| AÇIK
SİSTEMLERİN KÖKENİ
Bilgisayar
endüstrisinin ilk yıllarında, üreticiler kural olarak standart dışı, özel
ürünler pazarlıyorlardı. Her satıcı en iyi işlemciyi,en iyi işlem
sistemini, kablolaşmayı, bilgisayar dilini ve uygulama yazılımını sunduğunu ileri
sürüyordu. Bir satıcı seçildiğinde, kullanıcı bu satıcının yarattığı
mimariye ve sunabildiği hizmetlere kitlenmiş oluyordu. Bir mimaride yaratılan bir
uygulamanın başka bir mimariye taşınması olmaksızın oluyordu.
Özellikle database tabanlı on-line tramactıon sistemlerinde satıcıya
bağımlılık çok riskli boyutlara ulaşabiliyordu. Hastaneler ve oteller bu tür
bağımlılıkların ağır faturasını ödediler.
Bilgisayarcı-kullanıcı ilişkisinin her çeşidi satın almak, kiralamak,
servisi büro kullanmak veya akla gelebilecek diğer bir model kullanıcının satıcıya
bağımlılığını arttırmaktan başka bir işe yaramadı.
Doğal olarak kendi Pazar paylarını genişletmiş olan satıcılar, bilgi
işlemde standartların oluşturulması gayreti içinde olamadılar. Bir çok satıcı,
standart ihtiyacını dile getirmekle birlikte, Pazar payı özel üretim ve servislerin
rekabetine bağlı olduğu sürede standart konusu özel bir ilgi görmedi.
Diğer
taraftan özel teknolojilerin sadece üreticilerin kullanıcıyı bağımlı yaparak rant
sağlamak hırsından kaynaklandığı söylenemez. Bu dönemde bilgisayar endüstrisi bebeklik çağını yaşıyordu ve özel
teknolojiler olgunlaşmamış bir araştırma geliştirme çabalarının sonucunda ortaya
çıkıyordu. Neyin standartlaşması gerektiği konusunda henüz bir görüş birliği
yoktu. Endüstri henüz üreticiler tarafından desteklenecek ve alıcılar tarafından
talep edilecek standartların oluşturulması olgunluğuna gelmemişti. Her müşterinin özel bir uygulama olduğu
anlayışı bütün taraflar arasında kabul görmüştü.
Bilgisayar
endüstrisinin ilk dönemlerinde Amerikan Milli Standartlar Enstitüsü (ANSI )
gözetilecek standartlar oluşturulması alanında yoğun çabalar harcadı. Bu
standartlara uymak sınırlı ve gönüllü bir yaklaşım idi. Birleşik Devletler
Hükümeti en güçlü ve en büyük hacimli alıcı olarak, endüstri üzerinde
standartlara uyulması konusunda yoğun bir baskı uyguladı. Bu baskının sonucu
olarak bugün bile, ilk ortaya konan standartlar genel bu uygulama alanına sahiptir. ANSI
1901 yılında ticaret bakanlığının bir kuruluşu olarak ortaya çıktı.
1965 yılında bu kuruluşa devlet kuruluşlarındaki bilgisayar kullanıcıları
için standartlar geliştirme sorumluluğu verildi.
1969 yılında devlet bilgi ve işlemcilerinin alfa nümerik karakterler ve
kotlama uygulamaları için kullanılacak standart ascıı formatı oluşturuldu.
IBM firması kendi alternatif EBCDIC formatını destekleyerek standart filerinin
yaygınlaştırılmasında yararlı oldu. Bunun sonucu EBCDIC standardı ticari dünyada
da facto kabul edilen bir standart haline geldi.
Bu durum mİcro bilgisayarların ortaya çıkması ile dramatik olarak değişti.
Herhangi diğer bir teknolojiden önce bu yenilik işletmelerin yeni bir döneme
geçmelerine yol açtı.
1980 başlarında standart mıcro işlemciler masa üstü uygulamalarında hakim
bir güç haline geldiler. Micro bilgisayar çevre ürünleri, az sayıdaki baş mimarisi
ve ana birimi yardımı ile standart hale geldiler.
Mıcro düzeyde standart işletim sistemleri ortaya çıktı. En önemlisi,
donatın satıcılarından bağımsız bir yazılım sanayinin doğması ve
yaygınlaşması oldu. Geleneksel yazılım firmaları belirli bir satıcının
donatımına uyumlu programlar üretirken, yeni firmalar PC’ ler üzerinde çalışan ve
herhangi bir üreticinin bilgisayarı üzerinde sadece yüklenerek ve hiç bir yeni işlem
gerektirmeden iş yapacak programlar geliştirdiler.
PC ler ve buna uyumlu standart tabanlı çevre birimlerinin ortaya çıkması ile
işletmelerin departmanlarında, bölümlerinde çalışan insanlar enformasyon
teknolojisinin yarattığı problem çözücü olanaklara kavuştular. Bunlar daha önce
işletmenin bilgi işlem merkezi hizmetlerinden tam yararlanamayan kimselerdi. Bu yeni
keşfedilen güç ve bağımsızlık bir çok standart uygulama yazılımının
yaratılmasına olanak sağladı. Bu yazılımlar üreticisinden bağımsız olarak
herhangi bir micro üzerinde çalışabiliyordu.
Bu standart programların başarısı, insanları bilgi işlem merkezleri
dışında da bilgi işlem yapma imkanı sağlayan teknolojilerin mümkün olduğunu
gösterdi. Kullanıcılar aynı zamanda bir uygulama için kendi sorunlarına dönük
olarak üretilmiş bir yazılım seçme imkanlarının da olduğunu gördüler.
Yazılımcılar ise standart uygulamaların gücüne dayanan bir pazarın gelişmesi ile
artık işletme bilgi işlemine özel teknolojilerin eski güç ve pozisyonunu
koruyamayacağını gördüler. Yazılım firmaları yavaş fakat giderek artan bir hızla
bu yeni ortak için yazılım üretme eğilimine girdiler.
Micro bilgisayarların bu dev başarısı önemli bir soruyu ve sorunu gündeme
getirdi:
Mevcut yatırımlar ve olacak masa üstü uygulamaları ana ve micro
bilgisayarlar ile haberleşebilecek mi ? Açık sistemler bu soruya cevap olarak ortaya
çıktı.
Bu gelişmeler bilgisayar
dünyasının dev üreticisi ve lokomotifi IBM firmasının da anlayışı ve
stratejilerinde değişiklikler yapmasına yol açtı. IBM giderek açık sistem
standartlarını benimsemekle kalmadı fakat geleneksel olarak uyumsuz IBM
platformlarını da uyumlu hale getirmek çabalarına girdi. IBM 1980 sonlarında SAA (
SYSTEM APLICATION ARCHİTECTURE ) standartlarını ilan etti ve bundan sonra iki stratejik
mimari olacağını, SAA ve UNIX ve bunların birbirleri ile konuşabileceğini ileri
sürdü. Böylece açık ve konuşabilen sistemler bilgisayar endüstrisini ilk defa bir
endüstri çapında standardizasyon ortamına ulaştırdı.
STANDARTLARIN OLUŞUMU VE ETKİSİ
Dünya tarihi boyunca
standartların benimsenmesi büyüme, ticari gelişme, ilerleme ve zenginleşme
sonuçlarını doğurdu. Standartların, bazı teknolojilerin yok olmasına
yatırımların boşa gitmesine neden olduğu da görülebilir. Uzun dönemde her şey
yerine oturduğunda, standartların satıcılara da alıcılara da yararlı olduğu ve
ticareti genişlettiği açıkça ortaya çıktı.
Dünyanın ilk standartlarının eski Yunan, Mısır, Babil ve Hindistan’da
ortaya çıktığı belgelerden görülebilmektedir. Standart ölçü ve birimler
mabetlerde ve ticaret merkezlerinde muhafaza edilmekte idi. Tarihi bir çok toplumdan
günümüze kadar standartların tutarlılık ve uyumluluğu sağlamalı, kişisel
hakları korumak için yaratıldığını görebilmekteyiz. Standartların etkin bir
ticaret, zaman tasarrufu, etkin tasarım ve etkin hesaplama olanakları sağlamaktadır.
Dünya çapında önemli bir standartlaştırma demiryolu inşaatında ortaya
çıkmıştır. Uluslararası demiryolu standartlarının belirlenmesi demiryolu ile
gerçekleştirilen ticaretin olağan riskin artmasına yol açmıştır. Benzer olanak
ulusal elektrik şebekesi voltajlarının standardizasyonu bir çok ev aleti
uygulamasının ortaya çıkmasını sağladı.
Bu standartlar, kitle üretiminin, doğrultumun, kullanımını kolaylaştırarak
dev bir pazarın oluşmasına yol açtı. Bu endüstrilerin gelişimi ve tüketiciler
için kolaylık emniyet ve ucuzluk anlamına geldi. Filmcilik endüstrisinde makinelerin
ve filmlerin standardizasyonu uluslararası bir kültür ve eğlence ortamının
doğmasına ve ulusların birbirlerini daha yolundan tanınmasına yol açtı. Benzer bir
durum televizyon yayıncılığı için de söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.
Genel olarak standartlar bir çok endüstrinin gelişiminde rol oynadılar.
İnşaat standartları ev ve ofis binalarının daha düşük maliyetli ve daha verimli
gerçekleştirilmesini sağladı. Bugün bir ampulü duya takarken uyup uymayacağı hiç
aklıma gelmez. Buna karşılık bazı durumlarda standartların yeniliği engellediği ve
pazara daha ileri teknoloji ürünlerinin girişini engellediği söylenebilir. Örnek
olarak VHS video formatı büyük bir pazar payı kaptı ve daha ileri video
teknolojilerinin ve daha ufak ölçekli kasetlerin gelişmesini engelledi. Benzer olarak
PC ler için MS DOS işletim sisteminden daha yetenekli işletim sistemleri geliştirildi,
fakat bunlar MS DOS karşısında yaygınlık kazanamadılar.
AÇIK-SİSTEM ENFORMASYON MİMARİLERİ
IBM PC etrafında doğan
standardizasyon micro bilgisayar pazarındaki patlama halindeki büyümenin belki tek
önemli nedeni idi. Bu gelişme bir bağımsız yazılım endüstrisinin de doğmasına
neden oldu. Artık bilgisayar endüstrisi çocukluk dönemi tutarsızlıklarından
sıyrılarak standartlar etrafında bir olgunluk dönemi durulmasına girmiş
görülmektedir. Endüstrinin kendisi dışında gelişen bir takım alanlar ve
anlayışlar bu durumu pekiştirmektedir. Gelişen teknolojiler ve yoğunlaşan ilişkiler
işletmecilerin yönetim mimarisini de değiştirmektedir.
Günümüzün iş dünyası
güçlü, esnek, güvenilir NETWORK- tabanlı mimarilere yönelmekte ve bu ancak
standartların yaygınlaşması ile gerçekleşmektedir. Global bir çerçevede ticaret
yapmak ve rekabet etmek hem işletmelerin hem de milli ekonomilerin sağlığı
açısından kritik bir faktör olarak görülmektedir. Bilgi işlem ve haberleşme
teknolojilerinde sinerjik entegrasyonu bankacılıktan imalata kadar bütün alanlara
yapısal değişimlere neden olmaktadır. Bu günün bankalarının on yıl önceki
bankaları olmadığı ve bankacılığın radikal bir değişim geçirdiği açık bir
gerçektir. Bu değişim güçlü ve gelişmiş bir enformasyon teknolojisi
gerektirmektedir.
İşletmeciliğin
müşteriye dönük bir tempo kazanması ile ortaya çıkan enformasyon teknolojisi
ihtiyaçları çeşitli üreticilerden sağlanan standart tabanlı ve değiştirilebilir
parçalardan oluşan mimarilerle sağlanabilmektedir. Bu dönemde bilgi işlem NETWORK
lerden dağıtılmış bilgi işlemlerden, ve satıcıdan bağımsız standartlardan
oluşmaktadır. Haberleşme teknolojisi ile insanların telefonlarını kullanarak
herhangi bir yerdeki kişi ile konuşabilmeleri gibi, bilgisayar endüstrisi de benzer bir
şebekeleşmeyi mümkün kale getirmeye çalışmaktadır.
AÇIK SİSTEM MİMARİLERİ:
ALTI KRİTİK ALAN
Bir
açık sistem dünyası yaratmak basit bir proje değildir. yazılım uyumluluğu ve
parça uyumluluğu teknolojinin her alanında sağlanabilmelidir. Burada ortaklaşa
işlerin ortamları. sistemler arası haberleşme, paylaşımlı ve dağıtılmış
DATABASELER ve uygulama geliştirme ortamlarının geliştirilmesi gerekmektedir. |