rgb35.gif (11120 bytes)

Gelibolu Harekatı 1915

Gelibolu Harekatı 1915 ve Sonuçları

Doç. Dr. Kutlu MERİH
EYLEM Stratejik Yönetim Uzmanı

1915 Çanakkkale Kara Harekatları

 

18 Mart'tan Sonraki Gelişmeler ve Harekat Planları

Batılara göre Çanakkale Boğazı İstanbul'un anahtarı idi. Şimdi anahtar kapıyı açamadı. Geçit gemileri kapandı. Böyle bir durum kilidin üzerine gitmek imkansız gibi. özellikle donanma yanlız başına bu işi yapamayacak. Mart yenilgisinden sonra General Hamilton 10 Nisan günü Elizabeth Zırhlısında, Amiral De Robeck ile Wemyss'e planı şöyle anlattı:

"Şimdiye kadar baskın ve hızlı hareket fırsatlarını kaybettik. Şimdi bütün araçlarınızı toplamış bulunuyoruz. Cesaretle ilerlemeliyiz. Artık yarım tedbirler, denemeler yok. Doğruca yarımadaya gitmeli ve aynı anda iki ayağımızla oraya sıçramalıyız".

Generaller Çanakkale için adalarda bu hazırlık ve plan üstüne planlar yaparken İngiltere Hükümeti Rusya'nın aktif işbirliğini sağlamaya çalışıyordu. Bu itibarla Grandük Nikola, 1 Nisanda Amiral De Robeck'in istediği tarih ve yerde bir kolorduyu kıyıya çıkarmaya bile söz verdi. Taşıma gemileri Odesa'da toplandılar.

12 Nisanda boğaz girişindeki tesisleri bombaladılar. Uçaktaki İstanbul üzerinden uçuşlar yaptılar. Bu faalivetleri , Türkler Atina ve Sofya'dan öğreniyorlardı. Adalardan da bilgi geliyordu. Sonra İskenderiye'deki casuslar, General Hamilton'un hazırlıklarını öğrenmekte zorlanmıyorlardı. Basın da epeyce şey yazıyordu. 25 Martta ise General Liman Von Sanders, Çanakkale Boğazı'nı savunmak için kurulan özel bir ordunun komutanlığına getirildi. Ordu beş tümenden oluşuyordu. Tümenler 9-12 taburlara sahipti. Taburların mevcudu 800-1200 kişiden idi. Sanders;

"İngilizler bana soluk alacak dört hafta bıraktılar ki bu süre bana yeni planlar yapmaya ve İstanbul'dan 5. tümeni getirmeye yetti".

5.Ordu'nun Kurulması ve 25 Nisan Sabahı Türk Savunmasının Durumu

Çanakkale Mustahkem Mevkii Komutanlığı, Birleşik Filonun 18 Martta uğradığı ağır yenilgiden sonra ne pahasına olursa olsun Kara Harekatına girişebilecekleri ihtimaline karşı Başkomutanlığa önerilerde bulunmuştu, Bundan sonra komutanlıktan aldığı emir çerçevesinde yarımadanın, Koyun Limanından itibaren Kemikli Burnu, Kabatepe, Kumtepe, Seddulbahir,Morto Limanı, Kerevizdere ve Tenger ağızlarına kadar kıyı bölgesinde İngiliz çıkarmalarına engel olmak görevi verilmiş olan ve Karargahı Eceabat'ta bulunan 9. Tümene Martta ilave görevler de verildi.

25 Martta 3. Ve 15. Kolordularla, 5. Tümen ve Bağımsız Suvari Tugayı'ndan oluşturulan ve Karargahi Gelibolu olan 5. Ordu kuruldu ve Alman Mareşal Liman Von Sanders Komutanlığına getirildi.

26 Martta Gelibolu'ya gelip görevine başladı. Gelişinden itibaren bölgede aldığı ve almayı düşündüğü düzenlemeler, Onun büyük çaptaki İngiliz karmalarının, Saroz Körfeziyle Anadolu kıyılarından beklediğini gösteriyordu. Bu itibarla Çanakkale savunmasını, sadece Saroz ve Anadolu kıyılarına yapılacak çıkarmalara göre düzenlemişti. Bu da Onun büyük bir hatası oldu.

Şimdi Ordu Meriç Ağzından Akçay İskelesine kadar uzanan kıyı şeridini savunacaktı. Su itibarla aşağıdaki düzenlemeyi yapmıştı:

1- Karargahı ve Bağlı Birimleri:

Gelibolu'da ve Bağımsız Suvari Tugay, Bolayır doğusundan Enez'e kadar olan kıyı kesiminde gözetleme görevi

2- 5. Piyade Tümeni: Takviyeli bir taburu, Kocaçimen dolaylarında ve kalan kısmı Eksamil-Kavak kesiminde topluca bulunacak.

3- 3. Kolordu: Bolayırdan itibaren Gelibolu Yarımadası'nı korumakla görevli ve Karargahıyla Gelibolu'da

4- 7. Tümen: Karargahıyla Gelibolu'da kuruluş ve emrindeki Jandarma ve diğer birlikleriyle Bolayır hizasından Koyun Limanı arası ve ayrıca Gelibolu Seyyar Jandarma Taburu: 7. Tümenin emrinde ve

77. Alayın bir Taburu keza.

5- 19. Tümen: Genel ihtiyat olarak Eceabat Bigalı bölgesinde.

6- 9. Tümen : Gelibolu Yarımadası kıyılarını koruma görevinde. İşte 25 Nisan günü Müttefik Kuvvetlerin Tümenlerine; Türk Tümenlerinin Bölükleri ve Takımları karşı koymaya çalışıyordu. 1'e 10, 15 dövüşülüyordu.

7- 3. Tümenin 32-46. Alay ve Topçu Taburları Sarçay dolaylarında ve 31. Alay ve diğer birlikleri

Halileli - İntepe ve Kumkalesinde.

8- 15. Kolordu: Karargahıyla Anadolu yakasında Kalvert çiftliğinde

9- 39. Alay : çıplak - Yenişehir - Yenikoy bölgesinde olup gerektiğinde Truva Harabesi - Menderes çay doğusunda savunma düzeni alacak. /3.Tümen/

10- 11. Tümen: 32 ve 127. Alay ve Topçu birlikleriyle Intepe'de mevzilenmiş olup, bağlılarıyla Pınarbaşı çevresinde olacak.

11- Ayrıca 126. Alay da Geyikli doğusunda bulunuyordu.

Stratejide Uyuşmazlık

Limon Von Sanders'ın sözkonusu kıyı planıyla Türk komutanlarının temel görüşleri arasında farklı durumlar ortaya çıkmıştı. Askeri uzman olmayan kişiler bile Paşanın planındaki yanlışlıkları hemen anlayabiliyordu. Türk komutanları, başta Esat Paşa olmak üzere, düşmanın kıyıya çıkmasına daha baştan engel olmak amacıyla savunmayı kıyıda düşünmüş, geride yeterince ihtiyat bırakıp kıyının kuvvetli tutulmasını ön görmüşlerdi. Sanders ise, kıyının zayıf gözetleme birlikleriyle tutulup, kuvvetli ihtiyatlar ayırarak düşmanı karaya çıktıktan sonra karşı taarruzlarla denize döküleceğini savunuyordu. Olayların gelişmesi, Onun bu görüşünün uygulamada ne denli sakıncalı olduğu ve çok ağır kayıplara yol açtığı görülmüş; Sanders Paşa tekzip edilmiş ve ağır tenkitlere maruz kalmıştır.

Liman von SANDERS Hata Yapıyor

Sanders' a göre tehlikeye maruz yer, Bozcaada'nın karşısındaki Beşike Koyu idi. Bu yüzden toplam kuvvetlerin üçte birini Anadolu yakasına yığdı. Buda Onun en ciddi yanlışlarından biri oldu. İki Tümeni de Bolayır' da topladı. Geri kalan iki Tümeni de Gelibolu Yarımadası'na yerleştirdi. Halbuki düşünen bir insan için Alçıtepe, Yarımadanın güneyinin müdafaasında hayatı bir nokta olduğu açıktı. Ama Sanders bunu göremiyordu. O oraya yalnız bir Tümen tahsis etti. Kirte Alçıtepe köyünün güneyinde kalan bütün bölge, sadece bir Alay ile bir sahra bataryası tarafından, kumsallar ise sadece iki bölük - iki de ihtiyat ve dört makineli tüfekle korunacaktı. Alman Paşası bu kararlarının izahını hiçbir süretle yapamamış ve kimsede ona hesap sormamıştır.

Bu tertip ve düzende sahil avunmasının zayıf oluşu ve yığınakların içeride yapılmasına önem verilmesi, Türk subaylarında tedirginlik yaratmıştır. Zira bizim kurmaylar, Von Sanders' in planlarının, müdafaa edilecek sahilin hususiyetlerini yeter derecede nazarı itibara almadığı kanaatindeydiler. Von Sanders Tümenin iç bölgede ve kıyıda yalnız ileri karakollar bırakılmasını emredince Mustafa Kemal hayretten dona kalmıştır. Bunun üzerine 9. Tümen komutanı Albay Sami'ye serzenişte bulunmuştu. Mamafih sonradan Çanakkale'ye gönderilecek Alay Bogalida kalmasına müsaade olundu. Yani sahili koruyan 27. Alay Maydos' a gönderilecek, bir başka Alayda Çanakkale yakasına geçecekti. İtirazlar üzerine olacak ki:Kala-i Sultaniye' ye gönderilecek Alay Boğalı/Bigali da kalması uygun görülmüştür.

Önceden Türk Kurmaylarının hazırladığı plana göre düşman birlikleri denizden kıyıya çıkmadan müdahale edilecekti. Sanders' a göre buna gerek yoktu. Düşman birlikleri denizden karaya çıktıktan sonra taarruzla geri püskürtülecekti. Bizim Genelkurmaya göre bu plan hatalı ve yanlıştı. Bir bakıma bunun anlamı şu idi:

"Düşman henüz denizden çıkartma telaşıyla uğraşırken bastırıp yok etme yerine kıyıya çıkmasına göz yummak ve düşman kıyı başını tuttuktan sonra geride bekleyen ihtiyat birlikleri düşmanın uzun menzilli gemi toplarının yoğun ateşleri altında Gelibolu Yarımadasının yolsuz engebeli arazisinden aşarak yorgun argın durumuyla zinde düşman taarruz etmektir."

Bunun yanlış olduğu apaçık ortada idi. Hatta bir kasit bile akla geliyordu.

" Bir kere bu planda öngörülen savunma düzeni alınırken 5. Ordu'nun haberleşme ağının yetersizliği ve oynak savunmasının imkansızlığı, düşman çıkarma araçlarının sayısı ve teknik yeteneklerin büyüklüğü düşünülmemiştir. Tersine düşmanın kıyıya çıkarak tutunması ve getireceği büyük kuvvetlerle boğaz savunmasının çabucak çökertilmesine yardımcı bir durum yaratılmıştır. Buna göre boğaz savunması; ezici düşman kuvvetinin ağırlığı Türk subay ve erlerinin tükenmez özverisine yükletilmiştir. Zira Sanders' a göre çıkarma Saroz bölgesine veya Asya kıyılarına yapılacak. Bunun için büyük yanlışlar yapmış ve o yanlışların içinden çıkamamıştır".

5. Tümenden başka, 2. Piyade Tümeni ile bir Süvari Tugayını da Saroz bölgesine yerleştirdi. Anadolu yakasına da iki piyade Tümeni ile bir jandarma Taburu koydu; en kritik bölge olan Gelibolu Yarımadasına bir piyade Tümeniyle Jandarma Taburu bıraktı. Bu plana göre gruplar arasındaki mesafe 48 saat idi.

Bu planı Türk askeri uzmanlar, düşman kolayca karaya çıkmasıyla Alman cephelerinin yükünü hafifletmek ve büyük düşman kuvvetlerini buraya çekme. düşüncesi olabileceği ihtimalinin ağır bastığı biçiminde yorumlamaktadır. Zira düşman çıkarma planı Gelibolu Yarımadasının güney ve batısına yapılacağı şeklinde Sanders' ın de bunu bilmesi gerekirdi. gizli bir emir almış olabileceği ihtimalinin ağır bastığı biçiminde yorumlanıyor.

Bu husus Alman paşası için büyük bir talihsizlik olmuştu. Çünkü çıkarma kuvvetleri kıyı başı bölgelerini tuttuktan sonra Alçıtepe ve Conkbayırı, Kocaçimen Platosuna atlayacak Kilitbahir Platosuna geçerek Boğazın Rumeli kesimindeki merkez tabyalar susturulmuş ve Boğaz böylece ellerine geçmiş olacaktır. Onlar Ruslardan önce İstanbul'u ele geçirmeye çalışıyorlardı. Onların hesap edemediği karşılarında vatanını savunma azim ve iradesinde olan bir Türk ordusu olduğu idi.

Bu arada Helles' teki Türk Kumandanı İngilizlerin sahile çıktıklarını, takviye getirmekte olduklarını ve elindeki son ihtiyatlari da ateş hatrına sürdüğünü rapor etmesine rağmen Sanders akşama kadar Bolayır ve Saroz' dan kendini söküp alamamıştı. Bu meyanda Albay Sami Beyden gelen rapora göre de Asya yakasında asker için hazırlanmış bütün planlardan vazgeçilmesinin icabi vurgulanıyordu. Mamafih peş peşe gelen bütün raporlarda dehşetli gemi toplarının korkunç ateşinden ağır kayıplardan söz ediliyordu.

Çünkü Seddulbahir' deki 26.Alay'ın 3. Taburu 25 Nisan gecesi tahkimat ya düşman gemilerinin başlattığı bombardıman altında kaldı. Bu vaziyet karşısında cansiperane mukabele göstermek süretiyle, General Hamilton' un planlarını ve Alçıtepe' yi ele geçirme umutlarını alt üst ediverdi. İşte burada düşmanın gerçek amacı ve planı ne idi. Çıkartmalar nasıl gelişecek ve asıl nereden yapılacaktı. Liman Von Sanders bunları halen anlamış değildi. Ta ki akşama doğru Bolayır birliklerin komutanı olan Esat Paşa' ya güneye İn ve komutayı ele al emri verdi.

Bu bakımdan ilk 48 saatlik kritik dönem düşman yararına boş ve kararsızlık içinde geçirilmiştir. Bizzat sonradan Paşanın kendisi yazacaktır, "Yarımadanın güneyinde Ana Baba günü yaşanırken ben bizzat ve geçici olarak Bolayır Sırtlarında kaldım" diyebilecektir.

Bu gerçekler 5. Ordu Komutanı'nın 25 Nisan günü hangi çelişkiler, şaşkınlıklar ve tutarsızlıklar içinde bocaladığını göstermesi bakımından önemlidir. 25 Nisan 1915 çıkarma gününü tümüyle boşa harcamış ve kurallara aykırı savunma düzeninin esnek ve hızlı manevralarla işlenmesini sağlayamadığı gibi, ordunun normal yönetimi yolunda küçük bir muharebe emri bile vermemiş ve en kritik bölgeye yeterli bir birlik gönderememiştir. Bu işi Esat Paşaya yaptırılabilirdi. Çünkü Esat Paşanın planı hazırdı. Mustafa Kemal ise olay şu şekilde değerlendiriyordu:

" Almanları ve Alman askeri kurallarını eleştirmek istemem. Asıl eleştirmeye yarayı olanlar, bizim devlet başkanımız, özellikle devlet adamlarımızdır. Türk Ordusunun aciz ve yetersiz olduğu inancıyla o kurulu ayaklanma kadar giderek ve yalvararak ülkemize çağırdılar ve beceriksizliğinden açıkça söz edilmiş ve kendilerine neredeyse gelip bizi adam etmeleri teklif olunmuştur. Böyle bir başvuru üstüne gelen bir kurul, girdiği ortam egemen olanları aciz, hatta onursuz olarak düşünürse mazur görülebilir."

İşte bu çerçeve Liman' ın devamlı kafasını meşgul ettiği için 25 Nisan günü kendini toparlayamamıştır. Şayet o gün Mustafa Kemal'e " Al Tümenini git Arıburnu' na ve düşman karaya çıkmayacak". 9. Tümen komutanına " Sen de birliklerini Seddülbahir Burnu'na topla" . İşte bu cesaret ve feraseti gösterebilseydi o zaman kara savaşları da 18 Mart gibi 25 Nisan günü biterdi. Mamafih Sanders' ın bunlara rağmen en akıllıca hareketi, sevmediği halde Mustafa Kemal'e en ciddi görevler vermiş olmasıydı.

25 Nisan günü çok az komutan kendisinden beklendiği gibi hareket edebilmiştir. O da Türklerden Mustafa Kemal ve İngilizlerden Roger Keyes idi. Bu ikisi dışında ve özellikle iki baş komutanın davranışları pek garip bulunmuştu.

Hamilton kendini Elizabeth' in çelik duvarları içine saklamayı tercih etmişti. Bu yüzden hem kurmay heyeti hem de sahillerde olup bitenlerle direkt bağlantısı kesilmiş oluyordu. Mamafih Hellas Burnu cephesindeki İngilizlerin komutanı Hunter Weston' a ve Kabatepe' deki ANZACların komutanı Birdwood' a bütün taktik yetkileri vermişti ama bu iki komutanda günün en hayati saatlerinde denizde oldukları için ayrıntılı bilgilere sahip değillerdi.

Bu itibarla ilk çalışma başlar başlamaz haberleşme düzeni aksadı. Bu yüzden her birlik kendi haline kaldı. Böylece büyük rütbeli hiçbir subay savaşın durumunu öğrenemez hale gelmişti. Sahil ile iki kilometre ileride ne oluyor meçhuldu. Böylece Başkomutan o muazzam gemisi ile bütün gün bir aşağı, bir yukarı dolaştı durdu.

Hamilton gibi Sanders' in hareketleri de pek akıllıca değildi. Karargahında uyumaktayken sabahın beşinde itilaf devletlerinin çıkarma yaptıkları haberiyle uyandırılınca hemen Bolayır' a koşmuştu. Mahiyetine de arkamdan gelin dedi. Raporlar geldikçe çevresini bir sürü solgun çehreli kimselerin sardığını söylerdi. Asya yakasından gelen raporda bir düşman gemi grubu, apaçık olarak sahile asker çıkarma niyeti ile yaklaştığı bildiriliyordu. Bunu hemen Fransızlar' ın Kumkale' ye fiili çıkarma haberi takip etti. Ardından hem Kabatepe' de hem Hellas' ta ağır çarpışmalar olduğu haberi geldi. Saroz Körfezi' nde gemiler görünüyordu. Şimdi bu beş saldırılarının hangisi asıl saldırıyordu. Liman, bunun Bolayır olduğuna hükmetti. Sonra da Yedinci Tumenin Gelibolu'dan küzeye doğru hareket etmesi emrini verdi. Bu şu demek oluyordu.

"Yedinci Tümeni gerçek savaş bölgesinden hemen uzaklaştırın".

O, bu yanlış emrin saniyesi içinde iken Esat Paşa güneydeki yarımadanın burnunda ki birliklerin şiddetli bir baskıya maruz kaldıkları ve acele takviye istedikleri haberini getirdi. Bunun üzerine Esat Paşayı oraya gönderdi. Kendi Bolayır' da kaldı. Bu arada Esat Paşa durumun kritikliği hususunda ikinci bir rapor gönderdi ise de Liman hala Kabatepe ve Hellas' ta ki çıkartmalardı şaşırtıcı olduğuna inanıyor, Kurmay heyeti ile Bolayır' dan ayrılmıyordu. Ta ki 26 Nisan sabahı ilk bombardımanlardan başka bir hareket olmayınca Liman, gerçek savaşın Yarımadanın güneyinde olduğuna ve olacağına inandı ve bizzat kumanday ele almak için Bolayır' dan Maltepe'ye hareket etti, geldi ve gördü ki kan gövdeyi götürüyordu.

Kısacası Sanders' in kararsız ve yeteneksizliğinin bedeli yüz binlerce Müslüman Türk evladına ödetilmiştir.

Halbuki Türk kurmay Boğazlarını savunma planını savaştan önce hazırlanmıştı. Bu plana göre önem ve öncelik Gelibolu Yarımadasının güney bölgesine verilmişti. Kıyılar kuvvetli tutulmuş ve düşman henüz denizde iken karşılanacak ve karaya çıkması engellenecekti. 7. Tümen, Maydos - Ağıldere hattı güney kesimi, bir Jandarma Alay, Kumkale, Beşike kıyısını koruyacaktı. Burada Yarımadanın güney bölgesine çıkarma yapılacağına kesin gözüyle bakılması çok yerinde bulunmuştu. Ancak Kıyılarını iki Jandarma Alay ve iki Tümenle savunulması yeterli görülmemişti. Fakat 19. Tümen' in kurulması ve Eceabat'a yerleştirilmesi bu noksanlığı tamamlamıştı.

Tabyalardan ise Anadolu Hamidiyesi, Boğazını batısını, Rumeli Mecidiyesi ise doğusunu savunacaktı. Kısacası müttefik kuvvetler 19 Şubat 1915 gününde başlayan taarruzları sırasında Çanakkale Mustahkem mevkiinin yeri savunmasının düzeni kurulmuştu. Türk Genel Kurmayının bu savunma planını bugünkü ST-31-10 Talimnamesinin 7. Maddesi esasına uygun olduğu da kaydedilmektedir. Fakat Liman Paşa işi karşıtırmıştır. Böylece daha fazla şehit vermemize vesile olduğunu söyleyebiliriz.

Burada tarihçilerin tenkitlerini şu şekilde özetleyebiliriz. Liman Paşanın hazırlıklarında vahim hatalar vardı. Bir ağırlık merkezi yoktu; karaya çıkan kuvvetleri hemen denize dökmek için mevcut ihtiyat kuvvetler kafi fakat bu kuvvetleri toplamak mümkün değildi. Çünkü, bunlar musavi şekilde üç bölgeye taksim olmuş ve bu bölgeye dağıtılımışlardı. Bir kıyıdan öbürüne asker nakletmek için mevcut taşıtlar kifayetsizdi ve limanlar tahsis edilmemişti.

Kanımızca SANDERS askerce bir yorum yaparak İngilizlerin askerliğin gereğini yapacaklarını düşünmüştür. İngilizler ise baskın yaparak düşmanı şaşırtma ve çökertme stratejisini denemişler fakat baskın çalışmayınca yanlış bir stratejiyi inatla sürdürmüşlerdir. Bu inatlarının nedeni olarak 18. Mart yenilgisinin etkisini giderecek bir şekilde İstanbula yeniden deniz yolu ile bir fetih gücü olarak gitme arzularını ve tutkularını gösterebiliriz. Bu tutku kaynakları ve imkanları askeri bir mantıkla kulaanmalarını engellemiştir.

İngiliz ve Fransızların Durumu /19 Mart - 25 Nisan/

18 Mart yenilgisini bir türlü hazmedemeyen Amiral De Robeck, Londra'ya gönderdiği raporda " Birleşik Filo yeni bir planla yeni bir saldırıya hazır." diyordu. Londra'da kaybedilen gemilerin yerine yenilerinin gönderilmesini istedi  Hamilton'la görüştükten sonra boğazını yalnız donanma taarruzu ile geçilemeyeceğini, Deniz Bakanlığına da bildirmeyi de ihmal etmedi. Hamilton da aynı görüşte idi . Bundan sonra geniş çapta bir çıkarma harekatına karar verildi.

Şimdi Mısır Limanlarında toplanmalar başladı. Bununla birlikte 28 Martta 29. İngiliz tümeni ile 1. ve 2. Avustralya ve Yeni Zelanda Tümenleriyle Fransiz seferi kuvvetleri İskenderiye'de toplanmaya başladılar. Böylece Birinci Kademe karaya çıkacak olan ANZAC ve İngiliz birlikleri 22 Nisana kadar 77 taşıt gemisiyle 75.000 kadar asker Bozcaada'ya ulaşmak üzere İskenderiye'den hareket etmiş olacaklardır. Hamilton ise 10 Nisanda Mondros'ta idi 3 -7 Nisan arasında ise deniz kuvvetleri deneme bombardımanları yapmış ve Helles fenerini tahrip etmişlerdi, Buradaki ilk hedefleri Seddalbahir üzerinden Kilit'ül Bahir idi. Veya Arıburnu'ndan çıkanlar Kilit'ül Bahr'e ulaşmaya çalışacaklardı. Bunu 29. İngiliz Tümeni ile Fransız Tümeni yapacaktı. Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu ise batı kıyısında Kabatepe küzeyinde karaya çıkacak ve Yarımadanın sırtını ele geçirmeye ve Türklerin Kilit Bahir Platosu'ndan geri çekilmesini sağlamaya çalışacaklardı.

Nihayet içleri asker ve muhimmat dolu gemiler Mondros'a geldiler. 17 Nisan 1915 günü de E/15 deniz altısı önceleri Çanakkale'de konsolosluk yapmış olan İngiliz boğazda bir keşifte bulundu. Aslında müttefikler aday çok iyi tanımıyorlardı. Keşifler uzak mesafelerden yapılmıştı. Çıkarma yerlerinin coğrafi isimlerinin olmaması sebebiyle harflerle işaretlenmişti. Esas çıkarma da 23 Nisan günü yapılacaktı. Hava muhalefetinden dolayı 24 Nisan dendi ve sonra 25 nisana bırakıldı.

Birinci kademe çıkarmada V. W. X. Adıyla anılan Helles Burnu etrafındaki kıyılara olacaktı. Böylece S ve Y kıyıları kuvvetlerin yanlarını korumak ve Türk kuvvetlerini dağıtmak ve takviyelerin gelmesini önlemek için işgal edilecekti. Sonra büyük kısım ilerleyerek Y' ye çıkan kuvvetlerle birleşerek Yarımadayı işgal edecekti. Sonra da Çanakkale karşısındaki küzey kıyıya ulaşmaya çalışacaktı. Kumkale' ye yapılacak tali çıkarma, Saroz' a yapılacak aldatma hareketi, Beşikiye yapılacak hareket hiç olmazsa Türklerin savunmadaki kuvvetlerinin bir kısmının yollarını değiştirmeye çalışacaklardı. Seddulbahir ve Arıburnu na çıkan kuvvetlerde hedefe varmaya çalışacaklardı.

General Hamilton'un Seferi Kuvvetler:

1- General Paris komutasındaki 10.000 kişilik bir tümen. Dörder taburlu üç Deniz Piyade Tugay. 120'lik iki top. Bir bisiklet bölüğü

2- General Hunter Weston komutasında 18.000 kişilik 29. Tümen 86, 87 ve 88. Tugaylar. Her biri dörder taburlu bir bisiklet bölüğü, 84 sahra topu, 115'lik 6 Obüs, 120'lik 8 Obüs.

3- General Birdwood tarafından yönetilen 35.000 kişilik ANZAC Kolordusu, bir bakıma üç tugaydan oluşan Avustralya Tümeni. Her Tugayda dört tabur bulunuyor. 24 ağır makineli tüfek ve Yeni Zelanda Tümeni, Dörder taburlu 12 tugay ve dörder otobüsten oluşan üç sahra grubu halinde faaliyet gösterecek.

4- General Amade komutasındaki Fransız Kolordusu 17.000 kişi.

5- Bunlara ilave 108 taşıma gemisi ve 13 zırhlı, 7 kruvazor, 16 muhrip, 20 mayın tarayıcıdan oluşan ve hepsi İngiltere'ye ait savaş vasıtalarıdır.

Bu kuvvetlerden Kabatepe ve Seddulbahir kıyılarına çıkarılması planlanan asıl kuvvetlerin Kabatepe çevresine çıkacak olan iki tümenli ANZAC Kolordusunun ilk hedefi Conkbayırı - Kocaçimen çizgisidir. Burası alındıktan sona, Maltepe'ye ilerlenerek, yarımada kuzeye karşı tıkanacak ve Kilit Bahir Platosu'na taamiz için hazırlanacaktır.

Ayrıca Birinci Kademede Seddulbahir' e çıkarılacak 29. İngiliz Tümenin ilk hedefi Alçıtepe olup, akşama kadar burası ele geçirilecek, bunu sırayla 1. siz ve Ingiliz Deniz Tümenleri izleyecektir. Harekat Alçıtepe' den sonra, kuzeydeki ANZAC Kolordusuyla birlikte Kilit Bahir Platosu'na yöneltilecek ve müstahkem mevkii savunması böylece çökertilmiş olacaktır.

Tespit Edilen Çıkarma Noktaları:

S) Morto Koyu: Yani şimdiki Abide Sahilleri.

V) Seddülbahir Tabyasının tam batı kısımları, 300 - 400 metre uzunluğundaki plaj.

W) Helles ile Teke Burnu arasındaki kumsal, İlyas Burnun batı ciheti.

X) Tekke Burnunun 2000 metre kadar küzeyindeki dar kum şeridi.

Y) Sığındere ağzındaki Sarıbayır kütlesi.

Taraflar

Gelibolu savaşlarında işgal kuvvetleri temelde İngiliz güçlerinden oluşuyordu.Onlarla birlikde sayıca çok daha az olarak Fransız kuvvetleri de bulunmakta idi ve Seddülbahir bölgesi savaşlarında , ağırlıklı olarak Kerevizdere yöresinde çarpıştılar. Bu yöndeki çok önemli bir kuvvet de ANZAC ' lar idi. Anzaklar ( Australia,New Zeland Army Corps ) gerek Avustralyanın gerekse de Yeni Zelandanın tarihinde ve ulusal kimlik oluşturmalarında çok önemli yer tutmaktadırlar. İngiliz ordusunda , o sırada İngilterenin sömürgesi olan pek çok ülkeden de askerler bulunmaktaydı  ( Hindistan ,Pakistan,vs) , bunlardan Gurkalar da savaşta - özellikle Zığındere yöresindeki çarpışmalarda - önemli rol oynadılar.  Fransız ordusunda da sömürge ülkelerden askerler vardı ve örneğin Senegallilerin , diğer bir müslüman ülkenin işgali için yapılan savaşda ne düzeyde istekli olabileceklerinden kuşku duyuluyordu. 

İNGİLTERE

Çanakkale harekatından sorumlu komutan General Ian Hamilton idi. Ancak hem deniz saldırısında hem de her farklı savaş bölgesinde farklı komutanlar bulunuyordu. İngilizler komutanlarının, subaylarının   büyük kısmını savaşlarda kaybettiler. Bazıları başarısız bulunarak geri çağrıldı - sonunda Hamilton ' un da başına gelen bu olacaktır ve yerine General Monro geçecektir- bazıları savaşın gerilimine dayanamayarak hastalanıp ayrıldılar... Donanma : Önce Amiral Carden sonra - başlıca tüm savaşlar boyunca- Amiral De Robeck ve yardımcısı Amiral Keyes.. Kara : Seddülbahir bölgesine çıkışda bölge komutanı General Hunter Weston. Gerek bu bölgede gerekse de sonradan Anafartalar bölgesinde çarpışacak olan 29. İngiliz tümeni en önemli ingiliz gücü idi. General Vaughan Cox : 29. Hint tugayı komutanı. Anafartalar bölgesinde General Frederick Stopford.  

FRANSA

Donanma : Amiral Guepratte   Kara : General D' Amade - Doğu sefer gücü komutanı -, General Vandenberg- Metropolitaine tugay komutanı-.    

ANZAC

General William Birdwood : Arıburnu bölgesi ( ANZAC kolordusu ) komutanı Arıburnu bölgesinde , adı çeşitli özel yerlerle anılan pek çok komutan vardı...( Johnston , Plugge , Walker , vs )      

Yukarıda bahsedilen her  ulustan adını sayamadığımız pek çok, komutan düzeyinde subay da  tabii ki bulunmaktadır.