Türk Yöneticilerin Kişilik Yapılarıyla Yönetim Biçimleri Arasındaki İlişkiler Üzerine Bir Araştırma |
Prof. Dr. Hüner ŞENCAN İ.Ü. İşletme Fakültesi |
| I- Türk Yöneticilerinin Kişilik Yapıları |
GİRİŞ
Türk ekonomisinin 1980'li yıllardan sonra dışa açılması işletme yöneticilerini gelişmiş teknolojileri uygulama sorunundan öte yeni yönetim anlayış ve politikalarını uygulayarak uluslararası rekabette başarılı olma zorunluluğuyla karşı karşıya bırakmıştır.
Yöneticilerimizin yönetim anlayış ve felsefesinin 1980'lere kadar geleneksel, büyük ölçüde Osmanlı İmparatorluğu'ndan miras alınmış, dış rekabetten çok iç rekabet koşullarında ve devletin koruyuculuk şemsiyesi altında müşterilere ve işgörenlere fiyat ve ücret empoze eden, değişiklikler karşısında yenilenmeyi değil, istikrar ve dengeyi korumaya yönelik, bu nedenle de bir ölçüde baskıcı ve hükmedici bir karakterde olduğunu söylemek yanlış olmasa gerektir.
İnsan doğası biraz da uzun yıllar içinde gelişerek olgunlaşan toplumsal kültürün ürünüdür. Kültürün bireylerin kişilik yapıları üzerindeki etkisi pek çok araştırmacıya konu olmuştur. Örneğin Mc. Clelland, toplum bireylerini "başarıya yönelten kültürler ve yöneltmeyen kültürler" şeklinde bir sınıflama yaparak, gelişmiş ülkelerin kalkınmasında kültürel faktörleri ön plana çıkarmıştır.
Ülke kalkınmasında kuşkusuz en büyük rol yönetici sınıfa düşmektedir. Ülke yöneticilerinın gülü birer lokomotif olmaları, toplumun yönlendirilmesi ve ülkenin kalkınmasında daha hızlı yol alınması sonucunu doğuracaktır. Bu açıdan yöneticilerimizin kişilik ve yönetim biçimlerini tanımamız, eksiklerımiz, yönelimimiz ve ulaştığımız sonuçlan değerlememiz açısından önemlidır. Ancak başarılı işletme yöneticılerinin çalıştıkları alan, fonksiyonel birim ve bulundukları statüden bağımsız olarak bazı ortak kişilik özelliklerine sahip oldukları saptanmıştır. Bu ortak kişilik özelleklerini bazı yazarlar oldukça geniş tutarken, bazıları da firma üzerinde, özellikle etkisi olan ve yaygın bır şekilde görülenler üzerinde durmuşlardır. Örneğin stodgill yapılan ondan fazla araştırmada liderlerin yönettikleri normal kişilerden aşağıdaki faktörler açısından farklı özelliklere sahip olduğunu bildirmiştir: Zeka, bilgi, sorumluluk yüklenme, hareketlilik, sosyal katılma ve sosyo-ekonomik statü (Tarnopol, 1965). Kişilik, belirli özelliklerin (trait) kompozisyonu şeklinde ele alınırsa bir bireyin kişiliğinin değişik açılardan incelenebileceği görülür. Bir yöneticinin kişiliği içe dönüklük / dışadönüklük, kaygılı olma, Tip-A ve Tip-B kişiliği, duyan-sezen-akıl yürüten, hisseden, özellikleri ile tanımlanabilir.
Bu çerçevede bir yöneticinin kişiliğini üç düzeyde araştırmak söz konusu olabilir.
Yukarıdaki sınıflamadan da anlaşılacağı gibi, yöneticilerin belli bir özellik açısından tanımlanması, kişiliğinin tam bir portresini vermez. Sadece portrenin belli bir kısmını yansıtır. Bu araştırmada genel portrenin açıklanmasına katkı sağlama amacıyla sadece demokratik ve otokratik (yetkeci) kişilik yapıları üzerinde durulmuştur.
Yönetim biçimi, yöneticilerin malzeme ve insana yaklaşımı, onlara değer verme ve yönlendirme şeklidir. Yöneticiler uyguladıkları yönetim biçimlerini, kuramsal bilgileri, iş deneyimleri ve kültürel beklentiler doğrultusunda öğrenirler. Sözkonusu üçlü etken arasındaki uyum yönetim işlevini kolaylaştıracaktır. Öte yandan kuramsal bilgi açığı, çoğu kez sınama-yanılma yoluyla öğrenme ve geleneksel yönetim anlayışıyla doldurulur. Ülke ekonomisinin yöneticilerden beklediği davranışlarla, yöneticilerin yönetim biçimlerinin uyuşmaması, yönetim açığı olarak ortaya çıkar. Uygulanan yönetim biçiminde rol oynayan bir diğer etken kişilik yapısıdır. Yönetim biçiminin kişilik yapılarına ve kültürel beklentilere uygunluğu hem yöneticiyi hem de yönetilenleri huzur alanları içinde çalıştırır. Bu araştırmada temel olarak demokratik ve otokratik (yetkeci) kişilik yapılarının kaçınılmaz olarak demokratik ve otokratik yönetim biçimlerine yol açması sorunu irdelenerek, yöneticilerin yönetsel eğilimi saptanmaya çalışılacaktır.