| - "Laikler"
aynı zamanda da "Kemalist" midirler?
Hayır, herkes laik olabilir; Atatürk'ü tanımayan
bir Çinli de laikliği benimseyebilir ama Kemalist değildir ya da Atatürk'ü tanıyan
bir Fransız laik olmayabilir. Laiklik de Kemalistlik de doğal bir yükümlülük değil,
bir özgür istenç işidir.
Laiklerin Kemalist olmak gibi bir
"yükümlülükleri" yoktur ama Kemalistler laik olmakla yükümlüdürler:
Kemalistlik laik olmanın koşulu değildir ama
laiklik Kemalist olmanın koşullarından birisidir..
- Atatürk'ü sevmek "Atatürkçü"
olmak için yeterli midir ?
Hayır,sevmek de bir gönül işidir, kimsenin
tekelinde değildir; herkes herkesi sevebilir: Atatürk'ü bir katil de sevebilir, bir
kaçakçı da, bir Japon da, bir Afrikalı da (hatta Abdullah Öcalan da dahil olmak
üzere herkes) sevebilir, bunlar ancak "Atatürksever" yani "sempatizan"dırlar.
Oysa "Kemalist" olmak yalnız bir gönül
işinden öte, üst düzeyde bir gönüllülük, ve bilinç işidir; kişinin
kendisini Kemalizm ülküsüne adaması, gönüllü olarak sorumluluk
yüklenmesidir, yani "militanlık"dır; bu da özverili olmayı, örnek
ve erdemli davranmayı gerektirir.Ne rakıyı leblebiyle içmekle, ne de "Atatürk
büyük adamdı" demekle Kemalist olunamaz,i olunsa olunsa ancak şekilci/taklitçi
olunur.
"Militanlık"tan kasıt kişinin
Kemalizm'i geçimini sağladığı özuğraşının yanısıra bir ikinci uğraş veya
görev olarakgörüp, kendisini Kemalizm ülküsüne adaması ve Kemalizmin yayılması,
benimsenmesi için gerekeni yapması, "karınca kararınca" katkıda
bulunmasıdır.Yani bir amatör gibi sevip kendisini verecek, bir profesyonel gibi
bilinçli planlı disiplinli çalışacaktır.
- Kemalizm'le Atatürkçülük arasında fark
var mıdır ?
Hayır her ikisi de aynıdır; evrensel bir kişilik
olan koskoca Atatürk'ü kendilerine benzetmek isteyen eciş bücüşlerle, Kemalistleri
bölmek, gençleri şaşırtmak isteyenlerin en aptalca buluşlarından birisidir.
- Kemalist olmak için atesit olmak şart
mıdır ?
Hayır, bu da yine Atatürk'ü dar kalıplara
sokmaya kalkıp kendilerine benzetmek isteyen "basmakalıp"cıların düşüdür
.
Atatürk gibi bir evrenseli kendi dar köşelerine
oturtmak isteyenler zaten Kemalist olamazlar.
Kemalist'in "Tanrı var" veya "Tanrı
yok" diyenlerin "inanç" kavgasında (dayatma olmadığı sürece)
taraf tutması Kemalizm'in "laiklik" ilkesine ters düşer, bağdaşmaz.
Kemalist de Kemalizm de soyutla değil yaşamın
somut gerçekleriyle uğraşır.
Ayrıca "Kemalizm" Atatürk'ü
kolonlamak/kopyalamak demek değildir; onun için Atatürk'ün kişisel görüşleri,
inancı, özel yaşamı ne olursa olsun önemli olan "O"nun laik
olması, Laikliğin de Kemalizmin olmazsa olmazlarından biri olmasıdır.
Hürafelere, doğmalara karşı olmak ise ateistlik
değildir
- Ama Kemalizmin atesitlik demek olduğunu
yalnız şeriatçılar değil Kemalistler de söylüyorlar !
Bazı "kemalistler"in
"şeriatçılar"ın oyununa gelip onlarla birleştikleri ortak savlardan biridir
bu. Yararının ya da zararının kime olduğunu ise zaman gösterecektir. Ayrıca
Atatürk "ateistlik"i toplum için yaşamsal/kaçınılmaz bir gereklilik olarak
görüp "elzem"bulsaydı onu da bir 7. ok olarak CHP tüzük ve programına
alabilir ya da en azından satır aralarına koyabilirdi; yapmadığına göre üzerinde
tartışmak biraz da abesle iştigal etmektir.
Dinli veya dinsiz olmak kişinin bileceği bir
iştir.
- Atatürk'ün "batı uygarlığını"
hedef göstermiş olması bugün her koşul da AB'ye girmemizi gerektirmez mi ?
Hayır gerektirmez :
1) İki şeyi birbirinden ayırmak
gerekir; bir topluluğa eşit güçle eşit hak ve koşullarla katılmak başkadır,30
bin dolar yıllık gelire ulaşmış ülkeler topluluğuna 3 bin dolarla zengin evine
fakir damat olarak içgüveyisi gibi girmek başka.
Ayrıca üretimini artıramamış, dolayısıyla
adambaşı ulusal geliri 3-5 bin Dolar olan 65-70 milyonluk bir Türkiye'nin
"eşit" olarak ortak/üye yapılması 30 bin dolar gelirli ülkelerin
gelirlerinde düşüşe neden olabilir, ki bu riski hiç bir AB ülkesi hükümeti
gögüsleyemez.
Onların görevi halklarının ulusal gelirlerini ve
gönençlerini artırmak için yeni pazarlar bulmaktır.
Dolayısıyla ya Türkiye'yi "özel konumlu
üye" yapacaklar ya da oyalayacaklardır.
Bize düşen "ürettiğimiz kadar
tüketmek" olmalıdır: Daha fazla tinsel ve özdeksel (maddi ve manevi) tüketim
ancak daha fazla tinsel ve özdeksel üretimle mümkündür. (Maddi ve maneviden
kasıt kültür, sanat,yazın, teknik, bilim,serbest zaman; kısacası çağdaşca
yaşamak için ne gerekiyorsa onlardır.) Türkiye konumundaki bir ülke ekonomik,
toplumsal sorunlarının çözümünü"turistler"e havale edemez; salt "turizm
gelirleri" ile bütçe hesapları ve kalkınma planları yapılamaz: Turizm,
turiste, yani dışa bağımlılığı artıran, tembelliği teşvik edip
yaratıcılığı tekniği ve sanayii frenleyen başka ülkelerin ekonomik ve politik
konjunktürlerine bağlı, güvenilemeyecek bir sektördür.
(Kuşkusuz turizmi küçümseyip üstünü
çizmiyoruz ama bir ülkenin ve ulusun geleceğinin de Turizm gelirlerine bağlanamayacak
kadar güvenilir olmadığının altını çizmek istiyoruz.)
2) Ve hepsinden önemlisi
bazılarının yutturmak istediği gibi Atatürk "her koşulda her şeye rağmen
batı" deseydi, batı zaten gelip, hazır içimize kadar girip koşullarını
dayatmışken savaşa ve riske girmeye ne gerek vardı.
3.) Atatürk'ün "batı"
demesi o anda doğu toplumlarında bilim yaratıcılık ve kendine güven yerine
hürafelerden medet uman, herşeyi Allahtan bekleyen kaderciliğin eğemen olması buna
karşın batıda ise akılcılığın ve bilimin ağır basmasından kaynaklanmaktadır;
yoksa batının çıkarcı, bencil, riyakar iki yüzlü yanına bayıldığından değil.
Kısacası o yıllarda "akılcılık" Afrika'da ya da Eskimolar'da eğemen
olsaydı Atatürk de yönümüzü güneye/Afrika'ya veya kuzeye/ kutuplara çevirmemizi
isteyecekti. Dolayısıyla burada "batı", "batılaşma" daha çok
simgeseldir; doğuya giderek de batıya ulaşılabilir; işin özü "muassır
medeniyet seviyesi"ne erişmek" özetle "çağdaşlaşmak"tır,
"uygarlaşmak"tır, akıl ve bilimdir, gerisi ise
"laf-ü güzaf"tır yani "boş laf"tır.
(Kuşkusuz ilerideki gelişmeler AB üyeliği ile
ilgili yukarıdaki varsayımlarımızı oranlamalarımızı yalanlayabilir ama "çalışmak,
üretmek ve ürettiğimiz kadar tüketmek, başkalarına bağımlı olmamak" gibi
evrensel gerçekleri değiştirmez.)
- Bazı, işyerlerinde, akademik mesleklilerin
bürolarında, ticarethanelerde vs. Atatürk resimleri asılı; özel yerlere Atatürk
resimlerinin asılması mecburiyeti var mı ?
Hayır, resmi daireler dışında Atatürk resmi
asılacak diye bir mecburiyet yok.
- Atatürk resmi asmak Kemalist/Atatürkçü bir
tavrı ve Atatürk sevgisini yansıtır mı?
Her Atatürk'ü sevdiğini söyleyenin Atatürkçü
olamayacağını yukarıda açıkladık. Her Atatürk'ü sevenin, resmini asanın
Atatürkçü olması gerekmez bunlar "Atatürksever" yani "sempatizan"
olabilirler: Bir kez daha; " Atatürk evrensel bir kişiliktir" dolayısıyla
"ancak şunlar sevebilir, bunlar sevmez" gibi bir yasak konulamaz; sevmek de
sevmemek de özgür irade işidir, kimsenin tekelinde değildir. Dolayısıyla kimseye
"Atatürk'ü evme"denilemeyeceği gibi, resim asmasına da karışılamaz.
Burada da ölçü asan kişinin davranışıdır; Kemaliste yakışır bir şekilde
davranmıyorsa o zaman ya sadece sempatizandır, ya havaya uymak için asmıştır ya da
gözboyamak için.
- Atatürk "barışçı"mıydı
"savaşçı"mıydı ?
Ne o, ne de öbürü, ya da her ikisi birden. Koşullar
ne gerektirdiyse oydu: Savaş'da Yunan bayrağını yerden kaldırırken, savaşın
sıcağına rağmen Venizelos'la barış imzalarken ne kadar barışçı idiyse
"barış"ta da Hatay konusunda hasta hasta çizmesini çekecek kadar savaşçıdır.
Kısacası O'nun bir tek koşulu, bir tek
ölçüsü vardır; TÜRK ULUSUNUN ÇIKARLARI !
Her şey ona göre yapılacak, her adım ona göre
atılacaktır.
Bu nedenle " Mustafa Kemal savaşçıydı"
"Atatürk barışçıydı " gibi ayırım yapmaya kalkanlar
demogaji yaparak kafa karıştırmaktadırlar.
Ö Z E T L E :
BİR: Her Atatürk'ü seven Atatürkçü
değildir ATATÜRKSEVERdir yani SEMPATİZANdır:
İKİ: Her Atatürkçü MİLİTANDIR, yani
kendini Kemalizm ülküsüne adamış erdemli ilkeli özverili kişidir:
ÜÇ: Her KEMALİST laiktir ama her LAİK
Kemalist değildir;:
DÖRT: Her ATEİST Kemalist değildir; her
KEMALİST de ateist değildir.
DOLAYISIYLA;
- Ateist'in din ile ilgili görüşleri;
- Dinci'nin ateist ile ilgili düşünceleri;
- Laik'in dinci ile ilgili söylemleri;
- Sempatizanın dedikleri;
- Liberal yazarın köşesinde yedikleri;
- Bürosuna Atatürk resmi asanların marifetleri
KEMALİZMİ ve KEMALİSTLERİ BAĞLAMAZ !
..................................
Sevgilerle.
* * * * * *
Bir de AB-testi:
4 TÜR "AB-KOLİK" VARDIR:
1. "AB OLMAZSA OLMAZ." DİYENLER;
2. "AB OLMAZ OLSUN" DİYENLER;
3. "AB OLSA DA OLUR OLMASA DA OLUR" DİYENLER
4. "AB OLACAKSA ONURLU OLSUN" DİYENLER.
SİZ HANGİ KOLİKLERDENSİNİZ ? |