KMERIHGLW.jpg (2327 bytes)

ATATÜRK: RADİKAL, HÜMANİST, POZİTİVİST

CUMHURİYET

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Vatandaş İçin Medeni Bilgiler S:32-34

ATATÜRK'ÜN EL YAZILARI İLE

 

"Demokrasinin, bütün manasiyle, ideali, milletin heyeti umumiyesinin, aynı zamanda, idare eden vaziyette bulunabilmesini, hiç olmazsa, devletin son iradesini, yalnız milletin ifade ve izhar etmesini ister." Maatteessüf, milletlerin, kesreti nüfusu, fikrî terbiye dereceleri, idealin tatbikinde; büsbütün idealden mahrumiyeti mucip olabilecek ihtiyatsızlıklardan içtinabı muciptir. Binaenaleyh, demokrasi prensibinin en asri ve mantıkî tatbikini temin eden hükümet şekli, cumhuriyettir.

Cumhuriyette son söz, millet tarafından müntehap meclistedir. Millet namına her türlü kanunları o yapar. Hükümete itimat eder ve onu ıskat eder. Millet, vekillerinden memnun olmazsa, (muayyen zamanlar nihayetinde) başkalarını intihap eder. Millet, hâkimiyetini, devlet idaresine iştirakini, ancak, zamanında reyini kullanmakla temin eder. Cumhuriyette hükûmet herhangi bir usulde, mahdut bir zaman için müntehap bir reisicumhura tevdi olunur. Başvekili o gösterir, hükümet heyetini teşkil edecek vekilleri, başvekil meb'uslardan intihap eder.

Cumhuriyet, milletvekillerinden mürekkep meclisi ve mahdut zaman için müntehap devlet reisiyle, hâkimiyeti milliye’ nin mahfuziyetini en iyi zamindir. Cumhuriyette, Meclis, Reisicumhur ve hükümet, halkın hürriyetini, emniyetini ve rahatını düşünmek ve temine çalışmaktan başka bir şey yapamazlar.

Çünkü bunlar, bilirler ki, kendilerini iktidar ve salâhiyet mevkiine, muayyen bir zaman için, getiren irade ve hâkimiyetin sahibi olan millettir; ve yine bunlar bilirler ki, iktidar mevkiine, saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Millete karşı vaziyet ve vazifelerini suiistimal eyledikleri takdirde, şu veya bu tarzda, millî iradenin, kendi haklarında dahi tecellisine maruz kalabilirler. Millet tarafından, millet namına, devleti idareye mezun kılınanlar için, icabında millete hesap vermek mecburiyeti, lâubalilik ve keyfî hareketle telif kabul edemez.

Hükümdarlık, Oligarşi:

Başlarında hâlâ, Allah’ın vekili, gölgesi sıfatını muhafaza etmekte bulunan hükümdarlar bulundurmakla beraber ,hâkimiyetini kazanmış milletler olduğundan bahsetmittik. Filhakika, bu milletlerin mensup oldukları devletler, milletin intihap ettiği vekillerin teşkil ettikleri meclislere maliktir. Milletin hâkimiyetini bu meclisler temsil eder, hükümdar devleti temsil eder. Hükümet teşkil eden vatandaş, nazarî olarak hükümdar tarafından intihap olunur. Fakat, hakikatte, hükümet reisi, milletin itimat ettiği kuvvetli, siyasî fırkaların liderleridir; bunların teşkil ettikleri hükümetler, millet ve memleketi idare ederler ve meclise karşı mes'uldürler. Bu izah ettiğimiz hükümetler temsilîdirler, ve demokrasi prensibi caridir. Fakat, bunlar tam manasiyle demokrat hükümetler değildir.

Devletlerin şekilleri yekdiderine nazaran, bazı farklarla çok değişir. Bununla beraber cümlesi devlet şekilleri bahsinde mütalea ettiğimiz şekillere irca olunabilir. Hükümdarlık, oligarşi, halk cumhuriyeti.

Kendine hususi bir din izafe eden (teokratik) devlet te vardır. Rus Çarlığı ile Osmanlı Saltanatı böyle idiler. Çar kilisenin reisi, sultanlar da halife unvanını takınmışlardı. Kezalik dini siyasetten ayırmış lâik hükumetler vardır :Amerika, Fransa, Türkiye Cumhuriyetleri gibi. Hükümdarlıklarda, devlet riyaseti makamına veraset tarikiyle gelinir. Kuvvetinin ve salâhiyetinin Allah’tan geldiğini ve yalnız ona karşı, âhırette, hesap verebileceğini farzeden ve devleti, memleketi mevrus bir malikâne kabul eyliyen bir hükümdar, her türlü kayıttan kendini vareste görür. Böyle bir idarede, milletin benliği hürriyeti mevzuubahs dahi olamaz. Binaenaleyh, salâhiyeti mahdut dahi olsa hükümdarlık tekli demokrasiye, hâkimiyeti milliye prensibine mutabık değildir. Hükümetin, mahdut insanların, sınıfların, elinde bulunması dahi millet mevcudiyetinin asla kabul edemeyeceği bir keyfiyettir. Bütün milletin ekseriyetle, devlet idaresine ittirakine mâni olan bu "oligarşi" usulü de bir zümrenin, kendi menfaatlerini temin için umum millete ait hâkimiyeti, gaspından başka bir şey değildir.

TÜRK DEVLETİNİN ESAS TEŞKİLÂTI

Türkiye Cumhuriyetinin Teşkilâtı Esasiye Kanunu, en asrî hâkimiyeti milliye esaslarını, hükümlerini ihtiva eder. Birkaç maddesini, daima hatırda tutmak için burada aynen tekrar edelim .

a) "Hâkimiyet, bilâkaydü şart milletindir".

b) "Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin yegâne ve hakikî mümessili olup, millet namına hakkı hâkimiyeti istimal eder".

c) "Teşri salâhiyeti ve icra kudreti Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder".

Bizim telâkkimize göre siyasî kuvvet, milli irade ve hâkimiyet, milletin vahdet halindeki müşterek şahsiyetine aittir, birdir, taksim ve tefrik ve ferağ olunamaz. Millette olduğu gibi, onun mümessili olan tek mecliste mütemerkizdir. Yani taksimi kuvva nazariyesi bizim için esas değildir. Buna nazaran :

Türk milletinin idare şekli vahdeti kuvva esasına müstenit olan bugünkü devlet şeklimizdir. Bu şekilde Büyük Millet Meclisi, millet namına hâkimiyet hakkını kullanır; Reisicumhur ve İcra Vekilleri Heyeti onun içinden çıkar. Hâkimiyet birdir, kayıtsız şartsız milletindir. Devlet teşekküllerinin en muvafığı budur. Yalnız vazifeler şu suretle gördürülür :

d) "Meclis teşriî salâhiyetini bizzat istimal eder".

e) "Meclis, icra salâhiyetini, kendi tarafından müntehap Reisicumhur ve onun tayin edeceği bir İcra Vekilleri Heyeti marifetiyle istimal eder. Meclis, hükûmeti her vakit murakabe ve ıskat edebilir".

f) "Hakkı kaza millet namına, usulü ve kanun dairesinde müstakil mehakim tarafından istimal olunur".