rgb35.gif (11120 bytes)

Gelibolu Harekatı 1915

Gelibolu Harekatı 1915 ve Sonuçları

Doç. Dr. Kutlu MERİH
EYLEM Stratejik Yönetim Uzmanı

1915 Ağustos Suvla Cephesinin Savaşları

 

Suvla Cephesinin Açılması ve Anafartalar Muharebeleri

General Hamilton, Çanakkale'de kesin sonuç almak üzere Ağustos ayında yapacağı harekat için altı tümen kuvvet sağladı. Bununla 14,5 tümene sahip olacak, karşısında 16.5 zayıf Türk tümeni bulunacaktı. Harekatı şöyle tertipledi: Suvla Limanı kıyılarına çıkarılacak ana kuvvet (5 tümen) Kocaçimen Tepesi, Maltepe üzerinden Türk Ana Kuvvetlerini yarımadanın güneyinde yenecek, bu harekatı kolaylaştırmak üzere bir tümenle kuvvetlendirecek olan A.N.Z.A.C kolordusu Arıburnu Cephesini kuzeyden kuşatarak Conkbayırı'na ve Kocaçimen Tepesi'ne taarruz edecek, ayrıca Seddülbahir ve Arıburnu bölgelerinde yardımcı taarruzlar yapılacaktı.

Düşmanın Limni adasında 50-60.000 kişilik kuvvet hazırladığı tesbit edilmiş, durum 25 Temmuzda ordudan bildirilmiştir. Mustafa KEMAL, düşmanın eline geçireceği yükseklikler için Arıburnu kuzeyinden çıkarma yapacağını üç defa üstlerine duyurmuştu. 1 Haziran, 3 Haziran ve 9 Haziranda. Mesele 9-12 Haziranda yazışmaya dökülünce Kuzey Grup Komutanı ile Kurmay Başkanı Mustafa KEMAL'in Düztepe'deki komuta yerine gelerek arazi üzerinde tartıştılar. O'nun yanılabileceğini (!) anlatmak istemişlerdi.

6 Ağustosta Arıburnu bölgesine alışılmamış yoğunlukta bir topçu ateşi başladı. 19. Tümenin üzerine yapılan ateşler öğleden sonra Merkeztepe'de yoğunluğunu arttırdı ve burada saldırılacağı kanısını verdirdiyse de, düşman 16. Tümen cephesindeki Kanlısırt'a başarılı bir taarruza geçti ve burada bazı siperlerimizi aldı. 19. Tümen bir taburla komşusuna yardım etti. Komşu tümene yardım olarak 19. Tümenin bütünüyle taarruz etmesi, geç vakit Kuzey Grup Komutanlığınca emredildiyse de, zaman kalmamış olduğundan yapılamadı. Bütün birlikler ve bu arada Mustafa KEMAL telefon başında geceyi uykusuz geçirdiler.

7 Ağustosun ilk saatlerinde düşman 19. Tümen'in sol kanatıma Merkeztepe doğrultusunda Kabaksırt'a taarruza geçti. Mustafa KEMAL gündüzden bu taarruzu sezmişti. Tümenini gece yarısından sonra bile ayakta tutmuştu. Saat 00.1O'da şu emri vermişti:


"Vaziyet i umumiye pek mühimdir. Kumandanlar ve zabitandan her vakitten ziyade fevkalade intibak ve mesai-i fedakarane talep ederim. "


6/7 Ağustos 1915 Büyük/Küçük Kemikli Suvla (Anafartalar) Çıkartması

3 Ağustosta Arıburnu'na çıkarılan 13. İngiliz tümeniyle kuvvetlenen A.N.Z.A.C kolordusu asıl vuruşunu dört tugay ile (iki de yedek katılarak) yaptı.

6-7 Ağustos gecesi saat 20.45'te kıyı boyundan doğuya çark ederek ilerlemeye başladı. Bu tümenle 7 Ağustosta Kocaçimen Tepesi'nin alınmasını düşünüyorlardı. Rastladıkları 14. Alayın (bir tabur eksik) bir taburunu gece baskısı ile yendiler. Bu alay Anafartalar Müfrezemizin güney parçasıydı. Mustafa KEMAL 03.30.'da yeni bir uyarma emri verdi. Düşman 04.45'te önceden hazırladığı yeraltı mayınlarını da atmak süretiyle taarruza kalktı. Mustafa KEMAL'in Tümenini zamanında uyarması sonucu bu taarruz püskürtüldü, siperlerimize giren düşman yok edildi.

Düşman ayrıca 19. Tümenin küzeyinden Ağıldere'den ilerlemekteydi. Bunu önlemek için Mustafa KEMAL, 14. Alaydan emrinde bulunan 1. taburla istihkam bölüğünü Şahinsırt'a gönderdi.

Öğleden sonra 9. Tümen'in 64., 25. ve 14. Alaylarla Conkbayırı bölgesini tuttuğunu öğrendi. Zaten düşman da istediği yere varamamıştı. Çünkü alışılmamış arazide geceleyin sürülen İngiliz tugayları kılavuz noksanlığından, doğrultuların şaşırdılar ve doğru ilerlemeye başlayınca da Mustafa KEMAL'in gönderdiği kuvvetlerin ateşi ile karşılaştılar. Kocaçimen Tepesi yüksek arazisini almak için ilerleyen düşman birinci evrede Conkbayırı, Şahinsırt ve Abdurrahman-Bayırını elde edecekti. Bunun için de buralara şiddetli topçu ateşi yaptı.

Bu ateşlerin koruması altında ileri birlikler Conkbayırı'na vardı. Ama yan ateşi ile durmak zorunda kaldı. Bu durdurmaya rağmen durum ferah değildi. Birlikler cepheye karşılık sokulmuş 9. Tümen Komutanı yaralanmış, 16. Tümen Komutanı gelip işini yoluna koyamamış. Düzensizliği Mustafa KEMAL kendi bölgesinde bile anladı, kendi emrine gönderilmiş olan 10. Alay da Conkbayırı'na koşturdu. Mustafa KEMAL sık sık bu karşıklığı telefonla Kuzey Grubuna bildiriyordu. Ordu Kurmay Başkanına da açıkladı.

Akşama doğru saat 17.30'dan biraz sonra Ordu Komutanı adına Kurmay Başkanı O'nu telefonla arayarak düşüncelerini sordu. Mustafa. KEMAL Conkbayırı'ndaki durumun nazikliğini açıkladı. Genel tedbirler almak için bir an kaldığını, bunun kaybı halinde felaketin çok olağanlaştığını söyledi. Kurmay Başkanının; "Çare kalmadı mı?" sorusuna:

"Bu dakikaya kadar çok elverişli tedbirler vardı. Ama bu dakikada tek bir tedbir kalmıştır. "
Telefonun öbür ucundaki Kurmay Başkanı öğrenmek istedi:
"O tedbir nedir?"
"Bütün komuta ettiğiniz kuvvetleri emrim altına vermenizdir. "
Son soru şu oldu:
"çok gelmez mi?"
"Az gelir. "

Diye Karşılık verdi.

6 Ağustosta Suvla Limanı açıklarında toplanan gemi sayısı Troya Harbinden beri bölgenin görmediği çoklukta ve 25 Nisandaki çıkartmada kullanılandan artıktı. Düşman buradan çıkartma yapıp Kocaçimen Tepesi ve Maltepe üzerinden ilerleyerek kesin sonuç alacaktı. 9 İngiliz kolordusunun bu görevine Arıburnu ve kuzeyinden, ayrıca Seddülbahir'den yapılacak taarruzlarla yardım edilecekti. Bu kolordunun 10., 11., 13. tümenleri A.N.Z.A.C. kolordusu emrine gönderilmiş; 2. süvari, 53. ve 54. piyade tümenleri kendine kalmış, ileride Seddülbahir Bölgesinden 29. tümenle kuvvetlendirilmişti.

Bu kuvvetin öndeki 11. tümeni (13.700 insan ve 12 top) üç tugay ile A.B ve C kıyılarına 6-7 Ağustos gecesi Saat 21 .30'dan başlayarak taarruza girişti. Bu harekat karşısında Bnb. Wilmer komutasındaki Anafartalar Müfrezesi (31 .Alayın 2. , 32. Alayın 1.taburu ile Bursa ve Gelibolu Jandarma Taburları) vardı. Bu müfrezenin 14. Alaydan olan Grubu Azmakdere ile Arıburnu arasında bulunuyordu. Kıyı gözetleme postalarını geri atan düşman düzlükten kurtulmak için doğudaki yüksek araziyi elde edeceği yerde, ilk alçak tepelere savaş ileri karakolları sürmekle yetindi. Asker kampı kurdu. Hatta deniz banyosu yapanlar oldu. Bizde, Anafartalar, kolordu tümenlerinden birer alayla takviye ettirildi.

7 Ağustosta Miralay Feyzi'nin kolordusundan başka Conkbayırı'ndaki savaşları da idare edeceği üzerine onay çıkarılmıştı.

Mustafa KEMAL Anfartalar Grup Komutanı

8 Ağustos kararsızlıkla geçti. Böyle olmasaydı yapılan taarruz İngiliz kolordusunun toplu ve tehlikeli durumuna rastlar. Büyük başarı sağlardı. Albay Ahmet Feyzi'nin tümen komutanlarından edindiği birliklerin yorgunluğu sebebiyle taarruzun 9 Ağustosa bırakılması kanaatine uyması, bunu ordu komutanına bildirmesi Anafartalar Grup Komutanlığından alınmasına sebep oldu. Albay Mustafa KEMAL artık Anafartalar Grup Komutanı idi. Beş tümene birden emir ve komuta ediyordu. O, bu şartlar altında yeni görevini devr ve taarruz 9 Ağustos'ta tan zamanı yapmak, emrini aldı.

8-9 Ağustos 1915 günü Saat 21 .50'de 19. Tümen Komutanlığı 27. Alay Komutanı Yarbay Şefik'e bırakarak yeni komuta yeri olan Çamlıktepe'ye hareket etti.

Diğer taraftan düşman da hazırlıklarını 9 Ağustos için yapıyordu. 53. tümen 9 Ağustos gecesi karaya çıkacaktı. General Hamilton'un kolordu komutanından gelen taarruzun bir gün geciktirilmesi ricasını kırmaması onlara da bir gün kaybettiriyordu.

Mustafa KEMAL yeni karargahını Çamlıtekke'de değil, Gümbürdek Bayırında buldu. Bu sırada 12. Tümen Mestantepe'ye, 7. Tümen ise Büyük Anafartalar Köyü'nden Damakçılık Bayırı doğrultusunda İngilizlerin Kocaçimen grubunun sol kanadına taarruza yönelmişti. O, Kocaçimen - Conkbayırı çizgisinde bulunan tümenlerin başlangıçta taarruza geçen bu iki tümenin güvenliğini sağlamasını emretti.

Saat 04.30'da ileri komuta yeri olarak seçtiği Çamlıtekke kuzey tepesine gitti. Buradan savaşın akışı şöyle görünüyordu. 12. Tümene bağlı birlikler ilerliyor, topçumuz ateş ediyordu. 35. Alayımız, 32. İngiliz tugayını Tekketepe sırtlarına tırmanırken dağıttı, kısmen tutsak aldı. İsmailoğlu Tepesi ve kuzeyine ilerleyen düşman tugay da geri atıldı.

Saat 05:00 sıralarında başlayan ve saat 07.40' da kızışan savaşlarda sekiz taburluk bir düşman yenilmişti. 7. Tümen ise, donanmanın yan ateşinden ve Damakçılık Bayırı düşman tarafından iyi tahkim edildiği ve çok makinalı tüfek yuvası bulunduğu için, zorlanmaya başlamıştı. Mustafa KEMAL, bu tümene hem Anafartalar'dan hem Kocaçimen'den ateş yardımı sağladı. 34. Alayın Mestantepe'yi değil İbrikçitepe'yi (daha doğuda) almış olduğunun anlaşılması 12. Tümenin hızını kırmaktan başka bir işe yaramadı.

Mustafa KEMAL 1. Anafartalar Tüm savaşını şöyle değerler:

"Hakikatte düşmanın bir kolordusunu zayıf bir fırkamla Kireçtepe-Azmak arasında mağlup etmiş, Tuzla Gölüne kadar takip ve orada tesbit etmiştim. "

Düşman üzerine alınan bilgiler, onların 10. ve 11 . Tümenlerinin karada olduğu biçimde idi. 25.000 kişi. Buna karşılık bizde bu bölümde 8.500 kişi vardı. Durum yeterli sayılabilirdi. Bu sebeple 12. ve 7. Tümenlerin taaruzunu durdurmaya, Conkbayırı önünde sağlam bir tedbir almaya karar verdi. Güney Grubundan hareket eden 28. ve 41 . Alayları Conkbayırı'na yöneltti. Bu alaylarını canlı tutulması için gelişlerinde sıcak yemekle doyurulmalarını Kocaçimen bölgesindeki 8. ve 9. Tümenlere telefonla bildirdi.

9 Ağustos 1915 I. Anafartalar Türk Taarruzu

8 Ağustos akşamı A.N.Z.A.C. kolordusu karagahında yapılan toplantıda 9. Ağustosta, Anafartalar'daki 9. kolorduya paralel olarak taarruza karar verildi. Saat 03:00 te kara ve deniz topçuları ateşe başlayacak, Saat 05.15 te taarruza geçilecekti. Baldwin tugay, yorulmuş ve kayıplar vermiş bulunan öndeki birliklerin üzerinden aşarak taarruza geçecekti. Bu tugay yolunu şaşırdığından, geç kaldı. Johnson tugay da onun kendi hizasına gelmesini bekledi. Bu bekleyiş sırasında 27. Türk Alay 2. taburunun Johnson tugayına yaptığı taarruz morallerini de sarstı. Bu ve 8. Tümenin yaptığı benzeri taarruzlar düşmanı hareketsiz bırakarak bize bu günü kazandırdı.

27 Ağustos 1915'te saat 16.00'da düşman topçusu Kayacıkağılı'ndaki siperlerimizi ateş altına aldı. Durumu haber alan Mustafa KEMAL, 7. Tümen Komutanına gereken emri verdi:

'Avcı hatları teksif edilsin; istisnalar ve ihtiyatlarla takviye edilsin. İcap ederse fırka komutanının taarrruz cephesinde muharebeyi bizzat idare etmesi muvafıktır. "

O sırada Mustafa KEMAL, grubun yedeği olan 6. Tümenin hazırlanmasını da emretmiştir. Çünkü bu bölümde düşman üç bölük olarak siperlerimize girmiştir. Saat 15.15'e kadar durum öğrenilmez. Saat 18.49'da Mustafa KEMAL yeni bir emir vermek zorunluğunu duyar.

"Düşmanın tardı için gecenin hululune intizaren bir an dahi fevtetmek caiz değildir. Düşman da karanlıktan istifade ederek fazla takviye kıtaatı alır."

Gerçekte olağanüstü tehlike yoktur. Böyle olsaydı Mustafa KEMAL'i orada görüverecektik.

Ertesi günler 6. Tümen, yorgun 7. Tümenin yerine muharebeye girişti. Anafartalar Grubunun emrine sonra 3. Tümen de verilmiştir. Artık yeni bir emir ve komuta düzeni kurulması gereklidir. Çünkü kuvvetler dokuz tümene varmış, bir ordu çapını bulmuştur. Bu son duruma göre; 15. Kolordu, 9. ,11 . ve 12. Tümenlerden 16. Kolordu, 6. , 7. , 8. Tümenlerden kurulu olup, bağımsız 26. Tümen Tursun'da 7. Tümen Büyük Anafarta doğusunda ve 3. Tümen Matika deresindedir. Gruba ayrı topcu da verilmiştir. Mustafa KEMAL bir ordu komutanlığı yapmasına rağmen, karşıdaki düşman sayıca üstündür. Bu dengesizlik içinde siper savaşları, gece baskınları ve mayın kullanmalar kesilmez.

16 AĞUSTOS 1915 Kireçtepe Muharebeleri

Kireçtepe, Anafartalar muharebe cephesinin sağ kanadında pek mühim bir mevzidir. Düşman 15 Ağustos 1915 günü akşam saat 6.30'dan sonra bir tugay kuvveti ile grubun sağ kanadına taaruz ve Kireçtepenin bazı kısımlarını zapt etmişti. Fakat aynı gece kıtalarımız tarafından yapılan karşı taaruzda Kireçtepe mevzii geri alındı. Düşman 16 Ağustos 1915 günü daha üstün kuvvetlerle yeniden Kireçtepe'ye taaruz etti. Düşmanın pek ciddi olduğu anlaşılan bu taaruzlarına karşı yakından ve bizzat tedbirler almak üzere adı geçen cephe gerisinde Turşun köyündeki tümen karagahına gittim.

Kireçtepe muharebe meydanına yeteri kadar kuvvetlerin hemen toplanması lüzumu belirmişti. Onun için istifade edilebilecek birlikleri getirterek öğleye kadar 12 tabur toplamayı başardım. Getirilen kuvvetler durmadan muharebe hattına yürüyorlardı. Sonunda kurmaylarımdan gerekli olanlarla beraber bizzat ben de muharebe hattına yaklaşmak lüzumunu hissettim.

Bulunduğum yerden muharebe hattına giden tek bir yol vardı. Bu yol hep kıyı yakınından geçiyordu. Düşmanın kıyıya yaklaşmış olan iki torpidosu tarafından durmadan ateş altında tutuluyordu. Bu sebeple ileri harekat eden bütün kıtaların durmuş olduğunu gördüm. Hayvandan indim. Kolun başına ve durmak zorunda kalınan noktaya geldim. Hakkette oradan ileri geçmek; Ölümle kesin olarak yüz yüze gelmekti. Halbuki bugün bu kıtaların ileri geçmesi lazımdı. Önce ben yalnız olarak koşar adımla geçtim. Arkamdan ve birbirinden aralıklı olarak kurmay başkanım ve yaverlerim geçtiler. Ondan sonra durmuş olan kıtaların komutanlarına geçeceksiniz dedim. Parça parça koşmak suretiyle istenilen kıtalar geçirildi.

Bu muharebenin sonunda düşman harekatı sonuçsuz bırakıldı. Öncekinden daha hakim bir durumda geçirildi. "Yaver Cevat bey o gün o tehlike içinde hizmet gören bir askeri anlattı". Kimsenin geçemediği ateş içinden telaşsız ve tevekkülle yürüyerek ilerideki arkadaşlarına nişanla hemen orada mükafatlandırmıştır.

21 Ağustos 1915 sabahı düşmanın bir taraftan öbür tarafa asker sevk etmekte ve gemilerden bazı kıtalar çıkarmakta olduğu görülüyordu. Bununla beraber cephede sessizlik vardı. Öğleden önce küçük Anafartalar batısında bulunan kıtalara gittim. Alınan tertiplerde bazı değişiklikler yaptım. Karargaha döndüğümde durumu daha şüpheli görüyorum. Onun için ihtiyatta bulunduğum tümenlere hemen silah başı yapmalarını telefonla emrettim. Bu sırada idi ki gittikçe artan top sesleri ile beraber düşmanın taaruza geçtiği anlaşıldı. Bu taaruz küçük Anafarta köyünün genel olarak batısında bulunan tümenlarimize, Yusufçuk Tepesi, İsmailoğlu Tepesi, ve Anzak ile Kayacık Ağılı arasındaki alana karşı idi.

Taaruz olunan cepheye sevk olunabilecek kuvvetler Turşun köyü küzey batısındaki 9.Tümen ile Sivri köyü civarında bulunan 6.Tümen ve 8. Ve 4. Tümenlerin ihtiyat kuvvetleri idi. 9.Tümen harekete geçirildi. 7.Tümeni Sülücek ve İsmailoğlu tepesi bölgelerinde takviye etmesi diğer bir tümenin küçük anafarta üzerine yürümesini öbür tümenlere düşmanın topçuları ile taaruz etmekte olduğu istikametleri ateş altına almalarını; kısaca bütün cephede gereken tedbirlerin alınmasını emrettim. Ancak düşmanın hücum ettiği cepheye gönderdiğim ihtiyat kuvvetlerinin ulaşabilmeleri için zaman geçecekti. O zamanı kazanmak gerekiyordu.

Elimden süvari tugayı da vardı. Bu süvari kıtasının varlığı ben de şöyle bir hatıra uyandırdı; Fransızlar Settülbahir cephesinde piyadelerinin hücum hatları önünde bir süvari kıtasının yayılmış olduğu halde bizim hattımıza saldırmışlardı. Bu Fransız süvarilerinin ateş karşısında korkusuzca ölüme koşmaları hoşuma gitmişti. Bu hareketi cidden şövalyelik bulmuştum. Piyadenin önünde bir perde yapıyorlar ve ötesi yok işte ölüme kucak açıyorlar arkalarındaki piyadeyi korumak için kendileri feda ediyorlardı. Bu ne resim yapılacak cesaret ve fedakarlık tablosudur!

Bundan dolayı hemen bizim süvari alay kumandanı beyi yanına çağırdım. İsmailoğlu tepesine taaruz eden düşmanın aynı tarzda bir hareketle durdurulmasını emrettim. Pek kıymetli bir süvari kumandanı olan bu arkadaşımız bütün asil cesaretini bu münasebetle gösterdi. Bana istediğim zamanı kazandırdı.

Düşmanın deniz ve kara topçuları İsmailoğlu tepesi ile Anzak deresinin kuzey ve güneyindeki mevzilerimizi şiddetle bombardıman ediyordu. Henüz tamamlanmamış olan siperlemiz barınılamaz hale geliyordu. En mühimi birçok düşman bataryaları ateşlerini Yusufçuk Tepesine toplamışlardı. Düşman bütün cephe üzerine piyadesi ile de taaruz ediyordu. Topçularımızın, piyadelerimizin hiç sarsılmadan açtıkları ateş sayesinde bütün cephelerdeki düşmanın ilk taaruzu telafat verdirilerek püskürtüldü. Öğleden sonra 4 ile 4.50 arasında tahminle 1 tümen kadar düşman kuvvetlerinin birbiri arkasından birkaç kademe olan Lale tepeden ilerlemekte olduğu görüldü. Bu düşman kuvvetleri Mestan Tepe ve Kayacık Ağılına doğru yanaşıncaya kadar pek çok telafat verdi. Ve birçok defa durmak zorunda kaldı. Bazı kısımları darmadağınık bir hale geldi. Fakat her halde ilk taaruzu yapan düşman kıtaları takviye olundu ve 2.defa olarak tekrar taaruza kalktı.

Bu dedade Yusufçuk tepesine karşı yapılan hücum defedildi. Yalnız bir jandarma bölüğümüzün geriye çekilmesi üzerine orası hemen takviye olunarak bir süngü hücumu ile düşman o noktadan atıldı. Düşman saat 6'dan sonraya doğru taaruzuunu üstün kuvvetlerle ve erleri İngiliz soylu kişilerden oluşan ikinci süvari yaya tümeni ile üçüncü defa olarak yine Yusufçuk tepesine girdi.

Tarafımızdan birinci hatlar takviye olunarak yaptığımız taaruzla düşmanın o tepeden attık. Üstünlük bizde kaldı. Düşmanın Azmak güneyinde yaptığı taaruzlar da pükürtüldü. Böylece 21 ağustos 1915 düşmanın en az biri taze olmak üzere 3 tümenle yaptığı taaruz sonunda 15-20.000 kadar kaybı oldu. Düşmanın maksadı bence Kayacık Ağılı ve İsmailoğlu ve Yusufçuk Tepelerini ele geçirmek cephemizi yarmaktı. Ve bu hat içinde doğuya ilerleyecekti. Gerçekten pek büyük azim ve inat ile birçok taarruzlar yaptı.

Kıtalarımızın ve başlarında bulunan kumandanlarla subaylarımızın metanetleri, fedakarlıkları sayesinde düşmanın hücumları göğüs göğüse, süngü süngüye karşılanarak imha edildi. Sonunda başarı elde bizde kaldı. General Hamilton, Türk askerlerini Türk subay ve kumandanlarını her halde İngiliz tümeninin ululuğundan daha yüksek bulacaktır. Bundan eminim. Sir Hamilton adı geçen tümen erleri için diyor ki;" Bu derecede seçme erlere zamanımız muharebelerinde pek seyrek rastlanır." Bunu böyle kabul edersek o halde bizim 34. Ve 64. Alaylarımız ki onları malüp etmiştir. Efradına dünyanın hiçbir ordusunda rastlamak ihtimali olmadığı ihtimali olmadığı itilraf olunmalıdır. Yalnız Sir Hamilton'u parlak gayesine ulaşmaktan alıkoydukları için İngiliz kumandanın "Türkler 2. Yaya Süvari tümeninin gırtlaklarına yapışıp hadlerini bildirmekten kendilerini kurtardıkları için talihli imişler" sözünü pek bayağı buluyorum. Ve buna karşılık şu cümleyi kullanmaya kendimi mezun sayarım: İngilizlerin varlığı ile pek iftihar ettiği 2.Mavent yaya süvari tümeni erlerinin temiz kanlı ve mert Türk kahramanları karşısında dayanamamaları bence bizim için daha iftihara değer. Gerçekten Türkler insan takatinin üstünde bir güç göstermişlerdir ve zafer de biz Türklerin olmuştur.

21 Ağustos 1915 II. Anafartalar Muharebesi

Başarımızla sona eren Anafartalardaki Türk savunması İngiliz Komuta heyetinde değişikliğe gidilmesine sebep oldu.

9.Kolordu Komutanı Gnl.Stopfort görevden alınmış yerine 29.Tümen komutanı Gnl. De Lisle atanmıştı. Generale verilen görev dağılmış durumdaki 9. İngiliz Kolordusuna bir çeki düzen verip karşısında duraklamak zorunda kaldığı Türk mevzilerine; İsmailoğlu Tepesi, Küçük Anafarta çizgisinden yeni taaruza geçmekti. Bu harekat için Kolordu emrine 11. Tümen+ 10.Tümen (bir tugayı eksik) 53. Ve 54. Tümenler de Mısırdan gelecek 2.Atlı tümenden 5000 kişilik bir kuvvetin verilebileceğidir.

Tarih 21 Ağustos 1915 saat 14.30 9.İngiliz Kolordusu 85 topu ve Anzak Kolordusu topları ile karadan suwla limanındaki bir zırhlı, 3 kruvazör ve 2 muhribin de katılmaları ile 12. Ve 7.Türk tümen mevzilerine yoğun bir bombardıman başladı.

Türk mevzilerinin pek çoğunun bu etkili bombardımanlar sonucu tahrip edilmesini takiben İngiliz piyadesi saat 15.30'da önce 12.Tümen biraz sonra da 7.Tümen cephesine taaruza geçti. 12.Tümen cephesinde Yusufçuk tepesi güneyi doğrultusunda taaruz eden 29.Tümenin 86.Tugayı 34.Türk Alayının sol kanadındaki bir kısım Türk mevzilerini ele geçirip tutmayı başardı. 87.Tugay ise 34.Türk Alayının sağ kanat mevzilerini ele geçirdiyse de etkili yan ateşi karşısında geri çekildiler.

2.süvari Tümeninden Mestan tepeye ilerleyen 1 tugayda Türk direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kaldı. İngiliz taarruzlarının başlaması üzerine Anafartalar grup komutanı tarafından ileri sürülen 11.Türk Süvari alayı saat 17.30'da 34.Türk alayının sol kanadını takviye ederek İngilizlerin bu kesimde daha fazla ilerlemesini önledi.

İngilizler saat 18.00'da yeniden başlattıkları çok şiddetli bir topçu ateşi desteği altında Yusufçuk tepesi doğrultusunda yeni bir taarruz başlattılar fakat başarı sağlayamadılar.

7.Türk tümeni cephesinde İngiliz topçusunun saat 14.30'da başlattığı ateş desteği altında Anzak Kolordusu ve derlenen 9 Taburluk Gnl. Cox'un karma kuvvetleri saat 15.00'da 3 kol halinde taarruza başladı. Bu taarruzda sağ kol kayacık ağılına diğer iki kolda 20.Türk Alayının orta ve sağ kanadına yönelmiştir. 20.Türk alayının sağ kanadına taarruz eden İngilizler Türk birliklerini direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar.

Orta kesime taarruz eden kolda ilerleyemeyerek durdu. Kayacık ağılına ilerleyen kol ise buradaki Türk mevzilerini ele geçirdiler. Elinde hiç ihtiyatı kalmayan 7.Tümen komutanı grup komutanlığından ivedi takviye istedi. Bunun üzerine grup komutanı 11.Süvari alayını dört nalla tümen sağ kanadına gönderdi. Ayrıca 8.Tümenden tertip edilen iki tabur da saat 19.40'da 7.Tümen emrine girdi.

34.Türk alayının taarruzu ile de İngilizler de son mevzi geri alındı. İngilizler bir kısım yaklaşan Türk erlerini görünce kendiliğinden teslim olmaya başladı fakat kalanların teslim olmayıp direnmeleri üzerine Türk taburunun iki kez yaptığı taarruz sonuçsuz kaldı. İngilizlerin 22 Ağustos 1915 sabahı Kayacık ağılı dolayındaki Türk mevzilerine yönettikleri topçu ateşi altında akşama kadar birçok kez tekrarladıkları taarruzlar her defasında püskürtüldüyse de sonunda İngilizlerin eline geçen mevziler geri alınamadı.

22 Ağustos 1915'te yapılan II.Anafartalar taarruzlarında 9.İngiliz Kolordusunun tek kazancı Yusufçuk tepesinin batı yamaçlarında bir mevzi parçası ile kolordu sağ kanadından Azmak dere kuzeyine doğru küçük bir mevzi parçasından ibaretti. Böylece küçük bir kazanç için İngilizler 6558 zayiat vermişlerdir. Öte yandan 9.İngiliz Kolordusu yardım için Damatçılık Bayırında taarruza katılan Gnl.Cox yalnız Kayacık ağılında 1300 zaiyet vermiştir ki bu zaiyat Oglender'e göre 5300 İngiliz tahkik komisyonun raporunda ise 8500 olduğu görülmektedir. Türklerin zaiyatı ise 12. Ve 7.Tümenlerin toplamı olarak 2598'dir.

Sonuç olarak muharebelerde İngilizlerin iyi döğüştükleri bir gerçek olmakla beraber İngiliz alt ve üst komuta kademesi işin başından beri yaptıkları hesaplarda yanılgıya düşmüşlerdir.

Muharebe süresince sevk,idare ve Askerlik kurallarına uymayan ciddiyetten uzak gevşek davranışlı oluşları sert ve yiğitçe bir direbiş karşısında güçlükleri yenmeyi sağlayacak pratik ve insiyatiften yoksun bulunmaları çıkan fırsatları değerlendirme olanaklarını bulanamayacak kadar deneyimsiz olmaları İngilizleri başarıdan uzak tutmuştur.

Buna karşı Anafartalar grubu birliklerin komutan, subay ve erlerin görevlerini biliçle, inançla ve yiğitçe yaparak başarılarına yenilerini eklemişlerdir. Özellikle 12. Türk tümenin 3.İngiliz tümeni karşısında bir an sarsılmadan mevzilerin savunması ve her fırsatta yaptığı karşı taarruzlarla onları her defasında püskürtmeleri takdirle anılacaktı.

27 Ağustos 1915 Kayacık Ağılı (Bomba Tepe) Muharebesi

Düşman 27 Ağustos 1915'te topçu ateşi ile Kayacık Ağılı cephesinde bulunan tümenimizi ateş altına alarak oradaki siperlerimizi dövemeye başladı. Bu ateş öğleden sonra saat 4'te büsbütün şiddetlendi. Ve buna gemi topçuları da iştirak etti.

Mustafa Kemal düşmanın bu şiddetli ateşlerinden sonra muhakkak taaruza geçeceğine hükmederek oradaki tümen kumandanına taarruza karşılık maksadıyla hazırlıklı olması emrini verdi ve aynı zamanda topçularına da o istikamete karşı ateş açtırdı. İhtiyat tümenlerinde birine de hazırlık emri verdi. Gerçekten düşman cepheye taarruza kalkmıştı. M. Kemal oradaki tümen komutanından belirli bir haber alamadığı için telefon emri ile "ilerdeki kuvvetleri kullanacak kimsenin orada bulunmadığını anlıyorum. Herhalde birinci hatlar yoğunlaştırılmalı düşmanın hücumu halinde hemen süngü ile karşılanacak şekilde ihtiyat taburları birinci hatta yaklaştırılmalıdır icraatınızı hemen bildiriniz." Zamanın geçmesine rağmen istediğim, beni aydınlatan mesajlar gelmiyordu. Benim istediğim haber: "Siperlerimize giren düşman mahvedilmiştir, düşman siperlerine askerlerimiz girmiştir".

Tümen ise hereketin iyice hava karardıktan sonraya ertelenmesini müsade etmem isteğinde bulunuyordu ki! Bunun üzerine ben düşmanın tardı için gecenin gelmesini bekleyerek bir an bile kaybetmek katiyyen aciz değildir. Düşman da karanlıktan faydalanarak fazla takviye kıtaları alır. Çevik hareket ederek düşmanın hemen tard etmenizi istiyorum. Gönderdiğim takviye kıtaları ile iritbat kurunuz. Onları cephe gerisine yaklaştırınız ve bana bildiriniz. Bu tümen cephesinde o gün ve bütün gece sabaha kadar kanlı boğuşmalar çarpışmalar olur ve düşman maksadını elde edemez.

27-28 Ağustos 1915 gece yarısından sonra düşman Mestan Tepeden Yusufçuk Tepesine taarruza kalkmışsa da piyade ateşlerimizle püskürtülmüştür.

Kayacık Ağılı muharebesinden sonra Anafartalar bölgesinde ciddi bir muharebe olmamıştır. Uzun zaman gerek biz gerek düşman tahkimat ve tertibatla meşgul olduk bütün anlatılan bu muharebelerde düşman pek büyük kayıplara uğradı. bizim üstünlüğümüz altında kalmaktan kurtulamadığı için bütün ümitleri kırıldı. Ve 10 aya yakın devam eden ve her iki tarafın 50.000 ölü 200.000 yararlı ve kayıp vermesine neden olan Çanakkale Muharebeleri Müteefik kuvvetlerin 26.Aralık.1915 ve 10.Ocak.1916 tarihlerinde çıkartma bölgelerinden sessizce çekilmesi ile son buldu. (M. KEMAL)

General Hamilton;

"Eğer yüz kez çıkarma yapsak, bu çıkarmada rasladığımızdan daha uygun koşullarda karşılaşmayı ümit edemezdik. Bununla beraber ondan yararlanmayı beceremedik."

olarak bir özeleştiri getirir. Bunun nedeninin karşılarındaki komutan Mustafa KEMAL'in üstün yetenek ve becerilerinde arama gerekmektedir.

Mustafa KEMAL'in Komutanlık Nitelikleri

Komutan Atatürk isimli kitabın yazarı General Celal Erikan, Mustafa KEMAL'in Arıburnu'nda beliren komutanlığını aşağıdaki cümlelerle anlatır

Arıburnu Bölgesi Komutanlığı'nda Mustafa KEMAL'in emrine verilen kuvvet onbir alay (dört tümen eşdeğerinde) kadardır. Büyük komutan bu kuvveti en başarılı şekilde sevk ve idare etmiştir. Bu sevk ve idaresine etki yapacak olan başlıca nitelikler şunlardır:

- Büyük bir sorumluluk duygusuyla beslenen görev aşkı,
- Ölçülü bir insiyatif duygusu,
- Her zaman yanan bir taarruz ruhu,
- Insan gücünü sürekli şekilde düşünmesinin sonucu olarak geri işleriyle uğraşma sevgisi.