Bir yazıda
''toplam kalite müşteriye hiçbir zaman çamaşırhane 12'den sonra kirlileri almıyor
dememektir'' diye okumuştum. Amerika'da batmakta olan oteller zinciri el
değiştirince, yeni yönetim A'dan Z'ye bir eğitim programına girişmişti. Sonra
nasıl yılın en başarılı işletmesi ödülü alındığı anlatılıyordu. Oda
temizlik görevlileri dahil herkes sırayla 3'er ay Londra'ya kalite eğitimine
gönderilmişti. Otelin çamaşırhanesi 12'den sonra kirli almıyordu ama 14'de kirli
gömleğin ertesi sabaha yetiştirilmesini isteyen misafire temizlik görevlisi ''peki''
demiş ve gömleği evinde yıkayıp ütüleyerek sabaha yetiştirmişti.
Toplam Kalite uygulamasının
neredeyse tamamını insan faktörü oluşturur. İnsanda kaliteyi yakalamak ise hem
pahalıdır hem de zaman ister. Toplam kalite bugünlerin modası olmuştur ama kimsenin
eğitime yeterince eğildiği yok. Sadece belli komiteler kurarak bunun
başarılacağını sanıyorlar. Ülkemizdeki özel hastanelerin yaklaşık %65'i
İstanbul'dadır ve bunların birçoğu toplam kalite işine el atmıştır. Yine büyük
bir yanılgı olarak ISO 9000 belgelerini alınca bunu kalitenin bir belgesi sanıyorlar.
Bu belgeler hizmetin kalitesini değil, kaliteli hizmet verebilme çapının belgeleridir.
Çok büyük çaplı bir borudan su akıtmazsanız borunun çapının önemi kalmaz.
Sağlık hizmetinde birçok ''iyi''nin öncüsü olmak şerefi özel sektöre nasip
olmuştur. Ancak toplam kalite gibi topyekün çaba gerektiren uygulamalarda özel sektör
de kamu sektörü gibi tökezleşmiştir.
Toplam kalite anlayışı misyonu
yansıtır. Özel hastanelerimizin birçoğunun misyonu yok ki nasıl toplam kalitesi
olsun.
Sağlık sektörü gibi sunucu ile
hizmet kullanıcı arasında bilgi bakımından uçurum olan hizmet dallarında hizmet
alıcıları olsa olsa verilen otelcilik hizmetlerini değerlendirebilir. Sağlık
hizmetlerinin değerlendirilmesi profesyonellerce mümkündür. Özel sektörü
hekimlerin, hemşirelerin veya diğer sağlık personelinin gözüyle değerlendirecek
olursak birçok hizmetin para mekanizmaları öne çıkarılarak gereksiz yere
pompalandığını görmekteyiz. Artık bu hastanenin binasının, kafeteryasının,
hastayı rahat ettiren yatağının bir önemi kalmıyor.
Kentimizin özel sağlık
kuruluşları geri dönüşsüz olarak rekabet tüneline girmiş bulunuyor. Batmamak için
talebi körüklemek ilk akla gelen ama "kaliteli" sayamıyacağımız yollardan
biridir. Gerçek kalitede, koşullar ne olursa olsun, kişinin ihtiyacı kadar hizmet
veren, sık sık personel değiştirmeyerek kendisini kurumsallaştıran ve personelin
sürekli eğitimiyle onu toplam kalitenin kalbi yapan bir yönetim vardır. İnsan
kaynağını kaliteli yapamayan kuruluşların kaliteli hizmet vermesini beklemek büyük
yanılgıdır. İyi yol tutturmuş üç beş seçkin kuruluşu saymazsak diğerlerinin
daha uzun süre ev ödevi yapması gerekmektedir. |