik stratejiyi gerçekleştiren bir araç,
onun vazgeçilmez bir devamdır.
c) Strateji ve Program
Program, süreleri belirlemek,
ayrıntılı faaliyetlerin uygulanacakları yer ve zamanları ve bunların kimler
tarafından nasıl yapılacağını saptamaktır (45). Program tam belirlilik hallerini
ve çok kısmî riskleri içermektedir (46). Bir olayın en ince ayrıntılarını yer,
zaman, şahıs ve usul göstererek belirlemektedir. Kısa süre ile ilgilidir.
Halbuki strateji işletmede meydana gelecek bütün olay ve hareketlerin uzun süre
içinde öngörülmesini ve bunların işletmenin amaçları yönünden değerlendirilmesi
ve seçilmesini gerektirir. Programlar daha alt kademelerle ve uygulamalarla
ilgilidir. Programların başka bir özelliği bir defa kullanılan plânlardan oluşudur,
bu yönü ile de politikalardan ve stratejiden ayrılırlar. Programların esneklik
özelliği çok azdır; bu yüzden de katı niteliktedirler.
d) Strateji ve Yöntem
Yöntem kullanılış özelliği
açısından politikaya benzer, politika ve strateji geniş bir alan ya da temel bir
sorunu ele atmasına karşılık, yöntem normal olarak politikanın veya stratejinin
uygulanır şekli ile ilgilidir (47). Bu bakımdan strateji ve politika kapsam
bakımından yöntemden daha geniştir. Her üç kavramın müşterek yönleri sürekli ve
uzun süreli seçimlerden olmalarıdır (48). Yöntem ile programın birbirlerine benzer
yönleri, uygulamaya daha yakın olmaları ve bir işi veya bir işlemi
ilgilendirmeleridir. Yapılan her iş ve işlem için kullanılan bir yöntem mevcuttur.
Bu açıdan bakılırsa, strateji plânlaması yaparken bir takım kantitatif ve
kalitatif yöntemlerden yararlanılır. Politika uygulamaları da bir takım
yöntemlerin bileşmesinden oluşur.
Şu halde genel fikir olarak, belirli
amaçlar için yapılan her faaliyet alanında çeşitli derecelerde yöntemler
uygulanabilir(49). Önemli hususlardan biri de, yöntemin özellikte stratejiye nazaran
standartlaştırılma özelliğinin olmasıdır. Hatta uygulamalarda kullanılmak üzere
standart yöntemler meydana getirilmiştir. O halde, Yöntemler çeşitli soruların
bunların çözümünde kullanılan usullerden ibrettir. Bu açıdan bakılırsa stratejik
plânlama da bir sorun çözme yöntemidir.
e) Strateji ve Plan
Birbirine karıştırılan iki kavramdan
biri de strateji ve plândır. Daha önceki açıklamalardan da anlaşıldığı üzere,
strateji uzun süreli seçimler vs amaçlarla ilgilidir. Plan ise amaçlara ulaşmak için
araçlar ve yolların kararlaştırılması ve kabaca neyin nasıl yapılacağının
saptanmasıdır (50). Görüldüğü üzere plan kavramı genel olarak strateji, politika,
yöntem ve program olarak izah ettiğimiz bütün kavramları kapsamına almaktadır.
Çünkü plan işletmenin çevresiyle veya çevresel gelişmesiyle sıkı sıkıya
ilgilidir. Bu yönü, onu stratejiye iyice yaklaştırır. Plân ayrıca
rakkamlandırılmış amaçların tespiti ve amaçlara ulaştıracak "amaç
fonksiyonunun" maksimizasyonu ile ilgilidir. Doğal kaynaklar, finansal kaynaklar ile
ilgili sınırlamalar başta almak üzere pazar koşulları ve ürün teknolojisi ile
ilgili diğer dış değişkenler bu optimizasyon süreci içine dahil olmaktadır.
Yukarıda saymış olduğumuz
değişkenlerle ilgili öngörülen hususlar kesin değil, fakat olasılığa
(ihtimaliyete) dayanmaktadır. O halde, plan ile belirlenmiş amaçlara ulaşma hiçbir
zaman kesin değildir(51). Şu halde, planda da stratejide olduğu gibi bir risk ve
belirsizlik derecesi mevcut bulunmaktadır.
Fakat tahminlerin
gerçekleştirilmeleriyle ilgili belirsizlikler plânda kabullenilen süre ile sıkı
sıkıya ilgilidir. Yani bu belirsizlikler plânın süresi azaldıkça doğru orantılı
olarak azalmakta plân süresi uzatıldıkça artmaktadır. Öyleyse belirsizlik
özelliği ve zaman süresi bakımından plân daha esnektir.
Şu halde, uzun süreli plân
periyodlarında strateji ile plân anlam birliğine ulaşmaktadırlar. Ancak plânın
süreleri çok çeşitli olduğundan, kısa ve orta süreli plânlar stratejiden
ayrılarak daha kesinlik ve belirlilik kazanmakta ve bu yönden politika; taktik ve
programa benzemektedir. Ancak politika uzun süreli devamlı uygulamaları ilgili bir
kavram olduğuna göre bu yönüyle orta ve kısa süreli planlardan ayrılmaktadır.
Plân daha ziyade hesap edilmiş
rakkamlandırılmış ve daha açıkçası yazılmış bir öngörü türüdür. Halbuki,
strateji bazı hallerde yazılı olmayabilir, bu takdirde genellikle yöneticilerin
zihninde yerleşmiş bir kavram olacaktır. Buna karşılık yazılı hale getirilerek
kesin bir hüviyet kazandırılan stratejilere stratejik planlama adını
veriyoruz.
|