parhp.jpg (1500 bytes)

ATATÜRK : RADİKAL, HÜMANİST, POZİTİVİST

ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK HAKKINDA BAZI SORULAR VE YANITLARI

Aydoğan KEKEVİ
10 Ağustos 2001, Almanya

İyi günler !

Aşağıdaki yazı (Sorular ve yanıtlar) gerek bireysel gerekse topluca söyleşiler de çoğunlukla genç arkadaşların akıllarını karıştıran, yaşadıkları olaylar karşısında uğradıkları düş kırıklıklarından kaynaklanan sorularının yoğun ve güncel olanlarından yaptığım bir seçki. Son zamanlarda dolaştığım internet sitelerinde okuduğum e-maillerde de aynı yönde sorulara rastlamam böyle bir girişime neden oldu. Bunlar söz konusu karşılıklı konuşmalar, tartışmalar sırasında sorulan soruların ve verilen yanıtların düzeltilerek yazıya aktarılmışıdırlar; Bu yanıtlar yetersiz ve eksik görülebilirler (bazıları da hiç beğenmeyebilir) ama ben bu yetersizliğin yanıt arayan genç insanları yanıtsız bırakmaktan daha kötü olduğunu sanmıyorum.

Benim bu girişimim bir yerde "boşluk doldurma" çabasından öte iyi niyetli bir "çabalama"dır.

Bunları gerekdiğinde (kuşkusuz sizlerce de uygun ve yeterli görülmesi durumunda) çevreye ulaştırılması için sizlere ulaştırmayı doğru bir yol olarak görüyor ve sizler tarafından söz konusu sitelere verilen ve her hangi bir gizliliği sakıncası olmadıklarına inandığım/düşündüğüm elektronik posta adreslerinize gönderiyorum. Sitelerden bu adresleri alırken "haberleşme özgürlüğü"ne ve "gizliliği"ne ters düştüğümü sanmıyorum.

SORULAR-YANITLAR

 

- "Laikler" aynı zamanda da "Kemalist" midirler?

Hayır, herkes laik olabilir; Atatürk'ü tanımayan bir Çinli de laikliği benimseyebilir ama Kemalist değildir ya da Atatürk'ü tanıyan bir Fransız laik olmayabilir. Laiklik de Kemalistlik de doğal bir yükümlülük değil, bir özgür istenç işidir.

Laiklerin Kemalist olmak gibi bir "yükümlülükleri" yoktur ama Kemalistler laik olmakla yükümlüdürler:

Kemalistlik laik olmanın koşulu değildir ama laiklik Kemalist olmanın koşullarından birisidir..

- Atatürk'ü sevmek "Atatürkçü" olmak için yeterli midir ?

Hayır,sevmek de bir gönül işidir, kimsenin tekelinde değildir; herkes herkesi sevebilir: Atatürk'ü bir katil de sevebilir, bir kaçakçı da, bir Japon da, bir Afrikalı da (hatta Abdullah Öcalan da dahil olmak üzere herkes) sevebilir, bunlar ancak "Atatürksever" yani "sempatizan"dırlar.

Oysa "Kemalist" olmak yalnız bir gönül işinden öte, üst düzeyde bir gönüllülük, ve bilinç işidir; kişinin kendisini Kemalizm ülküsüne adaması, gönüllü olarak sorumluluk yüklenmesidir, yani "militanlık"dır; bu da özverili olmayı, örnek ve erdemli davranmayı gerektirir.Ne rakıyı leblebiyle içmekle, ne de "Atatürk büyük adamdı" demekle Kemalist olunamaz,i olunsa olunsa ancak şekilci/taklitçi olunur.

"Militanlık"tan kasıt kişinin Kemalizm'i geçimini sağladığı özuğraşının yanısıra bir ikinci uğraş veya görev olarakgörüp, kendisini Kemalizm ülküsüne adaması ve Kemalizmin yayılması, benimsenmesi için gerekeni yapması, "karınca kararınca" katkıda bulunmasıdır.Yani bir amatör gibi sevip kendisini verecek, bir profesyonel gibi bilinçli planlı disiplinli çalışacaktır.

- Kemalizm'le Atatürkçülük arasında fark var mıdır ?

Hayır her ikisi de aynıdır; evrensel bir kişilik olan koskoca Atatürk'ü kendilerine benzetmek isteyen eciş bücüşlerle, Kemalistleri bölmek, gençleri şaşırtmak isteyenlerin en aptalca buluşlarından birisidir.

- Kemalist olmak için atesit olmak şart mıdır ?

Hayır, bu da yine Atatürk'ü dar kalıplara sokmaya kalkıp kendilerine benzetmek isteyen "basmakalıp"cıların düşüdür .

Atatürk gibi bir evrenseli kendi dar köşelerine oturtmak isteyenler zaten Kemalist olamazlar.

Kemalist'in "Tanrı var" veya "Tanrı yok" diyenlerin "inanç" kavgasında (dayatma olmadığı sürece) taraf tutması Kemalizm'in "laiklik" ilkesine ters düşer, bağdaşmaz.

Kemalist de Kemalizm de soyutla değil yaşamın somut gerçekleriyle uğraşır.

Ayrıca "Kemalizm" Atatürk'ü kolonlamak/kopyalamak demek değildir; onun için Atatürk'ün kişisel görüşleri, inancı, özel yaşamı ne olursa olsun önemli olan "O"nun laik olması, Laikliğin de Kemalizmin olmazsa olmazlarından biri olmasıdır.

Hürafelere, doğmalara karşı olmak ise ateistlik değildir

- Ama Kemalizmin atesitlik demek olduğunu yalnız şeriatçılar değil Kemalistler de söylüyorlar !

Bazı "kemalistler"in "şeriatçılar"ın oyununa gelip onlarla birleştikleri ortak savlardan biridir bu. Yararının ya da zararının kime olduğunu ise zaman gösterecektir. Ayrıca Atatürk "ateistlik"i toplum için yaşamsal/kaçınılmaz bir gereklilik olarak görüp "elzem"bulsaydı onu da bir 7. ok olarak CHP tüzük ve programına alabilir ya da en azından satır aralarına koyabilirdi; yapmadığına göre üzerinde tartışmak biraz da abesle iştigal etmektir.

Dinli veya dinsiz olmak kişinin bileceği bir iştir.

- Atatürk'ün "batı uygarlığını" hedef göstermiş olması bugün her koşul da AB'ye girmemizi gerektirmez mi ?

Hayır gerektirmez :

1) İki şeyi birbirinden ayırmak gerekir; bir topluluğa eşit güçle eşit hak ve koşullarla katılmak başkadır,30 bin dolar yıllık gelire ulaşmış ülkeler topluluğuna 3 bin dolarla zengin evine fakir damat olarak içgüveyisi gibi girmek başka.

Ayrıca üretimini artıramamış, dolayısıyla adambaşı ulusal geliri 3-5 bin Dolar olan 65-70 milyonluk bir Türkiye'nin "eşit" olarak ortak/üye yapılması 30 bin dolar gelirli ülkelerin gelirlerinde düşüşe neden olabilir, ki bu riski hiç bir AB ülkesi hükümeti gögüsleyemez.

Onların görevi halklarının ulusal gelirlerini ve gönençlerini artırmak için yeni pazarlar bulmaktır.

Dolayısıyla ya Türkiye'yi "özel konumlu üye" yapacaklar ya da oyalayacaklardır.

Bize düşen "ürettiğimiz kadar tüketmek" olmalıdır: Daha fazla tinsel ve özdeksel (maddi ve manevi) tüketim ancak daha fazla tinsel ve özdeksel üretimle mümkündür. (Maddi ve maneviden kasıt kültür, sanat,yazın, teknik, bilim,serbest zaman; kısacası çağdaşca yaşamak için ne gerekiyorsa onlardır.) Türkiye konumundaki bir ülke ekonomik, toplumsal sorunlarının çözümünü"turistler"e havale edemez; salt "turizm gelirleri" ile bütçe hesapları ve kalkınma planları yapılamaz: Turizm, turiste, yani dışa bağımlılığı artıran, tembelliği teşvik edip yaratıcılığı tekniği ve sanayii frenleyen başka ülkelerin ekonomik ve politik konjunktürlerine bağlı, güvenilemeyecek bir sektördür.

(Kuşkusuz turizmi küçümseyip üstünü çizmiyoruz ama bir ülkenin ve ulusun geleceğinin de Turizm gelirlerine bağlanamayacak kadar güvenilir olmadığının altını çizmek istiyoruz.)

2) Ve hepsinden önemlisi bazılarının yutturmak istediği gibi Atatürk "her koşulda her şeye rağmen batı" deseydi, batı zaten gelip, hazır içimize kadar girip koşullarını dayatmışken savaşa ve riske girmeye ne gerek vardı.

3.) Atatürk'ün "batı" demesi o anda doğu toplumlarında bilim yaratıcılık ve kendine güven yerine hürafelerden medet uman, herşeyi Allahtan bekleyen kaderciliğin eğemen olması buna karşın batıda ise akılcılığın ve bilimin ağır basmasından kaynaklanmaktadır; yoksa batının çıkarcı, bencil, riyakar iki yüzlü yanına bayıldığından değil. Kısacası o yıllarda "akılcılık" Afrika'da ya da Eskimolar'da eğemen olsaydı Atatürk de yönümüzü güneye/Afrika'ya veya kuzeye/ kutuplara çevirmemizi isteyecekti. Dolayısıyla burada "batı", "batılaşma" daha çok simgeseldir; doğuya giderek de batıya ulaşılabilir; işin özü "muassır medeniyet seviyesi"ne erişmek" özetle "çağdaşlaşmak"tır, "uygarlaşmak"tır, akıl ve bilimdir, gerisi ise "laf-ü güzaf"tır yani "boş laf"tır.

(Kuşkusuz ilerideki gelişmeler AB üyeliği ile ilgili yukarıdaki varsayımlarımızı oranlamalarımızı yalanlayabilir ama "çalışmak, üretmek ve ürettiğimiz kadar tüketmek, başkalarına bağımlı olmamak" gibi evrensel gerçekleri değiştirmez.)

- Bazı, işyerlerinde, akademik mesleklilerin bürolarında, ticarethanelerde vs. Atatürk resimleri asılı; özel yerlere Atatürk resimlerinin asılması mecburiyeti var mı ?

Hayır, resmi daireler dışında Atatürk resmi asılacak diye bir mecburiyet yok.

- Atatürk resmi asmak Kemalist/Atatürkçü bir tavrı ve Atatürk sevgisini yansıtır mı?

Her Atatürk'ü sevdiğini söyleyenin Atatürkçü olamayacağını yukarıda açıkladık. Her Atatürk'ü sevenin, resmini asanın Atatürkçü olması gerekmez bunlar "Atatürksever" yani "sempatizan" olabilirler: Bir kez daha; " Atatürk evrensel bir kişiliktir" dolayısıyla "ancak şunlar sevebilir, bunlar sevmez" gibi bir yasak konulamaz; sevmek de sevmemek de özgür irade işidir, kimsenin tekelinde değildir. Dolayısıyla kimseye "Atatürk'ü evme"denilemeyeceği gibi, resim asmasına da karışılamaz. Burada da ölçü asan kişinin davranışıdır; Kemaliste yakışır bir şekilde davranmıyorsa o zaman ya sadece sempatizandır, ya havaya uymak için asmıştır ya da gözboyamak için.

- Atatürk "barışçı"mıydı "savaşçı"mıydı ?

Ne o, ne de öbürü, ya da her ikisi birden. Koşullar ne gerektirdiyse oydu: Savaş'da Yunan bayrağını yerden kaldırırken, savaşın sıcağına rağmen Venizelos'la barış imzalarken ne kadar barışçı idiyse "barış"ta da Hatay konusunda hasta hasta çizmesini çekecek kadar savaşçıdır.

Kısacası O'nun bir tek koşulu, bir tek ölçüsü vardır; TÜRK ULUSUNUN ÇIKARLARI !

Her şey ona göre yapılacak, her adım ona göre atılacaktır.

Bu nedenle " Mustafa Kemal savaşçıydı" "Atatürk barışçıydı " gibi ayırım yapmaya kalkanlar

demogaji yaparak kafa karıştırmaktadırlar.

Ö Z E T L E :

BİR: Her Atatürk'ü seven Atatürkçü değildir ATATÜRKSEVERdir yani SEMPATİZANdır:

İKİ: Her Atatürkçü MİLİTANDIR, yani kendini Kemalizm ülküsüne adamış erdemli ilkeli özverili kişidir:

ÜÇ: Her KEMALİST laiktir ama her LAİK Kemalist değildir;:

DÖRT: Her ATEİST Kemalist değildir; her KEMALİST de ateist değildir.

DOLAYISIYLA;

  • Ateist'in din ile ilgili görüşleri;
  • Dinci'nin ateist ile ilgili düşünceleri;
  • Laik'in dinci ile ilgili söylemleri;
  • Sempatizanın dedikleri;
  • Liberal yazarın köşesinde yedikleri;
  • Bürosuna Atatürk resmi asanların marifetleri

KEMALİZMİ ve KEMALİSTLERİ BAĞLAMAZ !

..................................

Sevgilerle.

* * * * * *

Bir de AB-testi:

4 TÜR "AB-KOLİK" VARDIR:

1. "AB OLMAZSA OLMAZ." DİYENLER;

2. "AB OLMAZ OLSUN" DİYENLER;

3. "AB OLSA DA OLUR OLMASA DA OLUR" DİYENLER

4. "AB OLACAKSA ONURLU OLSUN" DİYENLER.

SİZ HANGİ KOLİKLERDENSİNİZ ?