| GİRİŞ:
Türkiye, Atatürk Yılı'nda, Büyük
Önder'in doğumunun 100. yıldönümü gibi ulusal ve evrensel boyutları olan bir olay
ile, ''12 Eylül Müdahalesi'' gibi bir olguyu iç içe yaşamaktadır. Türkiye'nin bu
noktaya nasıl geldiği sorusunun yanıtını da, gene, müdahaleyi Türk ve dünya
kamuoyuna duyuran Devlet, Güvenlik Konseyi ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın
Kenan Evren vermiştir. Kamuoyuna yapılan bu açıklamaya göre, 12 Eylül noktasına
gelinen en önemli nedenlerinden biri Kemalist çizgiden giderek uzaklaşılmış
olmasıdır (1). Bu durumda, Atatürk'ün doğumunun 100. yıldönümünde ''Korunmak
ve Kollamak'' olgusu ile karşı karşıya bulunan Cumhuriyet'in ve onun gerçek sahibi
olması gereken Türk toplumunun kendi içinde ve evrendeki esenliği, Kemalist çizgiye
dönüş ve yaşam sürecince de bu çizginin egemen kılınmasıyla olanaklıdır.
Böylece, Kemalist çizgide bir müdahale olduğu vurgulanmış bulunan 12 Eylül
Harekâtı ile Kemalizm yeniden toplumsal gündemin başında yer almıştır. Bu aşamada
toplumdaki düşünürlerin en önemli işlevi, ''Kemalizmi'' bir ''öğreti'' ve bir
''eylem yöntemi'' olarak ulusal ve evrensel koşullar içinde çağdaş bir yoruma
kavuşturmaktır. Bu yorum, bir anlamda ''nereden geliş nereye gidiyoruz'' sorusuna da
ışık tutacaktır.
''Kemalizm''in toplumsal gündemin
başında yer almasıyla birlikte, Kemalist öğretim ve devriminin başlıca amacı ve
ürünü olan Cumhuriyet'in oluşumunu ve yok olma noktasına gelip dayanmış yüce bir
ulusun çağdaş bir devlete dönüşümünü dile getiren Büyük Nutuk da tozlu
raflardan indirilmiş bulunuyor. Bu kez Türk aydınına düşen iş, bu eşsiz yapıtın
sadece tozunu almak değil, onu toplumun tüm kesimlerine, özellikle yeni yetişen
kuşaklara, geçmişten alınabilecek en büyük ders gelecek için en güçlü bir
rehber, olarak değerlendirmektir.
Kemalist Devrimin ya da ''Anadolu
İhtilâli''nin siyasal, toplumsal ve kurumsal ürünü Kemalist Cumhuriyet'tir. Her
düzen insanla düşüp insanla kalktığına göre, Kemalist Cumhuriyet de kendi
insanını yaratmak zorundadır(2). Bu bilinçledir ki, Atatürk, Türk devrimini
simgeleyen Cumhuriyet'in sonsuza dek korunup savunulması görevini gençliğe emanet
etmiştir. Birbirini izleyen kuşakların bu bilince sahip olarak yetişmesi, yani
Kemalist Cumhuriyet'in kendi insanını yaratmasının yolu ise eğitimden geçer.
Kemalist öğretinin gereği olarak, ''fikrî, vicdanı, irfanı özgür'' insanlar
yetiştirmesi beklenen eğitim sürecinde, Cumhuriyetle noktalanan ve siyasal, sosyal,
ekonomik ve kültürel boyutları olan özgürlük savaşı ve ulusal devrimin temel ve en
yetkili kaynağı olan Büyük Nutuk'un vazgeçilmez bir yeri ve işlevi vardır. Ancak,
bu yapıtın, Kemalist Cumhuriyetin insanını yetiştirmesinin etkin bir aracı olarak,
eğitim sürecindeki yerini aldığı söylenemez. Bu yönde yapılacak incelemelerin
ilginç ve ilginç olduğu ölçüde de üzücü sonuçlar vereceği kuşkusuzdur. Oysa,
geçmişi aydınlatan ve geleceğe ışık tutan Büyük Nutuk'un, gücünü deyrimci bir
geçmişten alan ve çağlar ötesine atılım yapmak için hazırlanan genç kuşakların
Ulusal Kurtuluş Savaşı ve devrimin eşsiz önderini gereğince algılayıp
anlamalarını, Kemalist öğretiyle özdeşleşip bütünleşmelerini sağlamadaki yerine
çoktan alması gerekirdi. Zira Büyük Nutuk :
Cumhuriyet'e giden zorlu, fakat
o ölçüde onurlu yolu belirleyen sağlam ve gerçekçi tarihsel felsefeyi;
Bu felsefe üzerine oturtulmuş
düşünce, davranış ve eylemleri;
Doğal ve kaçınılmaz sonucu
yaratan tarihsel, sosyal, siyasal, ekonomik nedenleri ve koşulları, somut belge ve
kânıtlarıyla sergiliyor.
Toplumun geleceğine yönelik
ilke ve uyarıları vurguluyor ve
Her çağ ve her ülke için
geçerli birtakım siyasal stratejik kuralları ortaya koyuyordu.
Cumhuriyetle noktalanan Kemalist devrimin
bu başlıca kaynağının birgüne değin bu anlamda algılanabildiğini,
algılanabilmiş olsa bile, Cumhuriyet ve bağımsızlığı sonsuza dek koruması ve
savunması istenen genç kuşakların yetiştirilmesinde etkin bir kaynak ve araç olarak
yararlanıp kullanıldığını söylemek pek de kolay olmasa gerekir.
Büyük Nutuk'un, Kemalist öğreti ve
eğitim sürecindeki yeri ve işlevini vurgulamak için giriştiğimiz bu yaklaşım
denemesi, bu konudaki sezgi ve bulgulardan esinlenmekte ve bir çağdaşlama , modeli
olarak yeniden evrensel bir anlam ve önem kazanan Kemalizm'in, yani Türk devriminin bu
eşsiz yapıtının insan yetiştirme düzenimizde etkin olarak yerini almasını
amaçlamaktadır. Bu nedenle de, Büyük Nutuk'un değişik eğitim düzeyleri, yaş
grupları, öğrenim ve iletişim amaçları, açısından ve bunlarla tutarlı olarak,
kendi bütünlüğü içinde ele alınıp incelenmesi; bilgi içeriği yönünden öğrenilmesi;
davranışsal amaçlar bakımından özümlenmesi; değindiği askerî, politik,
sosyal ekonomik ve kültürel sorunlarla, kişiler ve olaylar yönünden yeni ve sistemli
araştırma ve incelemelere konu ve kaynak olması; Kemalist öğreti ve devrimin
nedenleri, koşulları ve sonuçları bakımından algılanıp irdelenmesi ve yeni
atılımlara hız verebilmesi için dramatik yöntemlerle yaşanıp yaşatılması;
özellikle, Atatürk Yılı'nda Kemalist Rönesansı başlatıp, Kemalist devrimi
sürdürecek olan Atatürkçüler için canlı bir eser ve yorum kaynağı olması
gerekecektir. Bu da Büyük Nutuk'un, Kemalist öğretinin temel kaynağı olarak, her
düzey ve alandaki örgün ve yâygın eğitim programlarının tümleşik bir parçası
haline gelmesiyle olanaklıdır. Bunun da yolu, büyük Nutuk'un Amaç, Kapsam,
İçerik ve Niteliği; ortaya koymaktan geçer.
Uygulamadaki değişik yöntem ve
yaklaşımlar bu tanımlardan kaynaklanacaktır.
AMAÇ :
Evrensel olayların akışı içinde
insanlık ailesinin eşit ye onurlu bir üyesi olarak, çağdaş bir Türk toplumu ve
devleti yaratma kararlılığı Mustafa Kemal'de, kendi benliği ve kendi toplumu
hakkında bilinçlendiği andan itibaren başlamış ve O, bu hedefe, belirli bir
zamanlama içinde, askeri, siyasal, toplumsal ve psikolojik bir strateji ile ulusu tüm
kesimleriyle yanına alarak, adım adım yürümüştür. Büyük Nutuk, neden sonuç
ilişkileri içinde, aslında sonsuza dek sürecek olan bu yürüyüşün belirli
güçleri maklum ederken bilimsel davranış ve bir evrensel dile getirmekte ve geleceğin
rotasını çizmektedir.
''Anadolu İhtilâli''nin önderi olan
Mustafa Kemal'in kendi yorumu ve tanımı ile, Büyük Nutuk'un amacı: ''... Ulusal
yaşamı son bulmuş varsayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nâsıl elde
ettiğini ve bilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı, ulusal ve çağdaş bir
devleti nasıl kurduğunu anlatmak'' ve bu anlatım içinde ''Türk Ulusu ve gelecek
kuşaklar için dikkat etmeleri ve uyanık bulunmaları gereken noktaları
vurgulamaktır.'' (3) Mustafa Kemal, Büyük Nutuk'ta, artık geçmişe malolmuş bir
devrin öyküsünü güçlü anlatım yeteneğiyle dile getirirken; olayları ve tarihi
sadece yüzeysel bir gözle inceleyerek sağlık bir sonuca varılamayacağını biliyor
ve olayların gerçek niteliği hakkında bir yargıya varabilmek için, onların asıl
nedenlerini ve etmenlerini ortaya çıkarmak gerektiğine inanıyordu(4). Bu bilinç ve
inanç O'nun akılcı ve bilimsel bakış açısından engin bir tarih felsefesine sahip
bir düşünce olmasından kaynaklanmakta idi.
Büyük Nutuk, bir anlamda, eşsiz bir
devrimle çağ değiştiren bir ulusun öyküsüdür ve bu çağ değişiminin tarihini
yazan da o tarihi yapan insandır. Bu yazış ve anlatışta, Mustafa Kemal, tüm
gerçeklere, tüm tarihçilerden istediği gibi, sadık kalmış, bilinçli olarak
yaptığı devrimin hesabını verirken ve karşı fikirlere güçleri mahkum ederken
bilimsel davranış ve gerçeklerden sapmamıştır (5) . Bu nedenle Kemalist devrimin bu
temel kaynağını inceleyenler, onda Atatürk'ün askeri, siyasal ve sosyal fikirlerini,
dünya görüş ve felsefesini bulacaklar ve O'nun tinsel kişiliği hakkında bilgi
edineceklerdir. Büyük Nutuk'un (Lepzig, 1926) baskısındâ da vurguladığı gibi,
Mustafa Kemal Türk ulusu için yepyeni bir geleceğin temellerinin atıldığı bir
sırada ortaya koyduğu bu eşsiz yapıtta, tüm halka, ''Yeni Türkiye'nin nasıl
oluştuğunu, hangi temeller üzerine dayandığını ve gelecekte hangi yolların
izleneceğini göstermek gereğini duymuştur''(6). Bunu yaparken de, ardarda gelen
felâketleri sıralamak suretiyle, geleceğin kuşaklarını, ''Yenilgi, işgal,
düşmanlarla işbirliği içinde olan bir hükümete karşı uyarmak ve bu durumda ulusal
direniş için duyulan sonsuz gereksinmeyi'' vurgulamak istemiştir(7).
Çağdışı düşerek sömürgeleşmiş
bir ''uluslarüstü'' imparatorluktan, ulusal güce dayalı olarak gerçekleştirilen bir
devrim yoluyla, çağdaş ve ulusal Türk devletini yaratmak için girişilen çok boyutlu
savaşımın dramatik belgeseli olan Büyük Nutuk, sadece bu savaşımın kronolojik bir
öyküsü değildir. Bu benzersiz yapıta, Çağdaş Türk devletinin evrendeki saygın
yerini alması için zorunlu olan tutumun özellikleri ve temel düşüncesi
sergilendikten başka, günümüz koşullarında giderek dahâ çok değer kazanan ve
birçok ülke için çağlar boyu geçerliliğini koruyacak olan politika ve strateji
kuralları da ortaya konmuş bulunmaktadır.
KAPSAM :
Türklüğün binlerce yıllık tarih
sürecinde Büyük Nutuk'un kapsadığı dönem, bu tarihin karanlıktan aydınlığa
doğru gelişen en hareketli, en hararetli, en kritik yıllarına rastlar. Bu dönemin
çerçevesi Büyük Nutuk'un Almanca çevirisinde, Kemalist hareketin aşamalarını
simgeleyen anlamlı başlıklarla verilmiştir. Bu çerçeveye göre Büyük Nutuk,
kapsadığı zaman dilimi içinde şu evreleri içermektedir :
1919 - 1920 Bağımsızlığa Giden
Yol
1. Başlangıç - 19 Mayıs 1919 - 22
Temmuz 1919 (Cilt I)
2. İlk Başarı - 23 Temmuz 1919 2 Ekim
1919
3. Güçlenme - Yayılma - 3 Ekim 1919 -
18 Ocak 1920
4. Bağımsızlığa Giden Yol- Üzerinde
- 19 Ocak 1920 23 Nisan 1920
1920 - 1927 Millî İhtilal
1. İç Savaş Yılı - 1920
2. Meydan Savaşı Yılı - 1921
3. Zafer Yılı - 1922
4. Barış Yılı - 1923
5. Yeni Türkiye
Ulusal savaşımı başlatan yönlendiren
ve sonuçlandıran büyük önderin, tükenmez bir enerjiyle, gece gündüz çalışarak,
üç ay içinde kaleme aldığı Büyük Nutuk, 15 Ekim 1927-23 Ekim 1927 tarihleri
arasında yapılan Cumhuriyet Halk Partisi Büyük Kongresinde 6 günde okunmuş ve bu
okuma günde 6 saatten 36 saat 31 dakikaya sığdırılmıştır. Bu özelliğiyle dünya
literatürüne ''Maraton Nutuk'', ''400.000 kelimelik Mesaj'' deyimiyle geçen bu temel
kaynakla ele alınan zaman ve tarih diliminde, Türk Ulusu, Mustafa Kemal'in tanımıyla,
''ancak devletlerin yıkılma ve yokolma çağlarında tarihin kaydettiği çok önemli ve
tehlikeli anları yaşıyordu '' ve ''tarihin böyle zamanlarda, her çağda ve her
ülkede çeşitli mezhep ve davranışta, her türlü amaçlar peşinde koşan pek çok
insanın sahneye çıktığını gösteren örneklerle doluydu''· (9). Dışta ve de
içte, güçlü düşmanlara karşı bilinçli bir ulusal kurtuluş savaşımı vererek
kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde Kemalist Devrimi kesintiye ve devleti çöküntüye
uğratmak isteyen iç ve dış güçlerin yarattığı bunalım dönemlerinde de
''çeşitli mezhep ve davranışta, her türlü amaçlar peşinde koşan pek çok insanın
sahneye çıktığı'' görülmemiş olarak bireysel düzeyde, ulusal bilincin, erdemin ve
özverinin seferber edilmesiyle, tüm güçlüklerin nasıl üstesinden gelinebileceğini
karanlıktan aydınlığa umutsuzluktan esenliğe nasıl çıkılabileceğini en dramatik
biçimde sergileyen Büyük Nutuk, Çağlarboyu Türk Ulusuna bir esin kaynağı
olacaktır:
İÇERİK VE NİTELİK :
Olayları tarihin yargılamasına
bırakma isteği, tarihin belgelere göre yazılmasını ve gerçeği yansıtmasını
sağlama gereğinden kaynaklanmaktadır(10). Böyle bir tarihi bilinci ve sorumluluğuna
sahip olan Mustafa Kemal, Büyük Nutuk'taki olay ve tartışmaları kesin belgelere
dayandırırken, tarihi yapan ve yaptığı tarihi yazan bir kimse olarak, tarihsel
yargının belgesel bakımından sağlam ve sağlıklı olmasına özen göstermiştir. Bu
bilinçiz yazılan ve Atatürk'ün öz yapıtı olan Büyük Nutuk'un, içerik bakımdan
sürekli bir esin kaynağı olma niteliği, bu yapıt ta dile getirilen Türk devriminin
ve onu oluşturan olaylar dizisinin, rastlantıların değil, dikkatle düzenlenip hesap
edilmiş planların ürünü olduğunu kanıtlamasından ileri gelmektedir. Gerçekten de Ulusal
bağımsızlık savaşı dönemi meydana getiren olağanüstü eylemlerden hiçbirisi
rastlantıya terkedilmiş değildir.
Ulusal kurtuluş ve bağımsızlık
savaşının en yetkili tarihi olan bu yapıtta, Türk devrirni deniten büyük
atılımın hesabı verilirken, olayların doğuşuna neden olan konular irdelenmek te
Mustafa Kemal'in ''Ulusu çöküntüden kurtarıp özgür ve güçlü kılmak amacıyla''
halkın yazgısını eline alma zorunluluğunu duyduğu andan itibaren yaptıkları
anlatılmakta emperyalist devletlerin Türkiye'ye karşı güttükleri politikayı
aydınlatan bilgiler verilmekte, Türkiye'nin Lozan'daki tutumu ve Anadolu devriminin
askerî ve stratejik yönü sergilenmekte ve Yepyeni bir geleceğin temellerinin
atıkmış olduğu bir sırada, bu oluşumun dayandığı ve gelecekte hangi yılların
izleneceği açıklanmaktadır.
Hepsinden de önemlisi, fikir ve eylem
düzeyindeki tüm girişimlerin, engin ve gerçekçi bir tarih bilinci ve felsefesinden
kaynaklanmış olmasıdır. Neden ve şonuç ilişkileri açısından irdelendiğinde,
Çağdaş Türkiye için çizilen yeni rotanın bu ''felsefe'' doğrultusunda olduğu,
Cumhuriyet Türkiyesi'ndeki sosyo - politik çalkantılârın bu çizgiden sapmalarla
ilişkili bulunduğu ve Türkiye'ye kârşı açık ya da kapalı olarak sürdürülen
eylemlerin ve gösterilen tepkilerin kökeninde bu felsefede değinilen komplekslerin
yattığı açıkça görülür(11). Tarihsel analiz ve sentez bakımından büyük önem
taşıyan bu felsefe ana çizgileriyle şöyledir :
''Osmanlılar devrinde çeşitli siyasî
öğretiler izlenmiş olduğu ve izlenmekte olduğu bulunmakta bilinmektedir. Ben, bu
siyasal öğretilerin hiçbirinin yeni Türkiye'nin siyasal oluşumunun öğretisi
olamayacağına inanmıştım.
......Bilirsiniz ki yaşam demek,
savaşım, çarpışma demektir. Yaşamda başarı kesinlikle savaşımda başarı
sağlamayla olanaklıdır. Bu da, manen ve maddeten kuvvet ve güce dayanan bir durumdur.
Bir de, insanların uğraştığı
sorunlar, karşı karşıya kaldığı tüm tehlikeli işler, elde ettiği başarılar.
Genel bir savaşımın dalgaları içinden doğa gelmiştir. Doğu kavimlerinin Batı
kavimlerine saldırı ve hücumu tarihin belli başlı bir evresidir. Doğu kavimleri
arasında, Türk unsurunun en güçlü unsur olduğu bilinmektedir. Gerçekten de
Türkler, İslamdan önce ve İslâmdan sonra, Avrupa içerisine girmişler, saldırılar
ve istilalar yapmışlardır. Batı'ya saldırıda bulunan ve istilalarını İspanya'dan
Fransa sınırlarına değin uzatan Araplar da vardır. Fakat her saldırıya karşı,
daima karşı saldırıyı düşünmek gerekir. Karşı saldırı olasılığını
düşünmeden ve ona karsı güvenilmeye değer önlem bulmadan hareket edenlerin sonu
yenilmek ve bozguna uğramaktır.
''Batı'nın Araplara karşı giriştiği
karşı saldırı, Endülüs'te acı ve ibret alınmaya değer tarihsel bir felâket ile
başladı. Fakat orada bitmedi. Kovalama Afrika kuzeyinde devam etti''.
''Atillâ'nın Fransa ve Batı Roma
topraklarına değin yayılmış olan imparatorluğunu anımsadıktan sonra, Selçuk
Devleti' nin yıkıntıları üzerinde oluşan Osmanlı Devletinin İstanbul'da Roma
İmparatorluğunun taç ve tahtına sahip olduğu devirlere göz atalım.''
''Osmanlı taçdarları içinde
Almanya'yı, Batı Roma'yı, zor yolu ile ele geçirmek muazzam bir imparatorluk kurmak
girişiminde bulunmuş olan vardı. Yine bu hükümdarlardan biri, tüm İslâm âlemini
bir noktaya bağlayarak yönetmeyi düşündü. Bu tutkunun güdüsüyle Suriye'yi,
Mısır'ı zorla ele geçirdi. Halife umanını takındı. Diğer bir sultan da hem
Avrupa'yı zaptetmek, hem İslâm âlemini egemenliği ve yönetimi altına almak
amacını güdüyordu. Batı'nın sürekli karşı saldırısı İslâm âleminin
cihangircesine tasarım ve tutkuların aynı sınır içine aldığı çeçitli
unsurların uyumsuzlukları, sonunda, benzerler gibi Osmanlı İmparatorluğunu da tarihin
bağrına teslim etti.''
Dış siyasetin en çok ilgili olduğu ve
dayandığı husus devletin iç örgütüdür.
Dış siyaset, iç örgütle uyumlu olmak
zorundadır. Batı'da ve Doğu'da başka başka özelliklere ve kültüre ve tutkuya sahip
çeşitli unsurları bağrında toplayan bir devletin iç örgütlü elbette asılsız ve
çürük olur. O halde dış siyaseti de esaslı ve sağlam olamaz. Böyle bir devletin
iç örgütü, özellikle, ulusal olmaktan uzak bulunduğu gibi, siyasî öğretisi de
ulusal olamaz. Buna göre, Osmanlı Devletinin siyaseti ulusal değil, fakat kişisel
anlaşılmaz ve kararsız idi.''
''Çeşitli ulusları, ortak ve genel bir
ad altında toplamak ve bu çeşitli unsur kütlelerini aynı hukuk ve koşullar altında
bulundurarak güçlü bir devlet kurmak parlak ve çekici bir siyasî görüştür. Fakat
aldatıcıdır. Hatta hiçbir sınır tanımayarak, dünyada varolan tüm Türkleri dahi
bir devlet halinde birleştirmek, gerçekleştirilmesi olanaksız bir hedeftir. Bu,
yüzyılların ve yüzyıllardır yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı
olaylar ile meydana koyduğu bir gerçektir.''
''Panislâmizm, panturanism siyasetinin
başarılı olduğuna ve dünyayı uygulama alanı yapabildiğine tarihte
rastlanmamaktadır. Irk farkı gözetmeksizin, tüm insanlığı kapsayan cihangircesine
devlet kurma tutkularının sonuçları da tarihte yazılıdır. İstilâcı alma
hevesleri, konumuzun dışındadır. İnsanlara her türlü duygularını ve
bağlantılarını unutturup, onlara tam bir bütünlük ve eşitlik çerçevesinde
birleştirerek insanca bir devlet kurmak teorisi de kendine özgü koşullara sahiptir.''
''Bizim açık ve uygulanabilir
gördüğümüz siyasî öğreti ulusal siyasettir. Dünyanın bugünkü genel koşulları
ve yüzyılların dimağlarda ve karakterlerde yoğunlaştırdığı gerçekler
karşısında hayalperest olmak kadar büyük hata olamaz. Tarihin anlatımı budur,
bilim, aklın, mantığın anlatımı budur'' (11).
Büyük Nutuk'un içeriğini Kemalist
öğreti va eğitim açısından inceleyecek ve irdeleyecek olanları; öğreti ve
eğitime zamanla tutarlı pâradigmalar çevresinde yorum ve boyutlar getirmek isteyenler,
yeni ve çağdaş Türk devletinin düşün ve eylem düzeyinde gerçekleşmesine dayanak
ve kâynak olan bu tarih felsefesini tüm anlam ve doğurgularıyla özümsemek ve anlamak
durumundadırlar. Büyük Nutuk'u anlama ve anlatma ve yorumlama bakımından böyle bir
bilince varılmadan yapılacak tüm girişimler, yüzeysel kalacak ve eğitim yönünden
beklenen motivasyonu yaratamayacaktır.
Unutmamak gerekir ki, Büyük Nutuk'u
kaleme alırken, Atatürk tarihsel misyonunu tamamlamış bir önder gibi davranıp,
geçmişteki başarılarını gözden geçirmek ve irdelemekle yetinmemiş; aksine,
gelinen noktada kendine ve ulusunu bu irdelemelere dayalı olarak çok daha zorlu ve uzun
soluklu amaç ve uğraşılara hazırlamak istemiştir(12).
Toplum olarak Kemalist öğretinin
temelini oluşturan ve Kemalist hâreketin rotasını çizen bu ''tarih felsefesi'' ve
bilincine bağlı kalındığı sürece, tüm zorlu sorunları çözmek, yüce amaçları
gerçekleştirmek kolaylaşacak, aksi takdirde çağdaşlaşma süreci toplumu evrensel
katkıya ulaştıracak bir hızdan yoksun kalacak ve tarihsel kısır döngü
kırılamayacaktır.
NİTELİK :
Büyük Nutuk'un Kemalist öğreti ve
eğitim sürecindeki yeni ve işlevini irdelerken, bu yapıtın niteliği üzerinde de
durmak gerekir. Büyük Nutuk'un sahip olduğu nitelikler, Kemalist öğretinin bir
kaynağı ve aracı olarak, bu yapıttan eğitim sürecinde yararlanma yol ve yöntemini
de belirleyecektir. Uluslarüstü, sömürgeleşmiş ve çağdışı kalmış bir
imparatorluktan, ulusal ve çağdaş bir cumhuriyete geçişin belgesel öyküsü olan
Büyük Nutuk üzerinde bilimsel içerikli araştırmalar yok denecek kadar az olmakla
beraber, bu yapıtı konu alan incelemeler Nutuk'ta değişik nitelikler görmüşlerdir.
Bu değerlendirmelere göre :
- Büyük Nutuk, her şeyden önce belgesel
bir söylevdir. Güzel söz söyleme sanatının gelişmesi için elverişli ortamın
bulunmadığı bir ülkede kaleme alınmış olmasına karşın, bu söylev, üslup
bakımından görkemli, tantanalı ve kendine özgü, dil bakımından da hatasız ve
kesin bir yapıya sahiptir.
- Tümüyle ele alındığında, edebiyat
türlerinden herhangi biriyle tamamlanması olanağı bulunmayan, bölüm bölüm
irdelendiğinde ise, çeşitli edebiyat türlerine uyan Büyük Nutuk, Türk nesrinin
''en büyük örneği''dir(13).
- Büyük Nutuk, Kurtuluş savaşı ve
cumhuriyet tarihi için bir ana kaynak'tır (14).
- Nutuk, çağdaş Türkiye'nin tem
yetkiyle yapılmış kurtuluş tarihidir. Bu niteliği ile en bûyük tarihçilerin
yapıtları ile karşılaştırılabilecek değerde olan Büyük Nutuk, ''Caesar'ın Galia
Harb'' adlı yapıtı ve Thukydides'in ''Peloponesos Harbi'' adlı yapıtındaki üstün
nitelikleri kendinde toplamıştır. Atatürk, hem Caesar gibi, anlattığı olayların
baş kahramanıdır, hem de Thukydides gibi, olayların en derin nedenlerini analiz
etmesini bilen büyük bir tarihçidir. Bu özellikleriyle Nutuk, ders kitabı gibi
okullarda, üniversitelerde okutulmalı,metinler yorumlanmalıdır(15).
- Kurtuluş Savaşı'nı ve Türk
devrimini bazen bir tarihçi sessizliği ve nesnelliği, bazen bir sanatçı sıcaklığı
ve heyecanıyla bazen da idealine dokunulmuş bir idealistin ıstırap ve öfkesiyle anlam
ve yorumlayan ve bu özellikle estetik bir değer taşıyıcı ''Büyük Nutuk'' aynı
zamanda bir ''dram kaynağı''dır.
- Tarihten ders almasını bilen asker,
siyaset ve devlet adamları için, Büyûk Nutuk, öğütlerle dolu bir tür ''Siyasetnamedir''
(16).
- Edebi tür olarak, Büyük Nutuk,
gerçek ve tam anlamıyla ''hatırat'' (Anı) dır. (17).
Büyük Nutuk'un, niteliği ile ilgili
çeşitli tanımlamaların yapılmış olması, bu yapıtın bu tanımlardan herhangi
biriyle sınırlandırılabileceği anlemına gelmez. Aslında bu tanım ve
değerlendirmelerin tümünda bir gerçek payı olduğunu kabul etmek va bu eşsiz
yapıtı, eğitimdeki işlevi bakımından bu nitelikleriyle ele alıp incelemek,
işlemek, değerlendirmek yorumlamakta. Kemalist öğreti yönünden büyük yararlar
vardır. Bu nitelikleriyle ele alınması halinde, Büyük Nutuk, eğitim sürecindeki
çeşitli disiplin ve etkinlikler bakımından çok yönlü bir anlam ve değer kazanacak;
ve klasik anlamda, belleğe dayalı olarak okutulan, sınav ve not yaptırımına dayalı
olan ve nedenle ve, giderek bezginliğe yol açan sıradan bir metin olmak yerine,
Kamalist öğreti yönünden bir araştırma, inceleme, yorumlama, dramatizasyon,
motivasyon ve esin kaynağı olabilecektir.
Eğitim sürecinde, bunun aksine bir
yaklaşım, yöntem ve davranışın, Kemalist öğreti yönünden olumsuz sonuçlar
doğuması kaçınılmazdır.
SONUÇ:
''Büyük Nutuk'un Kemalist öğreti ve
eğitim sürecindaki yeri ve işlevi'' konusunda bir kalem denemesine girişmek
isteyişimin nedeni, Cumhuriyetin ilk kuşağı, Kemalist öğretinin ilk ürünü
olmamıza, devrim bilinç ve hecanıyla yetişmemize ve bu yetişme sürecinde devrimin
bilimsel otoritelerinden kaynaklanmamıza karşın kendi öğrenim ve eğretim yaşamızda
bu eşsiz yapıtın gerekli yerini almadığını görmemiz, cumhuriyeti ve toplum olarak
geçmekte olduğumuz darboğazda eski yeni, tüm kuşakların, karşılaştıkları tüm
engelleri aşamada, esin ve bilinç kaynağı olarak yararlanabilecekleri bu kaynaktan
inanılmayacak ölçüde uzak kalmış bulunduklarını bir kez dâha farketmiş
olmamızdır.
Atatürk'ün doğumunun 100.
yıldönümü gibi, ulusal evrensel boyutları olan bir aşamada, toplumun Kemalist
çizgideki seyrinde meydena gelen sapmalarda yeni bir rota düzeltmesi niteliği taşıyan
ve bu çizgideki gidişi güvence altına almayı amaçlayan 12 Eylül Harekatı ile,
Kemalist devrimin kaynaklarına eğilme gereği bir kez daha belirtilmiştir. Bu eğiliş,
Kemelist çizgide toplumca gelinebilen noktalardan geriye dönüş değil yeni atılımlar
ve yeni çözümler için bir hız alışı, bir arayışı simgelemelidir. Sayın Arar,
Büyük Nutuk'la ilgili değerli incelemesinde. Atatürk'ün bu Nutuk'u söylemekle,
görünürde, iki amaç güttüğünü vurgulamaktadır.
1.Tarihin anlaşılmasına yardımcı
olmak;
2.Ulusal varlığımız için önemli
gördüğü konularda, ulusun ve gelecek kuşakların dikkatli ve uyanık olmalarını
sağlamak.
Atatürk'ün dağumunun 100.
yıldönümünde, ''Cumhuriyeti Koruma ve Kollama'' işlevini yerine getiren 12 Eylül
Müdahalesi ile açılan yeni çığırda, Nutuk'ta öngörülen bu iki hedefin
gerçekleşme boyutları, zaman, sorun ve koşullarla uyumlu paradigmalar çerçevesinde,
bilimsel bir nesnellikle yeniden ve dikkatle irdelenmeli ve toplumun Kemalist rotada ve
çağdaş uygarlık doğrultusunda güvenle seyrededilmesi için, toplumsal katılıma
dâyalı, eğitsel, sosyal, politik, ekonomik ve kûltürel, tüm önlemler
alınmalıdır.
Mustafa Kemal, yurdu düşmanlardan
kurtarmak amacıyla başlayan Ulusal savaşımını ulusal egemenlik ve laik cumhuriyet
öz ve biçimine dönüşmesini, determinist bir tarih görüşü ile ''doğal ve
kaçınılmaz bir tarih akışı'' diye açıklamıştır (18). Ancak bu denemede
sergilediğimiz Kemalist ''tarih felsefesi''ne ters düşenlerin, yani karşı
devrimcilerin, tarihin bu ''doğal ve kaçınılmaz akışını'' en azından kesintiye
uğratma çabasından bir türlü geri kalmadıkları da, yaşanmış ve yaşanmakta olan
olaylarla doğrulanmış bir gerçektir.
Hiçbir devrimin bir hamlede hedefine
ulaşmadığı elbette doğrudur. Bununla beraber, Atatürk Yılında, değişik amaçlı
karşı devrimcilerin kanlı girişimleri nedeniyle, bir iç savaşın eşiğinden
dönüldüğü dikkate alındığı takdirde toplumun, bireysel ve kurumsal düzeyde
ulusal egemenlik ve lâik cumhuriyet çizgisinde devam eden ''doğal ve kaçınılmaz
tarihi akışını'' bir daha kesintiye uğratmamak görev ve sorumluluğu ile her
zamandan daha fazla karşı karşıya bulunduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu görev ve
sorumluluğun bilinçli olarak yerine getirilmesinde, yeniden irdelenmiş ve çağın
koşulları içinde yeniden yorumlanmış bir Kemâlist öğreti ve onun kaynaklarına
inen Büyük Nutuk özlenen çağdaş Türkiye'nin insanını yetiştirmede,
yönlendirmede, motive etmede, yeniden güçlü bir esin kaynağı olabilir.
Unutmamak gerekir ki, Mustafa Kemal,
Türk iç politikasında bir dönemin sonunu ve yeni bir dönemin başlangıcını
simgeleyen Büyük Nutuk'u kaleme alırken, ''eski hesap ve çekişmeleri geride
bırakarak, genç cumhuriyeti ağır suçlamalardan kurtarmak, yeni devrimler ve yeni
atılımlar için pürüzsüz bir dönem başlatmak ve bunun için de taze ve canlı bir
ruh yaratmak istiyordu.'' Toplumca geldiğimiz nokta, Kemalist Rönesansı başlatmak ve
bu kez süreci kesintiye uğratmadan sürdürmek için, tazelik ve canlılıkta bir
bilince her zamandan çok gereksinme vardır. Bu bilincin yaratılması başta Büyük
Nutuk olmak üzere, Kemalizm'in yeniden irdelenmiş ve yorumlanmış tüm kaynakların,
yaratıcı bir girişimle,'' fikir , vicdan ve irfan özgürlüğü'' doğrultusunda
düzenlenmiş, bilimsel davranışa dayalı, çağdaşlık amacına yönelik, ulusal ve
evrensel içerikli bir eğitim sürecine maledilmesinden geçer.
BÜYÜK NUTUK : Kemalist
Öğreti ve Eğitim Sürecindeki Yeri ve İşlevi
1. Devlet Başkanı Orgeneral Kenan
Evren'in 12 Eylül 1980'den sonra yaptığı konuşmalar, 12 Eylül 1980 - 17 Ocak 1981.
2. Tör, Vedat Nedim, ''Kemalist
Demokrasi'', Milliyet, 29 Mart 1971.
3. Atatürk, M. Kemal, Nutuk,
Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1962:
4. Soydan, Mahmut, ''Bir Hatıra'', Hakimiyeti
Milliye, 5 Ağustos 1927.
5. Selek, Sabahattin, ''Nutuk Nedir ve Ne
Değildir'', Cumhuriyet, 11 Kasım 1966.
6. Der Weg Zur Freiheit, Leipzig 1928,
Önsöz.
7. Rustow, Prof.Dankward A., (Çeviri:
Prof Nermin Abadan) , Devlet Kurucusu olarak Atatürk.
8. Karaosmanoğlu, Yakup Kadri,
''Hatıralar: Yorulmak Bilmez Atatürk'', Ulus, 13 Temmuz 1961.
9. Arar, İsmail ''Büyük Nutuk'un
Kapsamı, Niteliği, Amacı'', Atatürk'ün Büyük Söylevinin 50. Yılı'ndan
ayrı basım.
10. Bıyıkoğlu, Tevfik, Atatürk
Anadolu'da, Ankara 1953, Önsöz.
11. Nutuk. 10 cilt.
12. The Times, 21 Ekim 1927 -
Cumhuriyet 26 Ekim 1927.
13. Cumalı Necati, ''Nutuk'', Vatan,
10 Kasım 1961.
14. Akçura Yusuf, ''Türkiye Cumhuriyeti
Tarihinin Aslı Menbalarından Nutuk'', Türk Tarih Encümeni Mecmuası. Yeni seri
(1929) C. I. S. 1 (97)
Atay, Falih Rıfkı, 19 Mayıs Ank. 1944.
15. Sinanoğlu, Prof. Suat,
''Atatürk'ün Nutku'nun tarih eseri olarak değerlendirilmesi; VI Türk Tarih Kongresi
(Ankara 20-26 Ekim 1961. Kongreye sunulan bildiriler). Durum 1967 ve Yücel, Hasan Ali,
''Atatürk'ün Nutuk'unu okuyun ve okutan Cumhuriyet. 29 Ekim 1955.
16. Arar, İsmail, Aynı metin.
17. Arar. İsmail, Aynı metin.
18. Atatürk, M. Kemal, Nutuk, s.
11, s. 306.
|