Hastane Yönetimi Açısından |
|
KANUN TÜZÜK VE YÖNETMELİKLER
Yazılı hukuk kurallarına mevzuat denir. Mevzuat, Anayasa' daki ilgili hükümlere aykırı olmamak kaydıyla çıkarılan kanunlar ile bu kanunlara aykırı olmamak üzere yürürlüğe konan tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge ve diğer yazılı metinlerden oluşur. Bu sıralamada bir mevzuat, (örneğin kanun) kendinden güç bakımından önce gelen mevzuata (örneğin anayasaya) aykırı hükümler içeremez. İçerecek şekilde çıkarıldığı takdirde, yasalar Anayasa Mahkemesi tarafından, diğerleri Danıştay tarafından olmak üzere, ilgili mevzuatın aykırı olan maddeleri ya da tümü iptal edilir(ÖZCAN ve GENÇ).
23 Nisan 1920 ( TBMM'nin açılışı)' den 27 Mayıs 1960 ihtilaline kadar, 7480 kanun çıkarılmış ve halen geçerli olanları, aynı kanun numaraları ile anılmaktadır. Milli Birlik Komitesi'nin çalışmaya başladığı 27 Mayıs 1960 tarihinden, Temsilciler Meclisi'nin toplandığı 6 Ocak 1961 tarihine kadar çıkarılan 238 kanun, 1' den başlayarak numaralandırılmıştır ve yürürlükte olanları halen aynı numaraları taşımaktadır. 6 Ocak 1961 tarihinden itibaren Kurucu Meclis' in çıkardığı 137 Kanunun numaraları, 239'dan başlayarak devam etmiştir ve böylece 26 Ekim 1961 tarihine kadar toplam 375 kanun çıkmıştır. Bu 375 kanundan geçerliliği sürenlerin numaraları günümüzde de aynıdır. 26 Ekim 1961 tarihinde toplanan T.B.M.M.' nin, 12 Eylül 1980 tarihine kadar çıkarmış olduğu 2300 kanun ise tekrar 1' den başlayarak numaralandırılmıştır ve aynı kanun numaraları halen geçerlidir. 12 Eylül 1980'den günümüze değin çıkarılan kanunlara ayrı bir numaralamaya gidilmemiş olup, 26 Ekim 1961 tarihinde 1'den başlayan numara sırasını sürdürmektedir. Böylece 375 de dahil olmak üzere 1- 375 arası, aynı numarayı taşıyan üç kanun, 876 - 7480 (dahil) arası aynı numarayı taşıyan iki kanun bulunabilmektedir.
Kanunların uygulama şekli hakkında Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan w Danıştay'ın incelemesinden ve Cumhurbaşkanı' nın onayından geçen, Resmi Gazete' de yayım tarihinden itibaren geçerli olan hukuk metinlerine tüzük denir. Tüzükler, ilgili yasa veya yasalara aykırı olamazlar. Her tüzük, mutlaka bir veya
' en çok yasaya dayandırılmak zorundadır. Yayımlanırken de dayandığı kanunun arası ve tarihi belirtilerek yayımlanırlar. Kanunlara aykırı tüzükler için Danıştay'a iptal davası açılabilir .
Yönetmelikler (Talimatnameler) ise, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasaların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarabilirler. Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren yönetmelikler Resmi Gazete' de yayımlanır. Diğer yönetmeliklerden hangilerinin Resmi Gazete' de yayımlanacağı, kanunla belirlenir 24.5.1984 tarih ve 3011 sayılı Resmi Gazete' de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler hakkında Kanun).
Anayasa' da belirtilmemekle beraber kamu tüzel kişileri, yaptırım gücü açısından yönetmeliklerden sonra gelen metinler de çıkarmaktadır. Bunların en yaygın olanları, yönerge (talimat) ve genelge (tamim)'lerdir. Ayrıca Resmi Gazete' de karar, genel tebliğ, tebliğ adıyla da idari metinler yer almaktadır. Hiçbir ad verilmeksizin "......Bakanlığından bildirilmiştir." biçiminde de idari metinler yer almakta ise de yönerge ve genelge dışındaki bu metinlerin yaptırım güçleri ve mevzuatta yaptırım sırası açısından yerleri konusunda açıklık yoktur .
Son yıllarda, tüzük çıkarmanın uzun süren hukuki işleyiş nedeniyle tüzük yerine yönetmelik çıkarılması yoluna gidilmektedir. Bu durumda da yönetmelikte yer almayan ayrıntıları açıklamak üzere çoğu kez yönerge çıkarılması gerekmektedir. Yani tüzüğün yerini yönetmelik, yönetmeliğin yerini de yönerge almış olmaktadır.
SAĞLIK MEVZUATI
Sağlıkla ilgili yazılı hukuk kuralları sağlık mevzuatı olarak tanımlanır. Genel mevzuat için belirtilen özellikler sağlık mevzuatı için de geçerlidir. Sağlık mevzuatı; sadece sağlık hizmeti veren kişi, kurum ve kuruluşları değil, sağlık hizmeti alan kişileri de ilgilendirmektedir. Bu nedenle, geçerli mevzuatın nelerden ibaret olduğunu, bu mevzuata nasıl ulaşılacağını ve günlük uygulamalarda nasıl yararlanılacağını bilmek zorunluluğu vardır.
Sağlıkla ilgili meslekler günümüzde hayli artmıştır. Bu mesleklerin hepsi için gerekli olmakla birlikte, özellikle sağlık yönetimi alanında çalışanlar için mevzuat bilgisi daha önemlidir. Çünkü yönetici konumundaki kişi, mevzuat bilgisi gerektiren durumlarla daha çok karşılaşmakta ve mevzuatın uygulayıcısı olma görevinden dolayı sorumluluğu da daha fazla olmaktadır.
Bugün Türkiye'de sağlığın hukuki yapısına yönelik bir yapılanma yoktur. Sağlık Hukuku denince akla sadece Sağlık Mevzuatı gelmektedir. Gerçi mevzuat hukukun önemli bir parçasıdır, ama hasta hakları, hekim hakları vb. güncel konular ve bireylerin birbirleri karşısındaki durumlarına ve Devlet ile birey arasındaki ilişkilere ait kavramlar fazla bilinmemektedir. Bu alanda çalışma yapması beklenebilecek kişiler de bu tür konulara pek eğilmemektedir.
Yürürlükteki mevzuat ise, hiç tartışmasız olarak söyleyebiliriz, eskimiştir. Günün ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak yasal düzenlemeler hala yürürlüktedir. Bunlar dağınık ve düzensiz bir yapı arz etmekte, bazı yeni sağlık meslekleri (sözgelişi Fizyoterapistlik gibi) ilgili kanun tanımlamamakta ve bunların çalışma şekillerine ilişkin tartışmalar tüm hızıyla sürmektedir. Örneğin Prof. Dr. Ahmet Hamdi TURGUT, resmi olarak tanımlanmış Tıp Mesleklerine 1996 yılı itibarıyla 22 yeni meslek eklenmesini Önermektedir.
Kimi konularda değişik mevzuat başlıklarında değişik şekillerde ele alınmakta, kimi konularda duplikasyonlar görülmekte, bazı alanlarda ise çalışanlarca şiddetle ihtiyaç duyulmasına karşın hala düzenlemeler ortaya koyulamamaktadır. Bakanlıkça çıkarılan bazı yönetmelikler aradan 4-5 yıl geçmesine rağmen hala uygulanamamaktadır (Örnek: Ambulans Yönetmeliği).
Bu değinilen sorunların her birine göre birtakım özel öneriler ileri sürülebilir. Şunu söyleyebiliriz ki, öncelikle Sağlık Mevzuatımız "â dan z' ye" yeniden ele alınmalı, dil sadeleştirilmeli, ve ihtiyaç duyulan yeni alanlardaki düzenlemeler ve uygun görülecek değişiklikler zaman kaybedilmeden yapılmalıdır. Yeni kurulacak yapı yüzyılımızda baş döndürücü bir hız kazanan Tıp ve diğer ilgili sağlık bilimlerinin gelişme hızına ayak uydurabilecek şekilde esnek halde oluşturulmalıdır. Artık küreselleşen dünya düzeninde diğer ülkelerdeki gelişmeler göz ardı edilmeden, uluslararası platformda altına imzamızı attığımız antlaşma, bildirge, vb. yükümlülüklerimizde bu düzenlemeler de dikkate alınmalıdır.
Konumuz hastanelerde odaklandığına göre, hastane yöneticiliğinin(aslında sağlık yöneticiliğinin) ayrı bir bilgi birikimi gerektiren bir sanat olduğu yolundaki görüşümüzü burada tekrarlamakta yarar vardır. Mevzuatta yönetimle ilgili düzenlemelerin de sağlam temellere dayandırılması kaçınılmaz olmaktadır.
Verimsiz, (birçok defa hepimizin karşılaştığı gibi) sorun karşısında eldeki mevzuatın boşluklarından yararlanmaya çalışmakla bir yere gelinemez. Devlet görevinde çalışanların da genellikle hizmetin verimliliğini vb. gözetmek yerine yasalar karşısında suçlu düşmemek ve boşluk görüldüğü durumlarda "en iyisi bunu başımdan atacak bir yazı yazayım" düşüncesiyle davrandığı bugün genel bir inanış haline gelmiştir.
Sağlık hizmeti gibi "hassas" bir konuda özel girişimcilikte bulunmak isteyen finans sahipleri belki de bu boşluğun acısını en güçlü şekilde yaşamaktadır. Birçok zaman devletin değişik kademelerindeki değişik mercilere sunulan dosyalardan evrak kaybolmakta, diğer kurumlarca belgelenmesi istenen konularla ilgili evraktan bazıları(sözgelişi Belediyeden istenmiş olsun) o kurumdan verilmiyor olabilmekte, yerine aynı anlama gelecek başka belgeler ise yalnızca adı öyle değil diye ilgililerce kabul edilmemektedir, Neyin niçin istendiği, kimden temin edileceği, dosyanın ne zaman sonuçlanacağı gibi sorular hemen her zaman cevapsız kalmaktadır.
Devletin kendi hastanelerinin herkesçe bilinen durumu konu dışında kaldığı için burada ona hiç değinilmemiştir. Ayrıca devlet adına tüm hastaneleri -Askeri hastaneler hariç- kontrol altında tutması gereken merci olan Sağlık Bakanlığı, mesela SSK Hastaneleri, 8elediye Hastaneleri, Polis Hastanesi, PTT Hastanesi gibi kuruluşlara da eldeki mevzuat gereğince özel hastane işlemi uygulanmakta, ancak yine de devlet kuruluşu olduğu için özel hastanelere uygulanan denetim buralara uygulanmamaktadır.(Bunlar özel hastane statüsünde değerlendirilmeli midir, bu da tartışılmalıdır). Üniversite hastaneleri ise bambaşka bir görünüm arzetmektedir.
2000 yataklı bir üniversite hastanesinin, mesela Pediatri Kliniğinde bildirimi zorunlu hastalıklardan olan kızamık, çocuk felci, difteri vb. tanısıyla yatan belki de ölen sürekli birçok vaka olmasına rağmen, il Sağlık Müdürlüğü'ne bunların bildirimi hiç bir zaman yapılmamaktadır. Bir başka sorun Yeşil Kart sahibi hastaların Üniversite hastanelerine kabul edilmeyişlerinde yaşanmaktadır. Yeşil Kart hakkında yasal bir düzenleme getirilmiş olmasına rağmen ya parası zamanında ödenmediğinden veya buna ilave başka sebeplerden, bu hastalar Sağlık Bakanlığı'nın yetkili hastanelerinden usulüne uygun olarak sevk edilseler bile üniversiteler bu hastaları almamakta, Sağlık Bakanlığı da bu duruma ancak seyirci kalmaktadır.
Bir ba?ka deyi?le mevzuattaki düzenleme gerçek hayatta olan biteni yeterince yönlendirememektedir. Bunun sebebi, mevzuatı oluştururken sahayı, dolayısıyla gerçek ihtiyacı tüm boyutlarıyla yeterince bilmeyen insanların işbaşında bulunmaları olabilir. Ancak, devletin kendi yasalarını bazı durumlarda bizzat kendinin çiğnemesi de önemli bir etkendir. Konumuz mevzuattaki eksiklik ve aksaklıklar olsaydı, bu örneklere daha sistemli bir şekilde girilebilirdi.
Bütün bu olumsuzluklara karşın, resmi veya özel bir yataklı tedavi kurumunda çalışan bir kişinin, bu kişi hele hele o kurumun yöneticisi konumundaysa, kesinlikle bilmesi gereken bazı temel mevzuat başlıkları vardır. Burada halen yürürlükte olan Sağlık Mevzuatımızın bu tür önem arzeden konularına kısaca değinilmekte ve değinilen konuyla ilgili mevzuatın tam metni bölümümüzün sonuna eklenmiş bulunmaktadır.
Türk Sağlık Mevzuatı üstünde birçok yazar çalışmış ve kitap çıkarmıştır. Ancak bunlar genellikle sadece metinlerin bir araya getirilmesinden ibaret kalmıştır. Bu konuda yapılmış araştırmalardan bir tanesi, belki de en güzellerinden biri, Prof. Dr. Cemil ÖZCAN ve Dr. Metin Fikret GENÇ tarafından yazılmış
Olandır (Bakınız: Kaynaklar). Bu bölümde de yazarların görüşlerinden büyük ölçüde yararlanılmıştır.
ÖZCAN ve GENÇ sorunları şu genel başlıklar altında toplamışlardır:
· Mevzuatın dili
· Mevzuatta eksik olan konular
. Bir konuyu açıklayan birden çok mevzuatın varlığı · Mevzuatta yetki karmaşası
. Cezaların caydırıcılığı(burayı belki de caydırmayıcılığı şeklinde düzeltmek gerekir. Yazarın notu.)
Prof. Dr. Ahmet Hamdi TURGUT ise bir kitaba yazdığı önsözde bazı çarpıcı örneklerle durumu gözler önüne serer. Örneğin, mevzuatta en önemli yerlerden birisini tutan Tıp Meslekleri Kanunu' nun (Tababet ve Şuabatı Sanatlarının tarz-ı icrasına Dair 1219 Sayılı Kanun) 51.maddesinde açıkça ebelerin aletli müdahalesi yasaklanmaktadır ama Sağlık Bakanlığı'nın Ebe Çantaları birçok alet içermektedir ve sahada ebeler bu aletleri kullanmaktadır.
"Hususi Hastaneler Kanunu" ve bununla ilişkili "Özel Hastaneler Tüzüğü'ne göre özel hastaneler her zaman, belli kontenjan dahilinde parasız hasta kabul ederler (madde 31). Acil durumlarda özel hastaneye başvuran fakir hastaların giderleri de mahalli belediyece karşılanmak üzere özenle tedavi edilirler.
Ama bu maddenin bu gün bir kere bile işlediğini göremeyiz.
ÖZCAN ve GENÇ mevzuatta yer alan metinler için bunların yaşını ölçmek bakımından istatistiksel analizlere de başvurmuşlar ve şu sonuçları bulmuşlardır:
'Standart sapma değerlerinin ve varyasyon katsayılarının yüksek olması nedeniyle (heterojen dağılım) karşılaştırmaların yapılmasında ortanca değerleri ölçü alınmıştır. Buna göre, halen geçerli olan sağlık mevzuatı içinde kanunlar en yaşlı grubu oluştururken (ortanca kanun yaşı 41) bunu tüzükler (ortanca tüzük yaşı 22) ve yönetmelikler (ortanca yönetmelik yaşı 10) izlemektedir. Yeni tarihli kanunlara,
tüzük ve yönetmeliklere göre daha az rastlanmaktadır. Bu durum, mevcut kanunların, ihtiyaçlara cevap verebilecek sayı ve nitelikte olmalarından dolayı yeni kanun çıkarma ihtiyacının hissedilmemiş olması ile açıklanabilir. Siyasal ortam istikrarsızlığı ve TBMM'nin çalışmasındaki herkesçe bilinen güçlüklerin yanısıra
teknik olarak en güç çıkarılan mevzuat türünün kanunlar, en kolay çıkarılan mevzuat türünün ise yönetmelikler olması da bunda rol oynayabilir. Öte yandan kanunların çoğunun dilinin eski olduğu, giinümüz bilimsel gerçeklerini yansıtmadığı sürekli eleştiri konusu olduğuna göre, kanunların ihtiyaçlara cevap verebilecek sayı ve nitelikte oldukları savı haklı bulunmayabilir. Genel olarak ele alındığında, tüzük ve yönetmeliklerden çok daha az sayıda olmaları gereken kanun sayısının Türk Sağlık mevzuatında 60 olması ilgi çekicidir. Böylesine çok sayıda kanun yerine, genel esasların ortaya konduğu daha az sayıda kanun yeterli olabilecektir ."
Özel hastane ve/veya bünyesindeki alt birimleri (laboratuar gibi) oluşturmak isteyen kişiler bir takım belgeleri hazırlamak ve bunları İl Sağlık Müdürlüklerine sunmak durumundadır. Bu belgelerin neler olduğunu gösteren listelerin burada yer almasının uygun olacağı düşünülmüştür. Görüleceği gibi özel hizmet birimleri sınıflaması kaba sınırlara dayanmaktadır ve mesela bugün dünyada çok revaçta olan ayaktan tedavi merkezleri gibi (outpatient clinics) birçok sınıf bu kategoride yer almamaktadır. İstenen belgeler de insanları bir hayli uğraştıracak niteliktedir. Hemen belirtelim ki, bu listelerde yer alan koşutlar Eylül 1997 tarihi itibariyle geçerli olan koşullardır. Sağlık Bakanlığı, daha önce de belirtildiği ve diğer Bakanlıklarda da olduğu gibi, birçok düzenlemelerde bulunmakta bunları yaparken Tüzük çıkarmak yerine nisbeten kolay olduğu için Yönetmelik ve genelgelerle bu düzenlemeleri uygulamaktadır. Bu sebeple, burada yer alan koşulların sürekli gözden geçirilmesi ve güncelleştirilmesi gerekmektedir.
ÖZEL HASTANE AÇACAKLARDAN İSTENECEK BELGELER LİSTESİ
2219 Sayılı Kanunun:
MADDE 3- Hususi Hastaneler Sıhhat ve Içtimai Muavenet vekaletinin müsaadesi ile açılır. Bu müsaadenin verilmesi için şahıslara ait hastanelerin mesul müdürleri ve diğer hastanelerin de bağlı oldukları teşekküllerin salahiyetlileri tarafından Valiliğe bir istida verilir. Bu istidada açılmak istenilen Hastanelerin yeri, Hastane yapılarının vasıfları ve ne gibi Hastaları kabul ve ne kadar para veya parasız hasta tedavi edeceği , konulacak yatak sayısı, hastane işlerini çevirecek mes'ul müdürünün ismi, hastanenin kurulması ve çalıştırılması için konacak karşılık paranın ne kadar olduğu açıkça yazılarak aşağıdaki vesikalar da bu istidaya bağlanır.
1 - Planlar için:
a)Vaziyet planı 1/500 veya 1/100 ölçekli,
b)Planlar 1/200-100 tefri?li ve ölçüm çizgili
c)Kesitler ve cepheler 1/100-200 ölçekli
olarak planlar belirtilen sıraya göre ozalite çekilerek arkası planı çizen mimarca ve mahalli Bayındırlık Müdürlüğünce tasdik edildikten sonra (2) takım halinde,
ÖZEL HASTANE AÇILIŞINDA BAKANLIĞA SUNULMASI GEREKLİ BELGELER
20 yataklıya kadar olanlar
20-50 yataklıya kadar olanlar
50-100 yataklıya kadar olanlar
100 yatak ve daha yukarı olanlar
HASTANE MESUL MÜDÜRLÜĞÜNÜ ÜSTLENECEK HEKİM İÇİN İSTENEN BELGELER
FİZİK TEDAVİ MÜESSESELERİ İÇİN GEREKLI BELGELER
RADYOLOJİ MÜESSESELERİ iÇİN GEREKLİ BELGELER
ÖZEL DİSPANSER-POLİKLİNİK AÇILMASINDA GEREKLİ OLAN BELGELER
DİSPANSER-POLİKLİNİK MESUL MÜDÜRLERİNDEN İSTENEN BELGELER
Toplu birer muayenehane olarak kabul edilen Dispanser-Poliklinikler 1219 Sayılı kanuna tabidir.
Röntgen - FizikTedavi - Biyokimya, Bakterioloji, Patoloji ve diğer ruhsatı gerektiren bütün laboratuarlar için,bu bu işyerlerinde de bir branş sahibinin adına ruhsatın Sağlık Bakanlığınca düzenlenmesi için müracat yapılması ve ruhsat alınması mecburiyeti vardır.
BİYOKİMYA, BAKTERİYOLOJİ LABORATUARLARI İLE RADYOLOJİ, RADYUM VE ELEKTRİKLE TEDAVİ VE DİĞER FİZYOTERAPİ MÜESSESELERİNE RUHSAT VERİLMESİ İÇİN GEREKLİ BELGELER.
Müracaatlar İlçe Kaymakamlığı kanalı ile ilçe Sağlık Ocağı Tabibliğine hitaben bir dilekçe ile aşağıda yazılı belgeler düzenlenerek yapılır.(Düzenlenen belgelerin bir takımı ilçe'de kalır.)
RADYOLOJİ- RADYUM ve ELEKTRİKLE TEDAVİ MÜESSESELERİ İÇİN:
Yukarıda yazılan belgeler dışında,
1- 3 adet : Atom Enerjisi Komisyon Genel
Sekreterliğinden (Radyasyon Sağlığı ile ilgili )
alınacak belge.
2- 4 adet : Teftiş raporu yerine matbu örneğine uygun bir radyoloji uzmanı tarafından
düzenlenecek imzalı ve Hastane Baştabibliğince tasdikli belge
gönderilmesi gerekmektedir.
Nükleer Tıp Laboratuarları aynı dal uzmanlarınca
açılabilir. Röntgen Laboratuarı
için istenen belgeler düzenlenir. Röntgen ve Nükleer Tıp Uzmanları bir dilekçe ile
Radyasyon - Kontrolu yaptırmak üzere
(Türkiye Atom Enerjisi Komisyonu Başkanlığı-Alaçam ÇANKAYA-ANKARA )
adresine müracaatını yapar."Kullanma ve
Bulundurma müsaadesi"
raporu alınır. Ruhsat için bu rapor ve lisansın Sağlık Bakanlığına gönderilmesi
gerekir.
PATOLOJİ Laboratuarı açmak istenildiğinde; teftiş
raporu Müdürlüğümüzce görevlendirilecek
bir Patolog tarafından mahallen tetkiki neticesi düzenlenir.
Rapor bağlı olduğu Hastane Başhekimi tarafından da imza ve mühür yapıldıktan
sonra
Müdürlüğümüze iade edilir.
Aynı işlemlerin Röntgen ve Fizik Tedavi
Laboratuarları için de yapılması gereklidir.
(Bu ikisi için matbu rapor kullanılır.)
RIA LABORATUARI çalışması yapmak isteyenler :
Biokimya-Bakterioloji-Nükleer Tıp Uzmanı olmaları gereklidir. Bunlar,
Biyokimya-Bakteriyoloji
Laboratuarı açanlar gibi müracaat ederler.
RIA çalışması yapabilmeleri için bir hastanede görecekleri 3 aylık kurs neticesi almış oldukları belgenin tasdikli örneğinin de (3 nüsha ) Bakanlığa sunulması gereklidir.
Röntgen - Fizik Tedavi Laboratuarları : ...... Lira
ruhsat harcı
makbuzu
Diğer Tahlil Laboratuarları : .......Lira ruhsat harcı
makbuzu
Sağlık Kurumları Saymanlığı'ndan alınır.
KAYNAKLAR |
Özcan C, Genç M F : Türk
Sağlık Mevzuatı.
Çoğaltılmış Doküman,1996.
Karakuzu l. : Sözlüklü Türk Sağlık Mevzuatı. Yasa Yayınları, lstanbul, 1996.
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü : Yataklı Tedavi Kurumları Mevzuatı Ankara, 1995.
Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü : Yürürlükte Olan Genelgeler 1984-1994 Ankara,1995
Sağlıkk Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü : Yürürlükte Olan Genelgeler 1995 Ankara, 1996.
İstanbul Sağlık Müdürlüğü : Tedavi Kurumları Şubesi Dosyası.