STRES |
||
| Metin ATEŞ | ||
| I. STRESE İLİŞKİN GENEL BİLGİLER 1. Stres Kavramı: Stres terimi uzun süredir çok yaygın olarak kullanılmakla bilikte tek ve yeterli bir tanımı yapılamamıştır. Stres kavramı, Latince’de “Estrica”, eski Fransızca da “Estrece” sözcüklerinden gelmektedir. Kavram 17. Yüzyılda felaket, bela, müsibet, dert, keder, elem anlamlarında kullanılmıştır. 18. ve 19. yüzyıllarda ise kavramın anlamı değişmiş ve güç, baskı, zor gibi anlamlarda objelere, kişiye, organa veya ruhsal yapıya yönelik olarak kullanılmıştır. Buna bağlı olarak da stres, nesne ve kişinin bu tür güçlerin etkisi ile biçiminin bozulmasına, çarptırılmasına kartı bir direnç anlamında kullanılmaya başlamıştır. Çatışma ortamında varlığını gittikçe hissettiren stres, fizyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri ile ele alınabilen bir olgudur. Stresi fizyolojik açıdan inceleyen ve stresle ilgili araştırmaların öncülerinden kabul edilen Hans Selye stresi “ İnsan vücudunun herhangi bir talebe karşı verdiği belirgin olmayan tepkidir” şeklinde tanımlamıştır. Schermerhom’a göre “ Stres , bireylerin karşılaştığı olağanüstü talepler, tehditler ve fırsatlar ortaya çıktığı zaman oluşan bir gerilim durumu" dur. Özellikle işletmeler yönünden ele alınan bir tanımda ise stres, “ Bireylerin çalışma ve iş çevrelerindeki yeni ve tehdit edici faktörlere tepki “ olarak açıklanmaktadır. Iwanchevich, Gibson ve Donelly’nin geliştirdiği ve günümüzde en çok kullanılan tanıma göre stres, bireysel farklar ve psikolojik süreçler yoluyla gösterilen uyumsal bir davranım olup, kişi üzerinde aşırı psikolojik veya fiziksel baskılar yapan herhangi bir dış ve iç hareket, durum veya olayın organizmaya yansıyan sonucudur. Tanımları çoğaltmak mümkün; Paksoy’a göre stres için “bireyin çevreden gelen talep/talepleri karşılama durumunda kendini yetersiz hissetmesi ve bunun sonucunda onda oluşan kaygı ve gerilim durumudur” denebilir. Böylelikle strese hem fizyolojik hem de psikolojik bir takım değişiklikler olmaktadır. Fizyolojik olanlar her bireyde benzer olmakla birlikte, psikolojik olanlar kişiden kişiye farklılık göstermektedir. 2.Örgütsel Stres: Çalışma yaşamına giren birey, üretimin yanısıra, örgüt içinde diğer insanlarla ilişkiler kurar, örgütün değer ve normlarına uyum sağlamaya başlar, örgüt içindeki çeşitli gruplara üye olur. Bu süreçler işgörenin güçlü bir uyum çabası göstermesini gerekli kılmaktadır. İş ortamında belirli rol ve görevleri yerine getiren birey, örgüt ortamından kaynaklanan “ örgütsel stres” ile karşı karşıyadır. Bu kavram iş stresi veya mesleki stres olarak da adlandırılmaktadır. Örgütsel stres, örgütle ya da itle ilgili olarak herhangi bir beklentiye karşı bireysel enerjinin harekete geçmesi olarak tanımlanmaktadır. İş stresi oldukça evrensel ve şiddetli bir stres türüdür. İş stresinde ve bireyler arasında her zaman çatışmalar ve uyumsuzluklar vardır. Bunlar şiddetli stresle sonuçlanabilir. Stres bireysel özellikler ile örgütsel veya işle ilgili özelliklerin etkileşiminden doğmaktadır. Bunlar bir durumda stres tepkisini başlatır. Bireyde olumsuz bir tepki yaratacak stres uyaranların bulunduğu noktada stres ortaya çıkar. Strese direnme, bir bireysel nitelik, bir kişilik özelliğidir. Stres, örgütsel ve bireysel özelliklerin karşılıklı olarak birbirini etkilemelerinin bir işlevidir. Beehr ve Newman iş stresini, bireyleri normal işlevlerinden farklılaşmaya zorlayan değişmeler tarafından belirlenen ve onların işleriyle ve diğer insanlarla etkileşiminde kaynaklanan bir durum olarak tanımlamaktadırlar. Bu yazarlara göre stres, örgüt üyeleri için fiziksel, psikolojik veya davranışsal alanlardaki değişiklerle sonuçlanan dışsal bir duruma uyarlanma sürecidir. Stres, sadece endişe değildir. Stres, sadece sinirsel gerginlik değildir. Stres, zorunlu olarak zarar verici, kötü ya da kaçınılan bazı şeyler değildir. Örgütsel stres, bireyin kaynakları ile istemler arasındaki dengenin korunması gerekmektedir. II. ÖRGÜTSEL STRES KAYNAKLARI Herhangi bir işyerinde görevin niteliğinden, iş çevresinden veya işle ilgili olarak üst, ast, iş arkadaşları veya müşterilerle bulunulan ilişkilerden dolayı stres ortaya çıkabilir. Stres kaynakları, strese neden olacak potansiyale sahip koşullar ya da çevresel olaylardır. Bunlara stresör denir.Bu faktörlerden işle ilgili faktörler, açıkça yoğun bir stres potansiyaline sahiptir. Aşırı yüksek veya düşük görev gerekleri, rol çatışmaları vaya belirsizliği, zayıf kişiler arası ilişkiler veya çok hızlı ya da çok yavaş mesleki ilerleme stres yaratabilir. Yapılan bir araştırmada işbaşında en çok stres yaratan faktörlerin neler olduğu sorulduğunda, işgörenler şu yanıtları vermişlerdir. İstedikleri türde bir iş yapamamak (%34), iş akımıyla başa çıkamamak ( %30), işin çok zor olması (%28), iş arkadaşları ile sorunlar (%21), işverenle anlaşmazlık (%18) oranında stres yaratmaktadır. Ayrıca bir örgüt için çalışan ve alt kademelerinde yer alan işgörenlerde daha çok stres yaşandığı ortaya çıkmıştır. Çalışan bireyler için önemli bir stres kaynağı da kişisel faktörlerdir. Gereksinimler, kapasite ( yetenek) ve kişilik gibi bireysel özellikler, işgörenlerin iş durumlarını algılama ve tepkide bulunma biçimleri üzerinde etkili olmaktadır. İş dışı olan ancak bireyin işinide etkileyen stres faktörleri ise ailevi olaylar (yeni bir çocuğun doğumu gibi ), ekonomik durum ( aniden aşırı bir harcama yapılması ) ve kişisel ilişkilerdir ( önceden uğraşılan bir hobiden vazgeçmek). İş stresinin kaynakları Schafeer tarafından bir şekilde sınıflandırılarak aşağıdaki gibi ortaya konulmuştur. A. Örgütsel Özellikler; a) Örgütsel Siyasa: Adaletsiz veya yetersiz performans değerlendirme, adaletsiz ödeme, keyfi ve belirsiz politikalar, işin dönerli olarak verilmesi, idealist iş tanımları. b) Örgütsel Yapı: Merkezlik, kararlara katılmada yetersizlik, gelişme veya ilerleme fırsatının azlığı, aşırı biçimsellik, emeğin bölünmesi ve uzmanlaşma, örgütün birimlerinin birbirine bağlılığı. c) Kişilerarası İlişkiler: Adaletsiz veya saygısız deneticiler, kabul ve tanınma yoksunluğu, rekebet, güven yoksunluğu, temsil sorumluluklarında güçlük, grupiçi ve gruplararası çatışmalar. d) İş Gerekleri : Tekrarlı çalışma , zaman baskısı ve iş teslimatı, beceri gereğinin azlığı, başaka kişilerden sorumlu olma, eksik ya da fazla istihdam. e) Rol Özellikleri: Rol çatışması , rol belirsizliği, rolün az veya fazla oluşu, rol-statü uyumsuzluğu. Örgütsel Stres Kaynakları Modeli : Stres kavramı işgörenin kendisi, işlevsel çevresi ve toplumsal çevresi ile yakından ilgili, işgören davranışını etkileyen ve işgörenin işlevsel ve toplumsal çevre ile etkileşmesi sürecinde ortaya çıkan bir kavram olduğundan örgütsel stres kaynaklarının örgütsel davranış modeline uygun olarak kurulması gerekmektediir. Yukarıda Şekil 56’de örgütsel stres kaynakları modeli görülmektedir. 1. İşgören: Örgütte belli bir birime bağlı bir işin görev ya da ödevlerini, bunlar için gerekli araç, gereç ve yöntemler ile makamın yetki ve sorumluluk alanı içinde belli bir ücret karşılığında yerine getiren örgüt üyesidir. İşgörenin örgüt içindeki davranışında kişilik ne kadar önemli ise, bireylerin örgütsel stres kaynaklarından etkilenmesinde de o kadar önemlidir. Genellikle bireyler strese eğilimli olma düzeyleri açısından birbirinden farklıdır. A ve B Tipi kişilik özelliklerinin bireylerin davranış özelliklerin etkilediği ve kişilik tipleri ile stres arasında yakın bir ilişki bulunduğu yapılan çalışmalarda ortaya konulmuştur. 2. İşlevsel Çevre ve stres Kaynakları: İşgörenin işlevsel çevresi, doğrudan iş ile ilgili olan görevleri ve bu görevlerin gereklerinin oluşturduğu bir yapıdır. Görev, yetki ve üretim yapısından oluşur. a. Görev yapısına ilişkin stres kaynakları
b. Yetke Yapısına İlişkin Stres Kaynakları: Karar verme, karara katılıma, yetkilerin yetersizliği, sorumlulukların verdiği endişe, değerlendirmede adaletsizlikler, yöneticilerin tetvik etmemesi. c. Üretim Yapısına ilişkin Stres Kaynakları : Zaman baskısı, araç gereç yetersizliği, yeteneklerin işin gereklerine uygun olamaması ve çalışanların karşılığını alamaması. d. Toplumsal Çevreye İlişkin Stres Kaynakları:
III. STRESLE BAŞA ÇIKMA ( STRES YÖNETİMİ ) Stresle başa çıkma veya stres yönetimi ruh ve beden sağlığını korumak üretici ve verimli bir yaşam sürdürebilmek için gereklidir. Stres yönetimini amacı, stresin bütününden kaçınmak değildir. Aslında bu zaten olanaksızdır. Fakat verimlilik, enerji ve atikliğe doğru olumlu bir güç oluşturmaktır. Amaç, ne çok az, ne de çok fazla olan optimum stres yaratmaktır. Bir veya birkaç gerilim kaynağı ile karşılaştığınızda , üç tercih hakkınız vardır; düşmana anlayış göstermek, karşı savaş açmak, geri çekilmek. 1-Stresle Başa Çıkmada Bireysel Stratejiler: Bireysel olarak kullanılan bazı stratejiler stresle bazı çıkmada çok gerekli ve önemli bir yer tutmaktadır. Bu stratejilerin ortak yönü hemen hemen tümünün kişisel alışkanlıklar ile fiziksel, psikolojik ve davranışsal yapıları kontrol altına alınmasını ön görmeleridir. Böylece bedenle başlayan ve zararlı olan stres tepkisi karşı önlemler alınarak etkisiz kılınmaya çalışılmaktadır. Aşağıda bu strateji ve teknikler yer almaktadır.
2. Stresle Başa Çıkmada Örgütsel Stratejiler: Örgütsel stresle başa çıkma stratejilere, işgörenlerin iş stresini azaltmak ya da önlemek için örgüt düzeyindeki stres kaynaklarının kontrol edilmesi ya da azaltılması için yapılan yönetsel düzenlemelerdir. Örgüt düzeyinde ortaya çıkan siyasalar, yapılar, fiziksel koşullar ve süreçle ilgili stres kaynaklarının azaltılması veya önlenmesi gerekmektedir. Örneğin, siyasalar ile ilgili stres kaynakları konusunda, performans değerlendirme ve ödeme planlarının olabildiğince eşitlenmesini sağlamak bir önlem olabilir. Yapısal alanda, aşırı uzmanlaşma ve biçimdsellikten adım adım uzaklaşabilir. Fiziksel koşullar konusunda, güvenlik ile ilgili risklerin ortadan kaldırılması, ışıklandırma, gürültü ve ısı durumunun iyileştirilmesi, çatışmalı ve belirsiz amaçların açıklığa kavuşturulması veya çözümlenmesi etkili olabilir. Örgütsel stresin azaltılması için kullanılabilecek genel stratejiler aşağıda belirtilmiştir.
3. Örgütsel Stresin Azaltılmasında Yöneticilere Düşen Görevler: Etkili yönetici ve deneticiler, verimliliği yanlızca kısa dönemde istemez, sağlıklı ve doyumlu işgörenlerin örgütün uzun dönemli yararları için yaşamsal olduğunu bilirler. Yine başarılı yöneticiler, optimal iş stresinin verim için gerekli olduğunun farkındadırlar. işgörenlerin aşırı stres altında kalmalarını önleyecek bazı öneriler aşağıda yer almaktadır.
Gerek bireysel, gerekse örgütsel düzeyde yapılacak çeşitli düzenlemeler, örgütsel stres kaynaklarının azaltılmasına yardımcı olacaktır. Böylece doyumlu ve verimli bir örgütsel ortam yaratılarak, hem örgütlerin üretim sürecinin aksamadan işlemesi, hem de işgörenlerin ruh ve beden sağlıklarını korunması sağlanabilecektir.
1.Albrecht K. Gerilim ve Yönetici, İşletme Fakültesi Yayın No:197, (Çev; Kemal Tosun ve diğerleri) İstanbul, 1988. 2. John G. Organizational Behavior ( understanding Life at Work ). Scott, Foresman and Co. Dallas, 1983. 3. Luthans F. Organizational Behavior, Sixth Edition, McGraw-Hill, İnc.1992. 4. Paksoy M. İşletmelerde Stres, A ve B Tipi Davranış İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dergisi, Cilt: 15, Sayı:2, Kasım 1986. 5. Pehlivan İ. Yönetimde Stress Kaynakları, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Pegem Yayınları, Ankara, 1995. 6. Schermerborn R J. Management for Productivity, 4rd Edition, John Wiley and Sons, İnc.1992. 7. Şencan H. “Örgütsel Gerilim” sorununu incelemede Bir Model Arayışı, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Dergisi, Cilt:17, Sayı:2, Kasım1988. 8. Yates E J. Gerilim Altındaki Yönetici, İşletme Fakültesi Yayın No:197, (Çev; Kemal Tosun ve diğerleri), İstanbul, 1988. |
||