Amerikan Otomotiv Sektörünün Öyküsü

Derleyen : K. MERIH

"Otomobili kimse icat etmedi. O, birçok aklin ve birçok elin ürünüdür"

Otomotiv sektörü  insanlarin insanca özlemlerle insanlarla birlikte insanlar için kurduklari dev bir imparatorluktur.

- 1903-1990 arasi Amerikan oto sanayinin olusumu-

Amerikan oto endüstrisini bir takim parlak, enerjik ve muktedir insanlar olusturdu ve bunun 100 yildir ayakta kalmasini sagladi. Görünüsleri, yetenekleri, vizyonlari büyük ölçüde farkli idi ve onlarin büyük isletmeleri kurarak bunlari zaman içinde sürdürebilme olanaklarini etkiledi. Istediler kazandilar kaybettiler birlestiler yeniden kazandilar kaybettiler ve yeniden birlestiler. Böylece asrin basinda binin üzerinde olan oto girisimleri sayisi yeni asrin basinda sadece üç olarak kaldi.

Ilk Fabrika : Mekanik ustalari ve mühendisler asrin basinda elle üretilen ilk arabalari yarattilar. Üzerinde genel olarak anlasilan olay Amerikan oto endüstrisinin 1896 da Springfielf Mass., J. Frank Duryea nin atölyesinde basladigidir. 1896 baslarinda Duryea ayni tasarimli 13 arabayi seri  olarak üretebilen ilk üretici olma durumuna geldi. Bu yil bunlardan biri Norwood Mass. de George H. Morril Jr. isimli bir sahsa satildi ve Amerikada ticari olarak satildigi bilinen ilk benzin motorlu araba oldu.

Bir Sektör Yaratmak : Duryea hikayenin baslamasini sagladi fakat bir çok görüs "oto endüstrisi" nin gerçek kurucusunun Detroitli Ransom E. Olds oldugunu öne sürmektedir. Detroitte 1901 yilinda yanan ve yeniden insa edilen fabrikasi ilk büyük ölçekli araba üretim merkezi olarak düsünülmektedir. 1904 yilinda 5,000 civarinda curved-dash olarak bilinen modeli üretti ve bunlari satabildi. Bu sayi o zamanki ABD araba üretiminin %25 ine karsi gelmektedir. Olds un Detroit fabrikasi bir çok önemli parçanin firma disindan saglandigi endüstriyel üretim modelinin ilk örnegini olusturmaktadir.

Kütle Tüketimi : Henry Ford Detroitteki ilk benzinli arabayi üreten, ilk kütle üretimi yapan girisimci degildi. Kütleler için ucuz arabayi üreten ilsk girisimci de degildi. Fakat onun tarzi ve vizyonu yeni dogmakta olan oto endüstrisinde dramatik degisimlere neden oldu. Oto endüstrisine oldugu kadar modern endüstriye etkisi de son derece kalici ve dramatik oldu. bu nedenle modern endüstri paradigmasi 1970 lerde Japonlarin üstünlügü belirginlesinceye kadar yaklasik 70 yil Fordism olarak tek kelimeyle anildi.

Pazarlamanin Gücü : Sektörün ilk pazarlama reaktörü Hugh Chalmers, 27 yasinda yazarkasaya ihtiyaçlari oldugunun farkinda olmayan tüccarlara yazarkasa satarak bir servet yapti. Bir sektör öncüsü Roy D. Chapin tarafindan sektöre 1907 yilinda transfer edilen Chalmers THOMAS-DETROIT MOTOR CO. da kisisel karizmasi ve etkileyici satis teknikleri ile sektörün ticari mekanizmasini degistirdi. Bir gözlemci "Chalmers Detroit sahnesine çikmadan önce arabalar satilmaz, satin alinirdi." demektedir.

Kapitalistik Teknikler : Riskli girisimler, firma satin almalar, firma birlestirmeler, hisse senedi manipülasyonlari kapitalizmin ruhunu olusturmaktadir. Kökeni sanayici olmayip saticilik olan William C. Durant bunlari herkezden daha iyi yapabildigini düsünüyordu. 1908 yilinda çesitli bagimsiz araba üreticilerini GENERAL MOTORS CORP. çatisi altinda birlestirmeyi basardi. Böylece sektörün bir çok yaratici ve üretici yetenegini de kendi isletmeciligi altinda toplamayi basarmisti. Gözü kara kapitalistik teknikleri ve finansal disiplinsizligi GM un kontrolunu kaybedip tekrar kazanmasina yol açti. Nihayet GM un kontrolu 1920 de finansçilarin baskisi ile girisimci Durant tan, GM a katilan bir firmanin yöneticisi olarak gelen  Alfred P. Sloan a geçti. Otomotiv sektöründe profesyonel yönetim devri açilmisti ve Sloan bu dönemin efsanevi karakterini olusturdu.

Fabrika disiplini : Imalat deneyimi oto sektörünün öncelikli aktiflerinden biridir, fakat yönetim kademelerine fabrika yönetiminden yükselene pek raslanmamistir. Bir istisna FORD fabrikalarinda hareketli montaj hatlarinin ve kütle üretiminin usta uygulayicisi olan Charles E. Sorenson dur

Fabrika Yasami : Imalat deneyimi oto endüstrisinin öncelikli bilgisidir, fakat imalat düzeyinden yönetici pozisyonuna geçene girisimci patronlar disinda pek raslanmaz. Bunun bie ,st,snasi Charles E. Sorenson oldu. Kendisi bir teknisyen ve FORD fabrikalarinda yürüyen imalat bantlarinin ve kütle üretiminin gelistirilmesinde ana figürlerden biriydi. Bir digeri ise Walter P. Chrysler di. Usta bir demiryolu teknisyeni idi ve 1911 de BUICK firmasinin imalat müdürü oldu. BUICK üretimini dört katina çikartarak bir ün sagladi ve ayrilarak 1925 de kendi CHRYSLER CORP. firmasini kurdu.

Tedarik Hatlari : Sektörün enyartaci fikirleri genellikle parça ürete yan sanyiden geldi. Edward G. Budd düsünmekten ve önermekten fazlasini yapti. 1912 de ilk çelik gövdeli arabayi üretti, tepelerine filleri çikartarak her tarafta reklamini yapti ve asrin ilk yarisinda dünya çapinda patent haklarini aldi. Budd, monoblok gövdeli arabanin yararlarini diger oto üreticilerinden çok önce görebilen bir  girisimcidir. monoblok olarak kaynakla birlestirilmis çelik gövde bir mukavemet saglitor fakat agir çekmiyordu. Budd tasarimi ilk önce 1924 te önden çekisli bir CITROEN arabada denendi ve bu gün en yaygin uygulanan endüstri standardidir. O nun fabrikalari ilk isçi gazetesi, klinik servis, bedava yasam sigortasi, kadin ve erkege esit ücret ve imalat kararlarina isçilerin katilimini uygulayan kuruluslardir.

Bilimin Katkilari : 1912 de ilk defa elektrikli kontak motorundan, 1975 in katalitik konverterine kadar bilimsel ve teknolojik gelismeler otomobili daha güvenli, daha temiz, daha konforlu ve daha verimli hale getirdi. Charles F. Kettering 1912 CADILLAC için ilk kontak-anahtarli atesleyiciyi gelistirdi ve daha sonra GM un arastirma laboratuarlarinin basina geçti ve bu laboratuar giderek sektörün en büyük endüstriyel laboratuari haline dönüstü. Ilk gelismlerden bazilari kilitlenmeyi önleyen benzin, çabuk-kuruyan boya ve gelistirilmis emniyet camidir.

Pazarlamanin Gücü : Siki propaganda daima ise yariyan endüstri taktigidir. Bunun 1920 lerin ortalarinda Ned Jordantarafindan baslatildigina inanilir. Otomobil firmasi 1916-1932 arasinda bir takim siradan otolar üretince Jordan sektörün hala unutulmayan ve otomobille romansi vurgulayan reklam spotlarini kaleme aldi. Bunlarin en meshuru "Somewhere West of The Laramie" dir ve sektörü karakterize etmek için kullanilir.

Emegin Gücü : Oto üretiminin yarattigi muazzam servetin yaninda montaj hatlarinda tekrarli, sikici ve bazen tehlikeli çalisma kosullari da söz konusu idi. Bunun sonucu sektördeki emek gücü sürekli bir huzursuzluk konumunda idi. Walter P. Reuther önce bir isçi temsilcisi olarak 1930 larda fabrikalarda sendika organizasyonu ve faaliyetlerinin önde gelen lideri oldu. Birlesik Oto Isçilerinin (UAW) baskani oldugu 1946 yilindan, kuzey Michigan da üçak kazasinda öldügü 1970 yilina kadar Reuther sendikanin stratejisini daha iyi ücret ve çalisma kosullari kazanmak olarak belirledi. bu stratejiyi de siki pazarlik ve politik eylem uygulamalari ile sürdürdü.

Tasarimin Gücü : Bazilari için otomobilin temel özelligi estetigidir. Bunun sonucu bir arabanin veya kamyonun tasarimi daima bir sanat performansi olarak görülmüstür. Bunu eniyi anlayanlardan biri Harley J. Earl oldu. 1920 lerin LA SALLE rinden 1950 lerin CADILLAC ve BUICK lerine kadar fonksiyon ötesi araba tasariminda sihirbaz usta olarak görüldü. Bu gün artik yasamayan markalar olan ve seçkinligi ve soylulugu simgeleyen CORD ve DUESENBERG arabalara bu görünümü saglayan Buehrig de sektöre imzasini atan dehalardan biridir. Raymond Loewy II. Dünya Savasi sonrasinda müze kalitesinde STUDEBAKER lerin tasarimlarini yapti ve modern aerodinamik endüstriyel tasarim hareketinin ruhunu olusturdu.

Kötü Adam : Oto sektöründe yuz ve kötü karakter nadiren görülmektedir. Bir örnek aranirsa buna enyakin karakter Harry H. Bennett olarak verilebilir. Iki savas arasinda baba Henry Ford un güvenlik sefi, is müzakerecisi ve sirdasi olarak FORD firmasinda görev yapmistir. Hirçin, kavgaci ve kötü huyludur. Kabadayilarin ve kanunsuzlarin yakini ve H. Ford un mütevazi ve iyi huylu oglu Edsel B. Ford un basinin derdidir. Bennett arkasinda baba Ford un tam destegi ile Ford firmasinin en güçlü pozisyonlarindan birindedir. 1945 yilinda Ford un torunu ve Edsel Ford un oglu Henry Ford II tarfindan adeta silah zoru ile firmadan uzaklastirilnmis ve ailenin üçüncü nesli tekrar firmanin kontrolune geçebilmistir.

Girisimin Güçsüzlügü : II. Dünya Savasi sonrasinda oto sektörü girisimcileri için ilk öncülerin basarilarini tekrarlamak artik imkansiz gibi idi. Oto üretimi artik son derece karmasik bir süreç ve ise baslamanin finansal geregi çok yüksek olmustu. Yine de bazilari sanslarini denediler. 1947 de bir parça imalatçisi Preston Tucker sansini denedi ve TORPEDO markasi ile bir sedan üreterek sektöre üretici olarak girmeyi denedi. Satislar sektörde tutunmaya yetmedi ve basarisizlik Hollywood filimlerine konu oldu. Malcolm Bricklin 1975 de Kanada da monte edilen bir spor araba ile sansini denedi. Araba güçlü ve kaliteli idi fakat beklenildigi kadar düsük maliyetli olmadi ve tutunamadi. Bricklinin fabrikasi da yandi ve yikildi. Tekrar deneyecek gücü kalmadi  ucuz ve ekonomik Japon arabalarinin ithalatina yöneldi. Sektörün en çok konusulan girisimi ise John Z. DeLorean tarfindan gerçeklestirildi. DeLorean otomobil sektörünün bir harika çocugu idi. GM dan emekli olarak kendi oto firmasini kurmak istedi. Çesitli finansörlerin ve Ingiliz Hükümetinin destegi ile Kuzey Irlanda da bir fabrika kurdu ve 1981 de üretime basladi. Lotus firmasinin da tasarim destegi ile futuristik görünümlü 6000 civarinda oto üretebildi. Sürekli finansal sorunlar yasadi ve bunlari asamadi. Firmasini kurtarabilmek için uyusturucu kaçakçiligi   yaparken ele geçti. Mahkemede suçlamanin düzmece oldugunu kanitlayabildi ve beraet etti. Isin gerçegi hala bilinmemekte ve bazen yeni oto projeleri ile kamuoyunun ilgisini çekebilmektedir.

Altin Çag : II. Dünya Savasi sürecinde otolara olan talep yüksek fakat üretim yoktu. Savas sonrasinda müsteriler kuyrukta idi ve ortaya çikan satici pazari oto firmalarina servet ve güç kazandiran bir  altin çagi yartti. Sektörü ve pazari iyi taniyan "Araba Baronlari" ön plana çiktilar. Arlarinda GM un Baskani Ed Cole seçkin bir örnekti. Yetenkli bir mühendisti ve O nun denetiminde 1955 de üretilen meshur "ufak-blok" CHEVROLET V-8 motoru bugün hala üretilmektedir. Cole 1967-1974 arasinda Baskan olarak görev yapti ve hem firmasinin hem de dünya çapinda endüstrini gelecegi üzerinde olumlu katkilarda bulundu. Egzos gazlarinin temizlenebilmesi içim katalitik konverterler kullanilmasi O nun karari ile mümkün olmus ve yayginlasmistir.

Yarislarin Katkisi : Rekabetçi insan dogasi ilk günlerinden bu yana otolari bir yaris makinesi olarak kullanmak egilimine girmistir. Sektör ise yarislarin bir pazarlama potansiyeline sahip oldugunu erken kesfetti. Bill France , toplama arabalarla (stock-cars) yaris düzenlemelerine 1936 yilinda Daytona, Fla. kiyilarinda basladi. Yarislarin sert-erkeksi yapisinin bir düzenleyici kuruma ihtiyaç göstermesi ile 1947 yilinda NASCAR (National Association of Stock Car Auto Racing) kurulusunu organize etti. 1980 lerin ortalarina gelindiginde NASCAR Amerikanin büyük bir ulusal festivali haline dönüsmüs durumdaydi.

Küresel Olmak : 1910 yillarinda FORD ve diger oto üreticileri ülke disinda da iyi organize olmus durumda idiler. Fakat sektörün gerçek ve bütünsel bir dünya görüsüne sahip olmasi onyillar aldi. Ilk küresel düsünürlerden biri kurucunun torunu olan Henry Ford II den geldi. Genç Ford firmanin yönetimini 1945 de 28 yasinda iken devraldi ve üstün yetenekli bir lider olarak 35 yili askin bir süre idare etti.  Bu sürede bir sanayici kaptan olarak dünya çapinda saygi ve ün kazandi.

Yükselen Günes : ABD oto üreticileri savas sonrasinda patlamanin keyfini sürerken Japonlar sabirla bir Dünya Standardinda oto endüstrisi gelistirdiler. Japon arabalarinin Amerikada bir pazar payi kapmasinin saglayan bir çok yönetici bu gün ismen bilinmez fakat Soichiro Honda Amerikalilar tarafindan da takdirle anilan bir avuç öncüden biridir. Honda, firmasini  mühendislik mükemmelligine yönelterek , tepeden tirnaga etkinligi saglayarak ve uluslararasi zevke hitap eden bir tasarimla ABD pazarini firtina gibi kapladi ve Amerikadaki is hacmi Japonyadakini asacak kadar basari sagladi. Honda nin beklenmedik ve sasirtici basarisi TOYOTA ve NISSAN i da cesaretlendirerek Amerikada satilan en kaliteli ve en çok begenilen arabalarin Japon olmasini sagladi. Japonlarin günesi Amerikan yildizlarini söndürmüstü.

Kurtarma Harekati I : 1970 lerin sonlarinda Detroitin üç dev firmasi yaslanmis, yorulmus ve güç kaybetmisti. Buna karsilik Japonlar gürbüz bir sekilde geliserek Amerikanin yeni araba pazarinin dörtte birinden fazlasini  ele geçirdiler. Bu acil durumda Lee A. Iacocca Amerikan oto endüstrisinin modern baronu olarak öne çikti. Iacocca söhretini FORD MUSTANG leri yaratarak saglamisti. Basarilarinin ve FORD içindeki nüfuz gücünün artmasi sonucunda firmayi da ele geçireceginden kuskulanan Henry Ford II 1978 de FORD MOTOR CO. baskanligindan azleserek görevine son verdi. Ayni dönemde CHRYSLER firmasi ciddi bir bunalim içinde idi ve batmaktan kurtulmak için son çare olarak Iacocca ya kayitsiz sartsiz teslim olmayi uygun gördüler. 1979-1982 döneminde Iacocca efsanevi taktiklerle CHRYSLER i batmaktan kurtararak kara geçirmeyi basardi. Bunu basarmak için büyük ugraslarla saglayabildigi $1.2 Milyar dolarlik Federal Hükümet kredisini de limiti olan on yillik süre dolmadan üç yilda geri ödeyebildi. Modern zamanlarda iki dev oto üreticisi firmanin baskani olarak görev yapan tek profesyonel yöneticidir.

Kurtarma Harekati II : Oto sektörünün küresellesmesi sonucunda FORD MOTOR CO. ve GM CORP. 80 li yillarda bazi sancili dönüsümler yasadilar. Bu dönemde FORD un basinda 1978-1985 yillari arasinda Baskan ve CM olarak Philip Caldwell görev yapmaktaydi. Firmayi yöneten ve Ford ailesinden olmayan ilk kisidir. Profesyonel bir yönetici olarak isletmeciligin ana kurallarinin gelistirilmesi üzerinde yogunlasti. UAW ile barisi sagladi ve kaliteyi ürün hacminin önüne getiren öncelikleri yaginlastirdi. GM, Roger B. Smith in baskanligi altinda yaslanmis fabrika altyapisini yeniledi. Avrupada bir üretim reaktörü oldu ve Amerikada örgütsel yapisindaki hantalliklari etkinlestirdi. Smith in buyrukçu üslübü firmanin 10 puanlik pazar kaybi ile birlesince istenmiyen adam oldu ve görevi Robert Stempel ile degistirildi. Stempel geriye gidisi önlemektre yeterli olamadi ve oto sektöründe ilk defa bir yönetim kurulu darbesi ile yerine Jack Smith getirildi. Jack Smith yardimcilarini akillica seçerek ve önceliklere özen göstererek firmanin geriye düsüsünü engellemeyi basardi.

Uluslararasi Evlenmeler : Asrin basinda Amerikan Oto sektöründe binin üzerinde firma is yapmakta idi. Bunlar kendi aralarinda birleserek ve birbirlerini yutarak bu gün üçe inmis durumdadir. Kurtarma operasyonlari gerektigine göre bu üç sayisi da kalici gibi görülmemektedir. Gerçekte sektör yalnizca Amerikada degil bütün dünyada hasta bir yapidadir. Bunun nedeninin Japonlar oldugu söylenemez. Japonlar da bu gün bütün kalite ve imalat etkinliklerine karsilik ciddi sorunlarla karsi karsiyadir. NISSAN firmasinin borçlari $24 Milyar dolari asmis ve $5.4 Milyar dolar taze para karsiliginda hisselerinin önemli bir bölümünü ve yönetim kontrolunu Fransiz RENAULT firmasina devretmis durumdadir. Diger Japon firmalari aralarinda gizli birlesme stratejilerini tartismaktadir. CHRYSLER ve DAIMLER-BENZ firmalari esit ortaklar olarak birlesmis ve önemli bir dünya üreticisi haline gelmistir. FORD firmasi, MAZDA, VOLVO, JAGUAR gibi markalari kendi bünyesinde toplamistir. Sektörün tarihi, bu tür birlesmelerin sorunlari çözmedigini fakat erteledigini ortay koymaktadir. Hastalik otomobilin standart fonksiyonel bir ürün olmaktan çikartilarak talebin irrasyonellestirilmesinden kaynaklanmaktadir ve bu durumda rasyonel bir çözüm mümkün olamamaktadir.