| GİRİŞ
Ülkelerin gelişmiş sayılabilmesi
için mutlaka sağlığa yeterli yatırımları yapması gerektiği birçok kurum,
kuruluş ve kişilerce dile getirilmektedir. Dünyadaki sağlık sistemlerinin ortak
sorunları vardır ve acilen önlem alınmazsa ülkelerin gittikçe sağlık sorunları ve
yoksulluk altında ezileceği belirtilmektedir. Ortak sorunların başlıcaları arasında
kaynakların yanlış tahsisi, hizmetlerde hakkaniyetin sağlanamaması, hizmetlerdeki
büyük verimsizlik ve maliyet artışlarının gün geçtikçe gelir artışlarına göre
daha fazla olması gelmektedir. Gelişmiş ülkelerin planlamacıları bile sağlık
hizmetlerindeki bu ağır tablodan ürkmekte ve önlem almakta çok acele edilmesi
gerektiğinde ısrar etmektedir.
Çözüm önerilerine bakıldığında,
hepsinin ortak bir görüşte birleştiği görülmektedir. Klasik tedavi edici ve
hekim-hemşire ikilisinin baskın rolü ile yürütülen sistemler bugün için
geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Sağlık hizmetlerinde hekim ve hemşirelere ek
olarak yepyeni meslekler ortaya çıkmıştır ve gelişmiş ülkelerde bu yeni meslekler
sistemin yürümesinde önemli işlevleri yerine getirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü
sağlık mesleklerini 29 başlık altında toplamıştır Sağlık hizmetlerinin
sorunlarının çözümünde yeralacak insangücünün yalnızca Tıp veya Hemşirelik
bilgileriyle donanmış olmasının yeterli olmadığı görülmektedir. Bugün artık
Sağlık Ekonomisi, Finans Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi, Kalite Yönetimi,
Sağlık Mevzuatı ve Hukuku, Sağlık İşletmelerinde Pazarlama, Sosyal Güvenlik ve
Sağlık Hukuku gibi konularda eğitim almamış insanlarla bu eğitimi almış
insanların hizmeti arasındaki fark hiç tartışmasız kabul edilmektedir. Simmons &
Bennett-Jones bu durumun önemini şu sözlerle açıklamaktadır: “Ulusal Sağlık
Sistemleri iş için uygun personel olmadan, ki bunlar ilgili konuları öğrenerek
yetiştirilmiş ve uygun akademik kariyerlerini de almış olmak zorundadır, hiçbir
şekilde başarıya ulaşamazlar”
Bütün bu gerçekler gelişmiş
ülkelerde anlaşıldığından beri bu ülkeler var olan sistemlerinde geniş boyutlu
reformlara girişmişler ve bu sayede harcamalarında önemli tasarruflar elde
etmişlerdir. Sağlık hizmetlerinde hekim, hemşire gibi kliniğe odaklanmış meslek
gruplarının önemi yadsınamaz. Ancak bunların yeterli sayıda ve istenilen kalitede
var olması ülke sorunlarının çözümüne yeterli olmamaktadır. Çünkü sorunların
büyük bir bölümü yanlış yönetimden kaynaklanarak karşımıza çıkmaktadır.
Henderson’un, çiçek hastalığının kökü kazındığında bunu dünyaya duyuran
konuşmasında söylediği şu sözler çok ünlenmiştir: “Çiçek
hastalığının kökü kazındı. Şimdi sıra kötü yönetimde…”
Dünya Sağlık Örgütü’nün 1996
yılında Kopenhag’da yayımlanan European Health Care Reforms-Analysis of Current
Situation isimli raporunda Sağlık Reformu için şu açıklamalar yapılmaktadır: “Eğitimin
rolü, özellikle de derinlemesine yönetim eğitiminden geçmiş kişilerin sayısı, ve
ayrıca uygun sağlık enformasyon sisteminin yerleştirilmesi, mevcut sağlık sisteminin
durumu ile birlikte sağlık reformlarının etkili ve başarılı olmasında en büyük
pay sahibidir.”
DÜNYADA SAĞLIK
YÖNETİCİLİĞİ EĞİTİMİ
Sağlık yöneticiliği bütün dünyada
oldukça yeni bir meslektir ve bu mesleğin en gelişmiş dalı hastane yöneticiliğidir.
Sağlık yönetimi alanında ilk eğitim programları “Hastane Yöneticiliği” adıyla
başlatılmıştır. Günümüzde hastane yöneticileri, kıt kaynaklar ile çok hızlı
ilerleyen teknoloji ve tüketici hareketlerinin baskısı altında çok büyük bir
bütçenin sorumluluğunu taşımakta ve çok değişik alanlardan profesyonel, yarı
profesyonel ve yardımcı hizmet personelinin uyumunu sağlamak üzere son derece
karmaşık bir kurumu işletmek durumunda kalmaktadır. A.B.D.’de 1910 yılında
başlayan sağlık yöneticiliği eğitimi serüveni özellikle son yirmi yılda yeniden
şekillenmiş ve ihtiyaçlara uygun hale gelmiştir.
Bu eğitimler lisans eğitimi,
lisansüstü eğitim olmak üzere 2 ana grupta incelenebilir. Lisans eğitimi denince lise
eğitiminden sonra üniversite ortamında önceleri 3 yıl, daha sonra 4 ve bazı
ülkelerde 5 yıl olmak üzere yüksek öğrenim kurumlarında yapılan eğitimler
anlaşılmaktadır. Lisansüstü eğitim ise tıp, hemşirelik gibi sağlık mesleği
nosyonunun üstüne yapılan üst eğitim olarak başlatılmış, daha sonra bunun
tabanının işletme, iktisat vb. konularından gelen kişilere verilen sağlık eğitimi
ile olgunlaştırılan bir bütün halini almıştır. Günümüzde lisansüstü eğitimde
hem sağlık hem de işletme kökenli kişilerin yönelebileceği bir üst eğitim alanı
olarak son şeklini almış durumdadır.
TÜRKİYE’DE DURUM
Ülkemizde sağlık hizmetleri
yıllardır hekim-hemşire ağırlıklı ve hastane–muayenehane merkezli hizmetlerdir.
Her türlü insangücü sayısal olarak azdır ve denge hekimler lehine bozulmuştur.
Ülkemizin gelişmişlik düzeyine göre çok kötü sağlık göstergelerine sahip
olduğu bilinen bir gerçektir. Örneğin doğumda beklenen yaşam süresi ortalama 67
yıldır ve bu süre gelişmiş ülkelerin ortalamasının en az 10 yıl gerisinde
bulunmaktadır. Bebek ölüm hızı ise en iyimser hesaplamalara göre binde 42 olarak
bulunmuştur ve bu hız gelişmiş ülkelerin hızından (örneğin Japonya’da binde 5)
10 kat daha yüksektir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) elemanlarınca
1995 yılında yayımlanan raporda Türkiye’nin dünya sıralamasında kişibaşına
düşen gayrisafi milli hasıla bakımından 69. sırada; hastalıklar ve sağlık
sorunları sıralamasında ise 91. sırada yeraldığı belirtilmekte ve aradaki uçuruma
dikkat çekilmektedir.
Hekimdışı sağlık personelinin sayısal azlığı bir
yana, bazı sağlık mesleklerinin ülkemizde hiç bulunmadığı görülmektedir. Var
olan eğitim sisteminde de bir karmaşa gözlenmektedir. Örneğin hemşire yetiştirmek
için meslek liseleri, iki yıllık meslek yüksekokulları, dört yıllık hemşirelik
yüksekokulları bulunmaktadır.
Sonuçta elimizdeki sisteme
bakıldığında bunun merkeziyetçi, sorun çözücü yönetimden çok geleneksel idareci
zihniyetiyle, katı sistem kuralları içinde, karar alma yetkisini uygun sorumluluk
düzeylerine devretme uygulamasının hiç olmadığı, standardların konulmadığı ve
izlemin yapılmadığı, görevlendirmelerin formal maharetlere göre yapıldığı ve
takım çalışması anlayışının hiç olmadığı bir sistem olduğu görülmektedir.
ÜLKEMİZDE SAĞLIK
YÖNETİMİ SORUNLARI
Ülkemizde sağlık müdürlükleri,
hastaneler, dispanserler ve diğer sağlık kuruluşlarının başındaki yöneticiler
genellikle hekimdir. Tıp eğitiminde yönetim, ekonomi, işletme, hukuk gibi konulara
hiç girilmez. Bu nedenle hekimlerin yönettiği sağlık kuruluşlarında genellikle
yönetim sorunları yaşanmaktadır, kaynaklar israf edilmekte, çalışanların ve
hastaların tatmini sağlanamamakta ve büyük bir kaos ve verimsizlik yaşanmaktadır.
Nitekim ülkemizde sağlık reformu çalışmalarında en çok üstünde durulan
eksikliğimiz, sağlık yöneticisi eksikliğidir.
Yakın bir gelecekte ülkemizde Sağlık
Finansman Kurumu’nun kurulması, hastanelerin özerkleşmesi, sağlık hizmetlerinde
desantralizasyon gibi önemli değişiklikler yaşanacaktır. Desantralizasyonun
yararları anlatılırken klasik bilgilerimiz arasında bir nokta önem kazanmaktadır.
Ancak bir şartla desantralizasyon bu yararları sağlayabilir ve başarıya ulaşabilir.
Bu şart, teşkilatın merkezinde ve periferde yeterli sayıda profesyonel sağlık
yöneticisi istihdam edilmesidir. Ülkemizde değil taşra teşkilatında, Sağlık
Bakanlığı ve SSK merkezinde çalışanlar arasında bile profesyonel yönetici sayısı
çok azdır ve bu kişiler de genellikle yurtdışında bu eğitimleri almış
insanlardır. Ayrıca özel sağlık sigortacılığının ve özel hastane hizmetlerinin
ülkemizde hızla artan bir grafik sergilediğine bakılırsa, bu sektörde önemli
miktarda sağlık yöneticisi ihtiyacı doğmuştur ve bu ihtiyaç gün geçtikçe
artmaktadır.
ÜLKEMİZDE
HEKİMDIŞI SAĞLIK PERSONELİ VE İLGİLİ MEVZUAT
Ülkemizde sağlık personelinin
durumunu düzenleyen mevzuat eski, dağınık, yetersiz ve bir an önce yeniden ele
alınmaya muhtaç durumdadır. Hekimler, hemşireler, eczacılar, veteriner hekimler, diş
hekimleri, dişçiler, kimyagerler, ebeler, askeri hastabakıcı hemşireler,
gözlükçüler, köy ebeleri ve köy sağlık memurları ile ilgili kanunlar veya
kanunlarda bölümler bulunmasına rağmen bunların yeniden düzenlenmesine ihtiyaç
vardır. Ayrıca yönetmeliklerde yeralan birçok sağlık mesleğinin kanunu yoktur.
Bunlara eczacı teknisyeni, laboratuvar teknisyeni, anestezi teknisyeni, rontgen
teknisyeni, fizik tedavi teknisyeni, patolojik anatomi teknisyeni, ruh sağlığı klinik
teknisyeni, vb. örnek gösterilebilir.
Mevzuatımız ihtiyaç duyulan sağlık
personelinin yetiştirilmesi ve istihdamı aşamalarında koordinatörlük görevini
Sağlık Bakanlığı’na vermiştir. 3359 Sayılı Sağlık Hizmetleri Temel
Kanunu’nun 3. Maddesinin g bendinde bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın YÖK ile
işbirliği görevi belirtilmektedir. Ayrıca 3017 sayılı Sıhhat ve İctimai Muavenet
Vekaleti Teşkilat ve Memurin Kanunu’nda da aynı görev anılmakta ve sağlık
meslekleriyle ilgili ülke ihtiyacını belirledikten sonra Sağlık Bakanlığı için “...yetiştirir
ve yetiştirtir” ibareleri yeralmaktadır. Ancak bu konuda YÖK ile Sağlık
Bakanlığı arasında başarılı bir koordinasyonun varlığından söz edilemez. Bazı
üniversiteler ülke ihtiyaçlarını göz önüne alarak Bakanlık ile işbirliğine
gitmeden dünyadaki gelişmeler ışığında, diyetisyen, odyolog, sosyal çalışmacı,
çocuk gelişimi uzmanı, pompist, acil tıbbi teknisyen gibi ünvanlarla mezun vermekte
ancak bunların sağlık sistemimiz içindeki yeri belirsiz kalmaktadır. Aynı şekilde
örneğin Muğla ve Sivas’ta Gözlükçülük Yüksekokulu açılmıştır ama bu okul
mezunlarının mevcut yasalarla meslek icra etmesi mümkün değildir. Herhangi bir
koordinasyon sağlanmadan okullar hayata geçirilmiştir.
Yeni sağlık mesleklerinin sorunları
bir yanda dururken bir yanda da hekimlik, hemşirelik gibi yerleşik olanların sorunları
durmaktadır. Hekimlikte uzmanlaşma bu mesleğin en büyük problemi olarak gündemi her
zaman meşgul etmiştir. Ülkemizin hangi branştan ne sayıda uzman hekime ihtiyacı
bulunduğu bile hesaplanmamaktadır. Yapılan planlamada esas alınan yöntem, mevcut
asistan kadrolarından boş olanlara yeni uzman adaylarının yerleştirilmesinden
ibarettir. Ancak, örneğin İç Hastalıkları Uzmanına ülkemizin ihtiyacı azalmış
olduğu halde yine en fazla aday bu branşa yerleştirilmektedir. Çünkü yerleştirmede
esas alınan kriterler yanlıştır. Aynı şekilde hemşirelikte uzmanlaşmanın da iyi
bir analize dayalı olduğu söylenemez. Birçok zaman hemşireler 3 ay cerrahide, daha
sonra yoğun bakımda, daha sonra yenidoğan ünitesinde gelişigüzel istihdam
edilmektedir. Branşlaşma olmadığı için eski bilgi birikimini kullanamamakta ve yeni
çalıştığı yere adaptasyon güçlüğü çekmekte ve kısır döngü böylece
gitmektedir. Cerrahi, Dahiliye, Yoğun Bakım, Çocuk, Halk Sağlığı ve Ameliyathane
Hemşireliği bütün dünyada ayrı branşlar olarak kabul görmektedir.
SAĞLIK SEKTÖRÜ
DENİNCE AKLA 3 ORGANİZASYON GELİR VE HERBİRİNİN PROFESYONELİ AYRIDIR
Sağlık sektöründe rol oynayan
organizasyonlar, fonksiyonlarına göre, politika belirleyen- sağlık hizmeti sunan-
sağlık hizmetini finanse eden olmak üzere üç ana gruba ayrılabilir. Bu üç grubun
üçünde de profesyonel sağlık yöneticisi çalıştırılmadan başarı sağlanamaz.
Ülke çapında kararlar almak ve planlama yapabilmek için yalnızca tıp mesleklerinden
birine sahip olmak yeterli değildir. Geniş bir görüş açısına sahip olmak,
öncelikleri belirleyebilmek, tercihler yapmak vb. uygulamalarda ancak, sağlık
bilimlerinin yanısıra makro ve mikroekonomi, sağlık hukuku, işletme ilkeleri gibi
konularda da bilgi sahibi olan kişilerin başarı sağlaması mümkün olabilmektedir. Bu
alanda çalışacak profesyonellerin önceden ülkemizde yetiştirlmiş olması
kaçınılmaz bir zorunluluktur, ve sorumluluğu profesyonel sağlık yöneticilerinden
başkasının alması mümkün değildir.
YENİDEN YAPILANMA
ŞARTTIR
Bu gerçeğin görülmesiyle Sağlık
Bakanlığı tarafından 1994 yılında uluslararası sağlık yöneticilerinden oluşan
bir grup uzmana ülkemizde bir çalışma yaptırılmış ve ülkemizin ihtiyacı ile
çözüm önerileri ürettirilmiştir. Bu çalışmanın raporuna göre Türk Sağlık
Sektöründe yeni yapılanma gelecek yöneticilere ve onların yardımcılarına yeni
roller ve yeni işlevler/görevler yükleyecek ve yeni tarz yöneticilere çok kuvvetli
bir ihtiyaç doğacaktır.
ÖNERİLER
Yöneticilerin eğitimi, yöneticilerin
yönetsel ve teknik açıdan bilgilendirilmesi ve uyumlarının sağlanması, her yönetim
kademesinde açıkça tanımlanmış sorumluluk ve rollerin oluşturulması, yetki
devrinin açıklıkla düzenlenmesi, alınacak kararların o kararlardan etkilenecek
düzeylerde uygun yöneticilerce alınması, kararların kişilerden çok yönetim
kurullarınca alınmasının sağlanması, yerel yönetimlere kendileriyle ilgili
kararları alma konusunda yetki verilmesi, sağlık sisteminin merkezde yalnızca
yönlendirici ve destek olucu rolünü alarak, taşra ile merkezin uyumlu
çalışmasının sağlanması gerekmektedir. Sağlık hizmeti sunanlar içinde,
öncelikle kamu ve özel hizmet sunucuları şeklinde bir ayrım yapılmalıdır.
Yukarıda açıklanan teknik gelişmenin
serpilmesi için ilk yapılması gereken ülkemizin sağlık ve hastalık profilinin
çıkarılmasıdır. Bu amaçla geliştirilen teknikler arasında Ulusal Hastalık Yükü
en çok bilinenidir. Bu yaklaşımın bir başka çeşidi de Ulusal Sağlık Yükü
araştırmalarıdır. Ulusal Sağlık Yükü araştırmaları ile ülkenin sağlık
hizmetlerinde ne derece başarılı olduğu, nerelerin eksik kaldığı, hangi nitelikte
sağlık çalışanından kaçar tane daha yetiştirilmesi gerektiği gibi can alıcı
sorular cevaplarını bulabilecek ve yapılan yatırımlar boşa çıkmayacaktır.
Yukarıda anlatılan eğitimi alarak
mezun olmuş bir yönetici ile yalnızca tıp veya hemşirelik eğitimi almış kişiler
arasında yönetim mesleği açısından hiç tartışmasız önemli farklılıklar
olacaktır. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde sağlık yönetimi mesleği artık hastane
yönetimi, birinci basamak sağlık hizmetleri yönetimi, çevre sağlığı yönetimi,
sağlık planlaması, sağlık finansmanı vb. branşlara ayrılmış durumdadır.
Ülkemizin sağlık düzeyinin bir an önce gelişmiş ülkelerdeki düzeye
yaklaşabilmesi için hiç vakit kaybedilmeden yapılması gerekenlerin başında Sağlık
Yönetimi Bölümlerinin yerleşmesini sağlamak, ülkemizde kaliteli, verimli ve
hakkaniyetli bir sistemin oluşmasında görev alacak merkez ve taşra yöneticilerini,
özel ve kamu sektörü çalışanlarını, ayaktan ve yataklı tedavi
merkezlerini,yönetecek insangücünün yetiştirilmesi gelmektedir.
Halen Hacettepe Üniversitesi Sağlık
İdaresi Yüksekokulu ile Marmara ve Ankara Üniversiteleri Sağlık Eğitim
Fakültelerinin Sağlık Yönetimi Bölümleri olmak üzere 3 tane olan ve çok kısıtlı
sayıda öğrenci mezun verilen bu alanın ülke ihtiyaçlarına göre hem sayı hem de
kalitelerinin artması için çaba gösterilmelidir. Yetiştirdiğimiz bu yöneticilerin
dünyada yaşanılan gelişmelerin gerisinde kalmamalarını, hatta yeni modeller
bulmalarını sağlayabilmek için akademik anlamda kariyer yollarını açılması ve bu
yolun desteklenmesi gerekmektedir. Bu anlamda en önemli görev Yüksek Öğretim
Kurulu’na düşmektedir.
Zaman yitirilmeden Sağlık Yönetimi
alanında lisans ve lisansüstü eğitimlerin yerleşmesini desteklemek ve bu kurumların
sayısını arttırmak, bu alanlarda Türkçe kaynakların çoğalması için çaba
göstermek, gerekirse Sağlık Bakanlığı ve YÖK eliyle Temel Kaynakların dilimize
çevrilmesini sağlamak, bu alanda yurtdışına burslu gidecek öğrencilerin sayısını
arttırmak, bu konuya yönelik ülkemizde yürütülecek saha araştırmalarına kaynak
sağlamak, mesleğin devlet kurumlarındaki görev tanımı ve standartlarını ortaya
koymak gibi önemli görevlerin ilgililerce yerine getirilmesi gerekmektedir. |